Ελληνικά | English
Kibris Cumhuriyeti Uyum Koordinatörü Bürosu Uyum Koordinatörü Bürosu

En Sık Karşılaşılan Sorular | Yol Haritası | Linkler | Bize Ulaşın 

Tarama:

Tarama

Özel Tarama          

Ab'ye Tamüyeliğin Yararlari
English Ελληνικά  
YazdırYazdır



AB’YE TAM ÜYELİĞİN YARARLARI

Avrupa Müktesebatının uygulanmasından kaynaklanan sorulara ilgili başlıklar altında yanıtlar:

1.İstihdam ve Sosyal Konular
İstihdam ve Emeklilik
İş Gücünün Serbest Dolaşımı
Çalışanlar

2. Tarım
Ortak Pazar Örgütleri
Süt Urünlerı Alanı
Meyva Sebze Alanı
Yumurta ve Kümes Hayvanları Alanı

3. Adalet ve İçişleri Konuları
Polis

4. Tüketiciler
Gıda Güvenliği

5. Mesleki Eğitim
Mimarlar
Kamu Memurları
Gazeteciler
Avukatlar ve Yargı Çalışanları

6. Ticaret
AB Genişlemesinin Ticarete Etkileri

7.Eğitim
Eğitim Personeli ve Eğitim
Üniversite Öğrencileri

8.İşletmeler
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler

9.Kültür

10.Vatandaşlar Toplumu
Sivil Toplum Örgütleri
AB Vatandaşlarının ve Vatandaşlar Toplumu Hakları

11.Ekonomik ve Parasal Birlik
Birliğe Katılan Ülkelerde Euro’nun Kullanımı
AB Bütçesi
Ekonomi

12.Çevre
Toplanan Çöplerin İşlenmesi
Atmosferin Kalitesi
Avcılık ve Tuzakla Av
Yer altı Sularının Kalitesi
Doğanın korunması, Genetik Dönüşüme Uğramış Organizmalar ve Turizm

13. Vergi
Katma Değer Vergisi

Bu bilgiler 2004 Şubat’ında Kıbrıs’taki Avrupa Komisyonu Temsilciği tarafından hazırlandı.


1. İSTİHDAM VE SOSYAL KONULAR

İstihdam ve Emeklilik

Vatandaşların serbest dolaşımı ne getirir?

Vatandaşların serbest dolaşımı ilkesi, istihdam,ücret ve diğer çalışma koşulları ile ilgili AB üyesi devlet çalışanları arasında etnik temelde herhangi bir ayrımcılığı ortadan kaldırmayı hedefler. AB’nin 25 üye devlete genişlemesi ile AB’nin yeni vatandaşları Norveç, İzlanda, Lihtenştayn ve İsviçre de dahil olmak üzere AB’ye üye tüm ülkelerde iş arama hakkına sahip olacaktır. Yurt dışında çalışma için çalışma iznine gerek olmayacaktır. Vatandaşların tümü iş bulma,öğrenim ve eğitim ve dahası kalıcı ikamet amacıyla AB üyesi ülkelerin tümüne gidebilir.

Oraya gitmeden herhangi bir AB ülkesinde iş bulabilir miyim?

Evet. Bunu yapmanın çeşitli yolları vardır. AB içinde EURES diye bilinen ve Avrupa Komisyonu , kamusal istihdam hizmetleri ve çalışma ile ilgili diğer bölgesel ve ulusal kurumları bir araya getiren bir işbirliği ağı mevcuttur. Bu şekilde merkezinde istihdam konusu olan Avrupa Komisyonu, istihdamda kamu hizmetlerini ve diğer bölgesel ve etnik kurumları daha da yakınlaştırdı. EURES olası seyyar çalışanlara AB ve daha başka bazı ülkelerde iş olanağı ve uygun yaşam ve iş koşulları sunuyor. Doğal olarak gidip çalışmayı arzuladığınız ülkenin gazetelerinden ve internet ağından da faydalanabilirsiniz.

EURES- mesleki hareket için Avrupa kapısı:
http://europa.eu.int/eures/index.jsp

AB vatandaşları Kıbrıs’ta çalışabilecek mi ?

Şu an itibarı ile evet. Geçiş döneminin Kıbrıs için geçerli olmadığını belirtmek gerek. Bunun sonucu Birlik üyesi ülke ile üyelik yolundaki ülke vatandaşlarının Kıbrıs’a gelişleri serbest olacaktır.

Yurt dışında çalışmak belirli vasıflara sahip olmam gerekir mi?

Bu yapmak istediğiniz işe bağlıdır. Eğer yapmak istediğiniz iş herhangi bir nitelik gerektirmiyorsa bir başvuru yeterlidir. Fakat bazı nitelikler isteyen somut bir mesleki alanda çalışmak istiyorsanız veya ticaretle uğraşmak istiyorsanız o zaman bunlara sahip olmalısınız. Böylesi bir durumda AB’ ye üye bir ülkede elde edeceğiniz vasıflar yurt dışında da kabul edilecektir. AB mesleki niteliklerin kabul edilmesi ve “ her şeye açık ve herkese açık” bir iş pazarı olgusunda Avrupa politikasının belirlenmesi amacıyla benzer ve esnek bir statü belirlemeye çalışıyor.

Verilen diplomalar farklı üye ülkelerde tanınıyor mu ?

AB üyesi bazı ülkeler ücretle çalışacağın veya kendi işini yapacağın bazı meslek alanlarında diploma, eğitim sertifikası, ünvan ve daha başka belgeler talep ediyor. AB diplomaların ve mesleki eğitimlerin tanınmasını kolaylaştırmak için diplomaların tanınmasında özel bir sistemi işlerliğe koydu ve bu şekilde herhangi bir AB vatandaşına mesleki eğitimini ve sahip olduğu vasıfları AB üyesi bir diğer ülkede değerlendirme olanağı verdi. Burada temel ilke mesleğini kendi ülkesinde icra etmek için ehil olan bir AB vatandaşı kişinin bu mesleği diğer AB üyesi ülkelerde de yapabilme ehliyetine sahip olması şeklinde özetlenebilir.

Yasalar tarafından düzenlenmiş meslekler için gerekli vasıfların tanınması için genel bir sistem belirlenmiştir. Örneğin öğretmen, avukat, mühendis veya psikolog olarak çalışmak istiyorsanız çalışmak istediğiniz ülkeye başvuruda bulunarak bu vasfınızın kabulünü istemelisiniz. Eğitiminizin ev sahibi ülkedekinden süre veya içerik olarak önemli farklar içerdiği düşünülürse eğitiminizi tamamlamak için daha fazla profesyonell tecrübe ve bir mesleki eğitim kursu almanız veya sınava tabi tutulmanız istenebilir.

AB’nin mimarlar için özel kuralları mevcut mu?

Evet mimarların AB içerisinde serbest dolaşımını düzenleyen özel bir direktifi vardır. Mimarlık mesleği, AB genelinde düzenlenen yedi meslekten biridir (diğer altısı doktorluk, diş hekimliği, hemşirelik, veterinerlik, eczacılık, ve ebeliktir ) . Bu yasa mimarın diğer AB üyesi ülkelerce tanınması için gereken şartları düzenler.

Doktorlar, diş doktorları ve eczacılar için AB’nin somut bazı yasalar mı geçerlidir?

Evet. Hem iş arayan hem de serbest çalışmak isteyen doktorlar, diş doktorları ve eczacılar için yönlendirici direktifler söz konusudur. Bunlar hekimlerin almaları gereken mesleki eğitim şartları ve farklı ülkelerdeki profesyonel ünvanları belirler, koordinasyon ve tanınmayı düzenler. Direktif aynı zamanda başka bir ülkede çalışmak isteyen kişiler için vasıfları ve denklik sertifikalarını belgeleyen ve belgelerini onaylayan bir yetkili otoritenin oluşumunu sağlar.

İşletmelerimizde çalışanların çalışma koşularına ilişkin başka hangi değişiklikler bekleniyor?

AB yasaları çalışanların, kendileri açıkça kabul etmedikçe haftada 48 saatin üzerine çalışmaya zorlanamayacaklarını belirtir. Eğer taraflar arasında böylesi bir anlaşma söz konusu ise kendisini ve diğer çalışanları tehlikeye atmama koşulu ile daha uzun süre çalışabilir. 48 saatlik çalışma haftası dört aylık bir süre veya sanayi ve turizmde on iki aylık bir dönem üzerinden hesaplanır.

Çalışma alanında ücretler AB’ ye tam üyeliğimizle birlikte artacak mı?

AB ücretlerle ilgili herhangi bir karar almaz. Ücretler ülkeden ülkeye farklılık gösterir. Bu fark da ekonominin kalkınma düzeyi ile bağlantılıdır. . Yeni üye devletlerin ekonomilerini iyileştirmeleri koşuluyla vatandaşlar ücretlerinde artış bekleyebilir.

AB işyeri güvenliği ve işyerinde sağlık konusunu düzenler mi?

İşyerlerinde sağlık ve güvenlik konularında AB’ ye giriş sonrası uygulamaya koyulacak olan çok sert yasalar söz konusudur . Bunların hedefi çalışanların korunmasıdır. Örnek olarak koruyucuların ( kask takmak, özel giysi giymek, gözlük gibi ) kullanımı zorunludur. Buna ek olarak laboratuarlarda çalışma sadece somut güvenlik koşullarında gerçekleştirilebilir.

AB üyesi ülkelerde işsizlik oranı ne seviyededir ?

2003 Eylülü itibarı ile en düşük işsizlik Lüksembourg’ taydı (%3.8). Alt ülkeler denilen ülkelerde (Ağustosta %4.2), Avusturya’da (%4.5) ve İrlanda’da (%4.7) . Son iki aylık verilere bakıldığında ise Birliğe üye 12 ülke arasında İspanya % 11.2 oranı ile en yüksek işsizliğe sahip olan ülke konumunda. Alt ülkelerde oran 2002 Ağustosunda % 2.8’den 2003 Ağustosuna % 4.2’ye yükseldi. İşsizlik Portekiz’de %5.4’den % 7.4’e, Lüksembourg’ ta % 2.9’dan 3.8’e, önemli bir artış eğilimi gösterdi. İspanya’da %11.5’ten % 11.2’ ye ve Finlandiya’da da % 9.1’den % 8.9’a düştü.

İşsizlik ödenekleri AB’ ye tam üyelikle artacak mı?

İşsizlik ödeneğini her ülke kendi belirler. Aynı zamanda işsizlik ücretinin neyi karşılayacağını ve sistemin nasıl çalışacağını da her ülke kendi belirler.

AB işsizliğe karşı nasıl mücadele eder ve istihdamı artırıcı politikalarını nasıl geliştirir?

AB’ nin istihdam alanında bir Avrupa stratejisi vardır ve çalışanların çalışma hayatına daha iyi hazırlanmasına yardımcı olmak için uygunluk çalışmaları bunun bir parçasıdır. Avrupa Sosyal Fonu ( European Social Fund-ESF) altında AB, iş alanları açılması ve mesleki eğitim için geliştirme programlarına parasal katkı sağlar. Avrupa Sosyal Fonu aynı zamanda kişileri ve örgütleri iş yaşamında ve aile yaşamında destekler.

Gençler arasında işsizliğe karşı nasıl mücadele edilir?

Gençler arasındaki işsizliğe kaşı mücadeleye özel bir önem veriliyor. Hedef her ülkenin her işsiz gence altı aylık süre içerisinde iş sağlamasıdır. Bu, mesleki eğitim, yeniden eğitim, staj, iş veya gerek duyulan mesleki alanlara yönlendirme ve iş yaşamına sonuç alıcı bir şekilde girmeden önce danışmanlık hizmeti vererek kişinin tekrar iş gücü içerisine sokulmasıdır.

Mahkemelerin faaliyet alanlarında değişim olacak mı?

AB yargı sisteminin nasıl çalışacağını belirlemenin yanı sıra , yasaların hakim kılınmasında ve uygulamada adaletin sonuç vermesinde ısrar eder. Bu nedenden dolayı yargı alanına daha fazla yönetsel destek verir.

AB’ ye katılımın emeklilik konusuna bir etkisi olacak mı?

AB emeklilik yaşını kendisi düzenlemez, bu konuda üye ülkeler karar verir. AB üyesi ülkeler Fransa hariç ( bu ülkede emeklilik yaşı 60’tır) daha şimdiden emeklilik yaşını 65’e yükseltmiştir ( erkekler için). Bu konuda karar yetkisi üye devletlerindir. AB’ de onaylanan bir yasaya göre işverenler yaş nedeniyle işe almada ayrımcılık yapamaz.

Alt Ülkeler’deki uygulama: Bu ülkelerde erkek ve kadın devletten emekli maaşı alabilmek için 65 yaşında olmalıdır. Emeklilik nedeniyle işten ayrılma, ödenen primlere göre değil konuma bağlıdır. 2000 Ocağından itibaren bakmakla yükümlü kişisi olmayanlar yıllık 9412 euro ( tatil ödenekleri dışında) ve diğerleri de 13049 euro alır. 18 yaşından küçük bir çocuğu olan ayrılmış çiftler 11731 euro alır. Bu rakamlar 50 yıllık sigorta sonrası verilen en yüksek meblağlardır ve bu 50 yıllık bir süre sigorta demektir. 50 yılın altındaki her yıl için % 2’lik bir kesintiye gidilir.

AB vatandaşı bir kişinin farklı bir ülkeden emeklilik istemesi durumunda emekliliğinde sorumlu kim olacaktır?

Emeklilik maaşı kişinin çalışmış olduğu ve sigorta primi ödediği devlet tarafından karşılanır.

İstihdam ve Sosyal Konulara ilişkin daha fazla bilgi için

http://europa.eu.int/pol/socio/index_en.htm

İş Gücünün Serbest Dolaşımı

Serbest dolaşım ne getirir?

Kişilerin serbest dolaşımı Birlik yasalarının güvence altın aldığı temel özgürlüklerden biridir ve bu kişinin AB üyesi bir başka devlete yerleşme çalışma hakkını da içerir. İç pazarın ve Avrupa vatandaşlığının önemli bir unsurudur. 1 Mayıs 2004 tarihindeki genişlemeden sonra yeni üye olacak bazı ülkelerin ( bu ülkeler AB’ye Katılım Sözleşmesi’nde belirlenmiştir) çalışanlarının serbest dolaşımını engelleyecek bazı ülkeler söz konusudur.

Geçiş düzenlemeleri nelerdir?

Yeni üye devletlerin katılımlarının ilk iki yılında eski üye ülkelerin iş pazarına girişi bu ülkelerin ulusal önlemleriyle politikalarına ya da yeni üye devletlerle imzalayacakları ikili anlaşmalara bağlı olacaktır. Alınacak önlemler için Komisyon’ un resmi bildirim talebi yoktur.

İki yıl sonra ise yani 2006 yılı içerisinde Komisyon geçiş dönemi düzenlemeleri ile ilgili bir rapor hazırlayacak ve bu rapor Avrupa Konseyi’nin bunları yeniden düzenlemesinin temelini teşkil edecektir. Konseyin bunu yeniden düzenlemesi ötesinde üye devletler de üç yılı geçmeyecek olan daha sonraki dönemle ilgili olarak ya ulusal önlemelerini devam ettirecekleri ya da bunları kaldırıp iş gücüne serbest dolaşım hakkı verecekleri yönünde var olan arzuları ile ilgili Komisyon’ u uyarmalıdır.
Sonuç olarak en fazla beş yıl sonra, yani 2009 yılı içerisinde iş gücünün serbest dolaşımı sağlanacaktır. Bununla birlikte eski üye devletler iş pazarında ciddi çalkantılar yaşanması durumunda, Komisyon’dan , ulusal önlemlerini iki yıl daha uygulama için yetki isteyebilir. Bu taleplerinin gerekçeleri nesnel bir şekilde ortaya konmalıdır.

2011 yılından itibaren, tam üyelikten yedi yıl sonra yeni üye devletlerden iş gücü dolaşımı tamamı ile serbest olacaktır.

Geçiş düzenlemeleri hangi ülkeler için kullanılacaktır?

Geçiş düzenlemeleri AB’ ye Katılım Sözleşmesi’ne göre şu ülkeler için uygulanacaktır:
· Çek Cumhuriyeti
· Estonya
· Letonya
· Litvanya
· Macaristan
· Polonya
· Slovenya
· Slovakya
Kıbrıs ile Malta için iş gücünün serbest dolaşımında sınırlama yoktur. Fakat Malta kendi güvenlik koşulları ile bunu uygulayabilir. ( Aşağıya bakınız)

Geçiş düzenlemeleri kimleri kapsar
Geçiş düzenlemeleri şu anda Birlik üyesi olan bir ülkede herhangi bir işverenle iş sözleşmesi imzalayan herhangi bir kişi için geçerli olacaktır.
Eğitim alanında veya Avusturya ile Almanya ‘da inşaat sektörü dışında diğer iş kollarında ve ülkelerde kendi işini kurmak isteyen kişiler için ise uygulanmayacaktır. İş arayan kişiler istihdam konusunda üç ayı geçmemek koşuluyla Birliğin şimdiki üyesi olan veya gelecekte üye olacak olan ülkelerden kamu hizmeti alabilir. Bir diğer Birlik üyesi ülkede üç ayı geçmemek koşuluyla iş arama hakkı ile ilgili şu anda geçerli olan yasalar yeni üye devlet vatandaşlarına da uygulanacaktır. İş isteyen kişiler, işsizlik parasını kendi ülkelerinden talep edecek ve bu parayı eğer bu ülke iş pazarına girmişlerse geçici düzenlemelere göre iş istedikleri ülkede almaları için gerekli çözümler bulunacaktır. Yardımın düzeyi geldiği ülkede geçerli olan düzeyde olacaktır.

Garanti koşulu ne olacaktır?

Eğer üye bir ülke ulusal önlemleri uygulamayı durdurursa ve iş pazarını bütünüyle açarsa , ciddi iş çatışmaların yaşanması durumunda yeni sınırlamalar koyma yetkisi isteyebilir. Ne tür önlemler alacağı ve bunların süresinin ne olacağı konusunda Komisyon ile temasa geçer.

Yeni üye devlet vatandaşları ile ilgili olarak iş pazarında ayrımcılık olacak mı?

Yeni üye devletin, eski üye devlette 1 Mayıs 2004 tarihinde yasal olarak çalışmakta olan ve 12 aylık veya daha fazla bir süre çalışma izni ve çalışma yetkisi olan herhangi bir vatandaşı, bu üye devlette çalışma hakkına sahip olmaya devam edecektir. Fakat diğer eski üye devletlerde otomatik çalışma hakkına sahip olmayacaktır. Eğer bu çalıştığı üye devleti terk ederse geçiş dönemi sonuna dek bu hakkı yitirecektir.

Bir aile üyesinin hakları nelerdir?

Yasal olarak eski üye devletlerin iş pazarında 12 ay veya daha fazla bir süre kabul gören bir çalışanın, tam üyelik öncesi yeni üye devlette oturan ailesi, bu devlette çalışma hakkına sahip olacaktır. Eğer aile tam üyelik sonrası çalışmakta olan aile ferdinin yanına gitmişse burada 18 ay kaldıktan sonra veya tam üyeliğin gerçekleşmesinden üç yıl sonra ( 2007 yılında) çalışma hakkına sahip olacaktır. Bu kişiler aile üyesi çalışanın eşi ve 21 yaşın altındaki çocukları ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerdir.

Üye devletler 1 Mayıs 2004 tarihinden önce uygulamakta oldukları sınırlamalardan daha sert sınırlamalar koyabilir mi?

Hayır. Eski üye devletlerde var olan “istikrar garantileri” 16 Nisan 2003 Avrupa Birliği’ne Katılım Sözleşmesi’ inin imzalanması tarihinde var olan iş pazarına geçiş sınırlamalarının daha da ötesine geçemez , artırılamaz.

Eski üye devlet vatandaşları yeni üye olan ülkelere serbest bir şekilde taşınabilir mi?

Eğer eski üye devletlerden herhangi biri ulusal önlem uygulama kararı alırsa yeni üye devletler de diğer üye devletler için yukarda ifade edilen güvenlik önlemini uygulayabilir. Kıbrıs, üye devletlerin sınırlama koymama kararı aldıkları koşullarda da kendi güvenlik önlemlerini uygulayabilir.

Geçiş düzenlemeleri şu anda eski üye devletleri etkileyecek mi ?

Eski üye bir devlette çalışmak isteyecek olan yine eski bir üye devlet vatandaşı geçiş düzenlemelerinden etkilenmeyecektir.

Farklı üye devletlerin pozisyonları ile ilgili olarak Komisyon ne zaman bilgilendirilecektir?

Komisyon, geçiş döneminin ilk iki yılı içerisinde uygulayacakları ulusal önlemler için yasal olarak yol gösterici olamaz.
Fakat açıklık kazanması için Komisyon, üye devletlerden bu konuda en kısa sürede kendisine bilgi vermelerini istedi. Bu önlemler bilinir hale gelir gelmez Komisyon’ un iş yaşamında hareketlilik internet sayfasında yer alacaktır. Bu sayfanın adresi şöyledir:
http://europa.eu.int/eures

AB’ de çalışmakta olan üyelik yolundaki ülke vatandaşlarının 1 Mayıs 2004 tarihinden sonra durumlarında nasıl bir iyileşme bekleniyor?

Bugüne dek yeni üye ülkelerden çalışanlar, sadece iş koşulları, ücret, işten çıkarma, eski üye devletler arasında hareket ettiğinde sosyal sigorta koordinasyonu ile ilgili eşit yaklaşım görüyordu. Tam üyelik sonrası vasıflarının tanınması ve herhangi üye bir devlette elde ettiği sosyal sigorta süreleri ile ilgili Birlik yasalarından yaralanacaktır.

Sosyal sigortalarla ilgili koordinasyon, geçiş dönemini de kapsıyor mu ?

Bir üye devletten bir çalışan, gerek geçiş anlaşmaları döneminde olsun gerekse serbest dolaşımın verildiği dönemde olsun ( Kanun 1408/71) sosyal sigorta koordinasyon yasalarından kaynaklanan yasalar temelinde uygulanan tüm haklardan yararlanır.

Hakların doğası misafir eden ülkedeki rejime bağlıdır. Bu haklar genelde şunlardır:

· Çalışanının elde ettiği emeklilik hakları ile diğer hakların nakit olarak geldiği ülkeye nakli.
· Çeşitli üye devletlerde yatırılan primlerin bir araya toplanması ve böylece çalışanın yeni sigorta yaptırdığı ülkede yeterli yatırıma sahip olması. Bu düzenlemelerin amacı çalışanın bir üye devletten bir diğerine geçtiğinde sosyal sigorta hakkını yitirmemesidir.
· Eşit yaklaşımın ve özellikle de somutlamak gerekirse bir üye devlet vatandaşının ailelere sağladığı faydaların verdiği haklara geçiş olanağı verilmesi


Çalışanlar

AB’de çalışanlar için temel ilkelerden biri nedir?

AB yasalarına göre cinsiyet, sakatlık durumu, ırk, etnik köken, dini inanç ve yaşa (ilk kez) göre ayrımcılık yasadışıdır.

Haklara saygı gösterilmediğinde gündeme gelen tazminatlar nelerdir?

Herhangi bir kişi haklarına gerekli saygı gösterilmediği düşüncesindeyse bu hakların yeniden tazmini için yargıya başvurabilir. Kadınlarla ilgili herhangi bir biçimde ayrımcılık yapıldığında AB’ nin özel olarak uygulanan bir yasası vardır. Bu yasa tazminat ödenmesini kolaylaştırır çünkü ayrımcılığın kanıtlanması zorunluluğunu kadından alır ve yapmadığını kanıtlaması için işverenine yükler.

Kadın çalışanların hakları nelerdir?

Bir kadın çalışan iş bulmada iş arayan bir erkekten daha fazla zorlukla karşılaşmamalıdır. Bir kadın iş bulduğunda eşit işe eşit ücret almalı ve ücret açısından ayrımcılığa uğramamalıdır. Bu diğer haklar için de geçerlidir. İşveren, kadın çalışanına farklı çalışma koşulları dayatamaz. Kadın çalışan da çalışma saatleri, mesai yapma, izin kullanma, hastalık izni, elbise hakkı gibi konularda, terfi ve işten çıkarma gibi durumlarda erkeklerle aynı haklara sahiptir. Bu mesleki eğitim ile diğer alanlardaki eğitimler için de geçerlidir. Aynı zamanda aynı sosyal sigorta hakkına ve tam gün çalışmadığı durumlarda da dönüşümlülük temelinde tam gün çalışan bir kişi ile aynı haklara sahiptir.

Çalışan anneler için hangi haklar vardır?

Kadınların doğum, doğum sonrası veya bebeğini emzirme dönemi ile ilgili bilmeleri gereken bazı hakları vardır. Örneğin kadının 14 haftalık analık izni vardır ve bunun iki haftası doğumdan önce iki hafta önce veya sonra olmalıdır. Eğer kadın çalışan gece vardiyasında çalışıyorsa bunu güne aktarabilir. Bunun dışında yaptığı iş kendisi veya bebek için tehlike taşıyorsa , işverenin kendisine şirketinde başka bir iş vermesi gerekmektedir . Eğer böylesi bir durum mümkün değilse tehlike geçene dek izin kullanabilir. İşvereni kendisini bu durum nedeniyle işten çıkaramaz.

Bebek doğduğunda ne olur ?
Bebek doğar doğmaz kadın veya partneri bakım izni alabilir ve bu iznin süresi Avrupa yasalarına göre en az üç aydır ve çocuk sekiz yaşına gelene dek kullanılabilir. Bu durum evlatlık edinmede de geçerlidir. “Çocuk bakım izni” biter bitmez eski işine ve şirketteki mevkiine dönebilir. Bu hem kamu sektörü hem de özel sektör için geçerlidir. Bu izinlerin ödemeli olup olmadığı ise ulusal hükümetlerin alacağı karara bağlıdır.

Bedensel özürlülerin durumu nedir?

2000 Kasımında onaylanan bir yasa ile işte ve işteki mevkide özürlülere eşit yaklaşım gösterilmesi güvence altına alındı. Bu yasa 2003 Aralığında uygulamaya kondu. Bu hem dolaylı hem de dolaysız ayrımcılığı kapsar ve sadece sakatlıklar temelinde değil tüm diğer ayrımcılıkları da kapsar. Eğer herhangi bir kişi sakatlığı nedeniyle ayrımcılığa uğradığını düşünüyorsa yargı aracılığı ile işverenine karşı harekete geçebilir. Yasa işvereni tarafından cezalandırılan kişileri de kapsar. Bu yasa sadece iş yeri dışındaki ayrımcılıkları kapsamaz.

... ve yaşlılar
AB herkese yaşam boyu iş , yeniden eğitim ve iş uygunluğu sağlama açısından bir çok girişim üstlendi. Bu , belli bir yaşta olan fazla kişi olarak görülen ve tekrardan iş bulması zor olan kişileri ilgilendirebilir. Buna ilaveten Avrupa Birliği yaşlılıkta aktivitenin korunmasını ve eğiterek daha yaşlı çalışanları iş yaşamında tutmayı destekliyor

AB’nin cinsel taciz konusundaki görüşü nedir?

2005 yılında yürürlüğe girecek olan bir Avrupa genelgesi (EU Directive) yayınlandı ve bu genelgede işverenlerin, cinsel tacize karşı tüm önleyici önlemlerin aldığını kanıtlaması talep ediliyor. Aynı zamanda işveren, işyerinde olumsuz bir davranış olması durumunda bundan sorumlu olacaktır.

İş ve Sosyal Konularda daha fazla bilgi için
http://eoropa.eu/int/pol/socio/index_en.htm
internet sayfasına bakınız.

2. Tarım
Avrupa Birliği’ne üyeliği bir çiftçi için ne anlama gelir?

Tarım alanı, Avrupa Birliği politikalarının en ciddi alanlarından biridir. Aynı zamanda Birlik müktesebatının %60’nı ve bütçesinin de % 40’nı teşkil etmektedir. AB’nin bu alandaki politikası Ortak Tarım Politikası “CTP` olarak bilinir. AB’nin tarım alanındaki hedeflerini şöyle sıralayabiliriz
n çevreyi dikkat alınarak tarım üretiminin ileri götürülmesi
n Tarım alanındaki nüfusa yüksek bir yaşam standartının sağlanması
n Pazarda istikrarın sağlanması
n Düzenli arzın garanti altına alınması
n Tüketiciler için mantıki fiyatların sağlanması

Ortak Tarım Politikası (CAP) Avrupalı çiftçilere önemli bir ekonomik destek sağlar. CAP’dan yararlanmayan tek bir çiftçi yoktur. Tarımsal kalkınma gibi bazı güçlendirici alanlardan, çiftçilerin tümü de yarar sağlar. Diğer katkılar ise ne tür üretim yapıldığına bağlıdır.

Katkının önemli bir kısmı genellikle, tarım alanlarının hemen hemen tümünde faaliyet gösteren ve pazar ortak örgütler olarak adlandırılan örgütler aracılığı ile gerçekleştirilir. Bu tür örgütler sadece patates için yoktur. Bugünkü Birlik üyesi devletlerde hububat ve arpa üreten çiftçiler, yetkililer tarafından belirlenen oran temelinde birim başına direk bir yardım alırlar. Büyük ve küçük
baş hayvan besleyicileri büyük baş hayvanlar için prim, kesim primi, küçük baş hayvanlar için prim ve ek ödeme alırlar. Süt üreticileri üretilen sütün kalitesine bağlı olarak garanti altına alınmış bir miktar gelir ve üretilin süt için belli bir kotaya ek prim alırlar. Garanti altına alınmış zeytin yağı kotası ve daha baΊka alanlar için de destekleme vardır.

Kıbrıslı çiftçiler “ garanti edilmiΊ olumlu son “ olarak adlandırılan olgudan paylarına düΊeni çok basit ve pratik bir yolla, yani tarım açısından iyi durumda olan iΊlenmiΊ her dekar alan için ortak dekar başı ödeme aracılığı alacaktır. Buna ilaveten , Kıbrıslı çiftçiler ortak dekar başı ödeme dışında meyve ve sebze alanında üretici örgütlerini güçlendirme, meyve suyu üretimi için narinciye , bağların bakımı v.s için yardım da alacaktır.

AB’nin yeni üye ülkelere direk ödemeleri azalttığı bir gerçektir, fakat buradan doğan boΊluğu tarımda kalkınma için ayrılan sermayenim artırılması ve yeni üyelere özel bir dizi statü altında yaptığı ödemelerle kapatmıştır.

Üretimimi ve çiftliğimi geliΊtirmem için AB bana yardım edecek mi?

Evet... Yukarda belirtildiği gibi , AB, Kıbrıs’ta tarım alanın kalkınması için çok önemli bir meblağ ayırmıştır. AB çiftçilerin çalışmalarının , çevrenin korunması açısından ek bir değere sahip olduğu görüΊündedir. Tam üye olacak yeni ülkelerden Avrupalı her çiftçi , sadece üretimini modernize etmek ve kırsal alanda turizm ve yerel sanatlar gibi alternatif gelir düzeyini yükseltici katkılar değil ayrıca tarım-çevre programlarını uygulamak için de ekonomik yardım alacaktır. Bu alanlar 75 milyon evrosu birlik sermayesinden gelecek olan 150 milyon evronun üzerinde toplam bir bütçeye sahip 2004-2006 dönemi Tarımsal Kalkınma Programı’ndan da finanse edilecektir.

Hellimin AB pazarına sürülmesi mümkün olacak mı?

Evet, AB’nin coğrafi alan programı çerçevesinde hellimi aynı ad altında AB pazarına sürme mümkündür.

Besi Hayvanları için AB’nin standartları nelerdir?
AB’de, tavuk, sığır ve yoğun üretim sistemindeki hayvanları gibi besi hayvanların korunması için biri dizi yasa onaylamıştır. Genelde gıda olarak üretilen veya yününden, derisinden, kürkünden ve diğer daha baΊka alanlarda yararlanmak için beslenen her tür hayvanı koruyucu yasalar vardır. Tüm bu kanunlar “Besi Hayvanları Korunması için Avrupa SözleΊmesi” temelinde oluΊturulmuΊtur.


AB hayvan hastalıkları ile bitkisel hastalıklarına karşı nasıl mücadele eder?

AB’in hayvan ve bitki hastalıklarının yayılmasını önleme konusunda çok katı kuralları vardır. Tüm hayvanlar tescil edilmiΊ olmalıdır ve hayvan hastalıkları çiftliklerden yemek masasına gelinceye dek kontrol edilir. Bitki sağlığı konusunda da, bitki, meyve ve sebzeler üretiminden bitkilerin, meyvelerin sebzelerin satışına kadar ciddi bir Ίekilde kontrol edilir. Bitkilerin satımına, ancak gerekli sağlık belgeleri olması durumunda müsaade edilir. Herhangi bir hastalığın tespiti durumunda bunun ortadan yok etmek için katı programlar uygulamaya konur.

Birlik muktesabatı tarıma yaklaşımı nedir?

Tarım ana baΊlığı, direk olarak uygulanan çok sayıda bağlayıcı kanunu içermektedir. Bu kanunların doğru uygulanması ve randımanlı bir kamu kurumu tarafından sonuç alıcı bir Ίekilde kontrolü ortak tarım politikasının iΊlemesinde özel bir öneme sahiptir. Bu Ödemeler Fonu ile Entegre İşletme ve Kontrol Sistemi gibi yönetim sistemlerinin kurulmasını ve kırsal kalkınma adımlarının uygulanması için kapasitenin artırılmasını da gerekli kılıyor. Birliğe üyelik yolunda olan ülkeler toprak ürünleri, meyveler, sebzeler ve et dahil bir dizi tarım ürününde ortak pazar organlarına entegre olmaya hazır olmalıdır. Son olarak, bu bölüm, hayvan sağlığının korunması için önemli olan veterinerlik alanına iliΊkin detaylı kuralları ve tohum kalitesi, zararlı organizmalar ve bitkileri koruma ürünleri ile ilgili meseleleri de kapsamına alan bitki sağlığı alanına ve iç pazara sağlıklı besin sunulmasına iliΊkin detaylı kuralları içermektedir.

Devlet katkılarında kriterler değişecek mi ?

Tarım alanındaki devlet katkı kriterleri tam üyelik yılında Birlik muktesabatı ile uyumlaştırılacaktır. Müzakere sürecinde bazı devlet sübvansiyonları 2010 yılına dek devam edebilmesi için Kıbrıs’a bir geçiş dönemi verildi. Bu sübvansiyonlar çok büyüktür ve bu düzeyde sadece Kıbrıslı çiftçilere verildi.

Tam üyelik müzakereleri sırasında taahhüt edilen yükümlükler Kıbrıs’ı tatmin ediyor mu?

Evet, Kıbrıs Bütünsel Yönetim ve Kontrol’le (IACS) , kalite politikası, biyolojik üretim ve toprak ürünleri, devlet katkıları, meyveler, sebzeler, şarap, zeytin yağı, muz, süt, dana eti, koyun eti, domuz eti, kümes hayvanları ve yumurta ile ilgili Ortak Pazar Örgütleri (CMO) ve bunların yanı sıra tarımsal gelişmeyle ilgili yükümlülüklerini özde karşılamıştır. Hayvancılık alanı ile tarımsal bitkiler alanında Kıbrıs, hayvan hastalıklarının kontrolü, canlı hayvan ve hayvan ürünleri ticaret, hayvanlar için iyi yaşam ortamlarının yaratılması ve hayvan bakımı ile ilgili talepleri özde karşılıyor. Bu alanlarda sağlanan ilerleme korunursa, Kıbrıs tam üyelik tarihinde Avrupa müktesebatını uygulama noktasında olacaktır.
AB Tarım İşletmeleri Muhasebe Veri Ağı (FADN) ile, iç pazarda veterinerlik kontrolleri sistemleriyle, bulaşıcı deli dana hastalığı ve (kesilmiş hayvanların toplanması ile ilgili olarak) hayvansal yan ürünlerle , (tarımsal besin tesislerinin geliştirilmesi ile ilgili olarak) kamu sağlığıyla, (artıklarla ilgili olarak) ortak önlemlerle, (tarım ürünleri sağlık belgesi ile ilgili olarak) hayvan beslenmesi ve tarım ürünleri sağlığıyla bağlantılı olan alanlarda başka uğraşıların da yapılmasına gereksinim vardır. Bu alanlarda ortaya konan uğraşılar, tam üyelik anında gerekli uygulamanın yapılması ve işlerliğin sağlanması için hızlandırılmalıdır.

Ortak Pazar Örgütleri

Ortak Pazar nedir?

Ortak Pazar tarımı ve tarım ürünleri ticaretini kapsıyor. “Tarımsal ürün” kavramı topraktan elde edilen ürünleri, hayvansal ürünleri ve bunlara direk bağlı olan ve sanayi işleminden geçmiş ürünleri içerir. Bitkisel ürünler hububat, sebze, üzüm, şarap ve alkollü içkileri kapsıyor. Aynı zamanda zeytin yağı, pirinç, yağlı tohumlar, proteinli bitkiler, işlenmemiş tütün, kurutulmuş ot ve şeker Ortak Pazar’ın bir parçasını teşkil eder. Hayvansal ürünleri ise dana, koyun, keçi, domuz eti, kümes hayvanları eti ,yumurta , süt ve süt ürünlerini kapsar.

Kıbrıs, Ortak Pazar uygulaması hazırlıklarında hangi noktada bulunuyor?

Tarım ürünlerinde dış satım ve iç alım izinlerini verecek, kontrolü yapacak ve ödemeleri onaylayacak sorumlu organlar atandı. Tam üyelik öncesi Buğday Encümeni tekeli de kaldırılmalıdır.
Meyve ve sebzeler için piyasa standartları ve aynı zamanda tüketici örgütlerinin kabulü ile ilgili uygulanması gereken çerçeve yasa onaylandı. Tüketici örgütlerinin tanınması süreci ve işletme kaynaklarının kontrolü ile ilgili uygulanır yasa tam üyelik öncesi onaylanmış olacak. Şimdi ulusal Pazar düzeyinde piyasa standartlarının uygulanmasına dikkat edilmelidir.
Şimdi ve alkollü içkiler alanında, şarap için Tarımsal Pazar Ortak Örgütleri (CMO), tam üyelik öncesi kurulmuş olunacaktır. CMO’nun şarap için tam olarak uygulanmasından Bağ Ürünleri Konseyi’nin varlığı koşullarında bu kurumun yeni görevi üstlenmesi amacıyla yeniden örgütlenmesi nedeniyle özel bir sorun beklenmiyor. Alkollü içkilerin kalitesi ile ilgili yasa yürürlüktedir. Şimdi bağcılık ile tam olarak uyumlaştırılmalıdır.
Avrupa Birliği’nin zeytin yağı alanındaki kalite standartı ile ilgili yasası geçerlidir. Zeytin yağı için kontrol örgütü Devlet Gıda Kalite Kontrol Örgütü tarafından kurulmuştur. Var olan tekel ortadan kaldırıldı ve bu örgüt şimdi zeytin yağı alanına müdahalelerde bulunan bir örgüt olarak çalışmaktadır. Tarımsal Alanda Bilgi Sistemi alanında da ilerlemeler sağlandı. Zeytin üreticilerinin kayıt işlemleri tamamlandı.
Kıbrıs, 1999 yılından beridir, AB taleplerine uyumlaştırılacak olan süt alanında oransallık sitemine sahiptir. Oransallık sistemi için yeni kanunlar hazırlanmaktadır. Bu çalışmalar, süt ve süt ürünleri alanında CMO ( Ortak Tarımsal Pazar Örgütü) oluşturulma taleplerinin hukuksal gereksinimleri için yeniden gözden geçirilmiş yasalara dayanmaktadır. Kıbrıs Süt Ürünleri Sanayi Örgütü CMO mekanizmasının çoğunu uygulamaya koyacaktır.
Muz pazarında standart için uygulanabilir yasa geçirilmiştir. En düşük standarttı ve Tüketici Örgütü’nü tanınma yöntemlerini belirleyen uygulanabilir yasa da onaylanması söz konusudur.

Süt Ürünleri Alanı

Süt ürünleri alanı nasıl etkilenecek?

Dış alım vergiler , tam üyelikle birlikte kalkacak ve süt ürünleri fiyatları düşecektir. –Süt için kota 145 200 tondur. Hayvancılıkta küçük baş hayvanlar için geçiş dönemi beş yıllıktır.—Bu beş yıllık geçiş döneminde sütte yağ oranı % 3.2 olarak kalacaktır. – AB’nin 2009 yılı sonuna dek geçiş döneminde talebi sağlık ve miktardır.—Bu alan Tarımsal Kalkınma Programı çerçevesinde yapılacak ekonomik yardımlardan yararlanacak ve yeniden yapılandırılacak, rekabet eder hale getirilecek ve dahası süt alanında nitelik ve sağlık açısından standart hale getirilecektir.—Bu alan, yeni taleplere yanıt verebilmek için 2010 yılına dek ulusal kaynaklardan direkt olarak .(Özellikle hayvan yemleri tohumları için var olan var olan desteğin kaldırılmasını dikkate alarak.) sübvansiye edilecektir

Kıbrıs’ın süt için ulusal bir kotası olacak mı?
Evet. AB’ye yeni katılacak ülkelerin tümü için belli bir kota belirlendi. Toplam düzey dağıtım ile direkt satışlar arasındadır. Bununla birlikte çiftliklerde tüketilen süt üretimi düzeyi , süt için belirlenen kota ile sınırlanmıyor.
1999 yılından beridir Kıbrıs süt için bir kotaya sahiptir ve bu kota AB’nşn talepleri ile uyumlaştırılıyor. Sütte yeni kota sistemi için yeni kanunlar onaylanacaktır. Kıbrıs Süt Ürünleri Sanayi Örgütü CMO ( Ortak Tarımsal Pazar Örgütü) mekanizmalarının büyü,k bir çoğunluğunu uygulamaya koyacaktır. Süt ve süt ürünleri için CMO oluşması amacıyla gerekli yasal düzenlemeler onaylanmıştır.

Sütte yağ yoğunluğu için ne karar alındı?

Kıbrıs’ın beş yıllık geçiş döneminde % 3.2 oranında yağlı süt satması için gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Bu oran AB’nin talep ettiği orandan yüksektir. % 3.2’lik yağ oranı ile süt sadece Kıbrıs’ta satılabilir veya üçüncü ülkelere ihraç edilebilir.

AB’ye tam üyelikle birlikte çiftliklerdeki dana sayısı etkilenecek mi ?

Kıbrıs’ın, AB kanunlarının müsaade ettiği ve büyük baş hayvanlarda 2010 yılına dek devam edecek olan prim alma düzeyi oranlarına indirmesi için beş yıllık geçiş dönemine sahip olacak. Küçük baş hayvanların yoğunluğu ile ilgili olarak da beş yılık bir geçiş dönemi hakkı elde etmiştir. Kıbrıs bunun yanı sıra hayvanlar için olumlu koşullar öngören yasalara da uymalıdır.

Tüketiciler bu gelişmelerden nasıl etkilenecek?

Şimdilik,süt ürünleri , dış alıma konan vergilerle korunuyor. Bu net bir şekilde tüketiciler için ek bir yüktür, çünkü ithal edilen ürünlere daha fazla bir para ödemek zorunda kalıyorlar. Tam üyelikle birlikte tüm vergiler kalkacak ve böylece bu ürünlerin fiyatları tüketiciler için düşecektir.

Meyva Sebze meyve alanı

Dış alımda vergiler ne zaman kaldırılacak?

Dış alım vergileri 1 Mayıs 2004 tarihine dek kaldırılacaktır. Bu da tüketiciler için fiyatların düşeceği ve yerel ürünlerin rekabete açılacağı anlamına gelir. Fakat çitçiler, fiyatları aşağı çekmek ve dış alımı yapılan sebze ve meyve ürünleriyle rekabet edebilmek için katkılar yerine, bir gelir sistemi veya çeşitli finansmanlarla aracılığı ile korunacaktır.
Kıbrıs ek devlet ödemeleri yanı sıra 2010 yılı başına dek bazı alanlarda geçici ve giderek azalan devlet yardımlarına da sahip olacaktır.

AB üretimimi ve toprağımı geliştirmede bana yardımcı olacak mı?

Evet. Yukarda belirtildiği gibi , AB Kıbrıs’ta tarımsal kalkınma için önemli bir meblağı onaylamıştır. AB’ye göre tarımla uğraşanların yaptıkları çalışmaların çevrenin korunmasına ek bir katkısı vardır. Avrupa Birliği’ne üye olacak ülkelerden her Avrupalı çiftçi sadece üretimini çağdaşlaştırmak ve kırsal alanda turizmi geliştirmek veya yerel zanaatları geliştirmek gibi alternatif gelir kaynakları yaratma amacıyla değil aynı zamanda kırsal alada çevre programlarını uygulamaya sokmak için de mali yardım alacaktır. Bu paralar da 75 milyon eurosu birlik kaynaklarından gelecek olan ve toplam 150 milyon euronun üzerinde olan 2004-2006 dönemi Tarımsal Kalkınma Programlarından karşılanacaktır.

AB’ye giriş yaş meyve sebze alanını nasıl etkileyecek?

Tam üyeliğe kadar bazı ithal meyve ve sebzelerde ithalat vergisi kaldırılacak ve böylece fiyatlar düşecektir. Tam üyelikten etkilenecek alanlardaki çiftçilere ulusal finansmanlardan direkt katkı sağlanacaktır. Kıbrıslı çiftçiler iyi durumda olan her işlenebilir dönüm toprak için birleşik dönüme göre ödeme aracılığı ile garanti edilmiş bir gelir elde edecek.
Kıbrıslı çiftçiler birleşik dönüme göre ödemenin yanı sıra sebze meye alanında üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, meyve suyu üretimi amacıyla ayrılan narinciye için katkı, bağların restore edilmesi için katkı v.s. gibi alanlarda üretici örgütlerinin güçlendirilmesi katkısı alacaklardır. Aynı zamanda tarım üreticileri patates ve diğer ürün alanlarında herhangi bir kota sınırlaması olmaksızın yılın herhangi bir zamanında AB pazarına satış yapabileceklerdir. 2004-2006 döneminde 150 milyon euronun üzerinde bir bütçeye sahip olan Tarımsal Kalkınma Programı da çiftçilere diğer gelir getirici alanlara katılmaları ve var olan işletmelerini geliştirmeleri için teşvik edici katkılar sağlayacaktır.

Rekabet koşullarına uyum sağlamak için ne yardımlar yapılmalıdır?

Sebze meyve alanı Kıbrıs’ta tarımın en önemli alanıdır. Bazı ürünler daha şimdiden AB’de serbestçe satılıyor ve bu değişimden elma, armut gibi ürünler etkilenmeyecek ve dahası AB’deki rekabetten yararlanacak. Hükümet, AB’den yapılan dış alımda yaş meyve sebzeye konan verginin kaldırılmasının tüketicilerin yararına olacağını fakat aynı zamanda tarım sektöründe endişeler yaratacağını biliyordu. Bu nedenden dolayı tam üyelik müzakerelerinde bu somut konuda bir denge paketi üzerinde anlaşama sağlandı.

Bu somut alanda geçiş dönemi için şöyle bir önlem alındı:
Kıbrıs tam üyelik tarihinden itibaren beş yıllık bir geçiş dönemine sahip olacak ve bu geçiş döneminde bazı meyvelerle ilgili belirlenecek üst sınır AB’nin belirlediği sınırların üstünde olacak.

Yumurta ve kümes hayvanları alanı

Tam üyeliğin yumurta ve kümes hayvanları alanına etkisi kilit önemdedir.
Şimdilik kümes hayvanları alanı , dış alım ürünlerine konan vergilerle korunmaktadır.
Tam üyelikle birlikte vergiler kaldırılacak ve ithal kümes hayvanları ürünlerinin fiyatları düşecektir.
Kıbrıs yedi yıllık bir dönemde hayvan standarttı ve çevre standartına tam uyumun sağlanması amacıyla yeniden yapılanma için ek katkılar yapılmasının müzakeresini yaptı.
Bu alan aynı zamanda Tarımsal Kalkınma Programı aracılığından da yararlanacaktır.

İlave katkılar nasıl hesaplandı?

Yumurta ve kümes hayvanları alanında ilave ulusal katkılar, bugün kaldırılması söz konusu olan hayvan yemleri tohumlarına 2001 yılında yapılan katılar temelinde hesaplanacaktır. İthal ürünlere karşı rekabetin sağlanması için yeniden yapılanma ve iyileştirme için tarımsal kalkınma ve ulusal destekleme planı çerçevesinde var olan kolaylıkların kullanılması gerekmektedir.

Yardımı kimler alacak?

Katkılar, et ve yumurtası için kümes hayvanları üretenlere verilecektir. Bu alanda uğraş veren kişiler iş alanlarını geliştirmek ve yeniden düzenlemek için tarımsal kalkınma programından yararlanabilirler.

Tüketici örgütü kurmak isteyenlere yarım edilecek mi ?

Evet. AB, Kıbrıs’la, Kıbrıs’a tam üyeliğin ilk beş yılında kümes hayvanları besleyicilerine ve tüketici örgütleri kurmaları için diğer ilgili kişilere destek olmak amacıyla yardım yapma olanağı konusunda görüş birliği sağladı. Katkı her tüketici örgütünün cirosuna bağlı olacaktır.

Kalite standarttı ve değerlendirme ile ilgili yeni kanunlar uygulamaya konacak mı?

Evet, fakat Kıbrıs daha şimdiden bunları ithal etmiş durumda. Yumurta ile ilgili AB’deki pazar standarttı diğer olguların yanı sıra tavukların nasıl bir ortamda yaşadıkları da talep ediyor. Paketlerde şöyle bir gruplaşma yapılabilir: serbest yemlenme yumurtası, kümeste beslenen tavuk yumurtası. Bu arada yumurtlamadan tüketiciye ulaşana kadar olan sürenin 21 günü geçmemesi de bir satış koşulu olarak düzenleniyor.
Tüketiciler nasıl etkilenecek?
Şu anda yumurta ve kümes hayvanları etinde dış alım vergileri ile korunmaktadır. Bu durum tüketiciler için bir yük oluşturuyor , çünkü Kıbrıs pazarına gelen dış alım mallarına daha fazla para ödüyorlar. Tüm vergiler tam üyelikle birlikte kaldırılacak ve böylece bu ürünlerin fiyatlarında tüketiciler için düşüş olacak.

3. Adalet ve İçişleri Konuları
Polis
AB üyesi ülke vatandaşları Kıbrıs’ta polis olarak çalışabilir mi ?

Hayır. Polis, asker , yargı , diplomasi alanı ve maliye memurtları sadece Kıbrısl vatandaşlarının çalışabileceği meslekler kategorisidir. Bu kategoriye kamu güvenliği ve düzen sağlayıcıları ve ülkenin ulusal çıkarları ile ilgili konuları da dahildir. Üye devletler bu iş ve meslek alanlarını, konuların duyarlılığı nedeniyle sadece kendi vatandaşları için tahsis edebilir. Bu da Kıbrıs’a, adada polis olarak çalışmak arzusunda olan AB vatandaşlarının bu taleplerini ret etme hakkı verir. Kıbrıs vatandaşları da diğer Avrupa Birliği üye ülkelerde polis olarak çalışamaz.

Çalışma saatleri değişecek mi?

AB çalışma saatlerini, somut olarak “ Çalışma Saatleri Yönetmenliği” adlı yasa ile saatlerini düzenliyor. Yasa sağlık ve güvenlik için önlemlerden oluşuyor ve uzun çalışma süresi nedeniyle çalışanların ortaya çıkabilecek sağlık ve güvenliklerini sağlamayı hedefliyor. Polisler bu yasanın günlük periyotları ve çalışma saatlerinin büyüklüğünü belirleyen maddelerinin kapsamı dışındadır. Bununla birlikte yasaya göre sürekli en azından dört hafta izin kullanma hakkına sahiptirler.

Çalışma alanında sağlık ve güvenlikle ilgili neler yapılıyor?

AB çalışma alanda sağlık ve güvenlikle ilgili birçok kanun onaylamıştır. Fakat polisin rolünün duyarlılığı ve bu mesleğin doğası gereği bu aysalar polis için uygulanmaz. Fakat bu polislerin sağlıklı çalışma koşularına sahip olmadığı anlamına gelmez. Fakat mesleklerinin doğası nedeniyle AB bu somut mesleki alanla ilgili uygulaması gereken önlemleri alma kararını her ülkenin kendisine bırakmıştır.

EUROPOL nedir?

Polisi en direkt etkileyecek olan AB organıdır. Merkezi Lahey’de bulunan bu örgüt , özellikle örgütlü suça karşı yasaların uygulanması için AB tarafından kurulmuştur. Kıbrıs’ında katıldığı İnterpol gibi hareket etmektedir ve aynı ilkelere dayanmaktadır. Yani “ suç ulusal sınır tanımamaktadır” . Hem Europol’ün hem de İnterpol’ün amaçları 11 Eylül saldırısını dikkate alacak bir şekilde kısa bir süre önce yeniden belirlendi. Bugün, hiç bir dönem olmadığı kadar AB bünyesinde bir güvenlik ve adalet kuşağı oluşturulmaya çalışılıyor. Europol’ün sorumlulukları arasında bugün iki veya daha fazla AB üyesi ülkenin katılımı ile geniş bir alanda çeşitli konuları kapsıyor. Bu konular arasında yasadışı uyuşturucu ticareti , çalınmış arabaların satımı, insan ticareti, kadın ve çocukların seksüel sömürüsü, ,pornografi, sahte para basma, terör, gelirlerin yasallaşması da var. Europol bilgi değişimi, polis operasyonları ile ilgili bilgi , raporlar , suç analizleri, sağlayarak ve uzman ve teknik yardım vererek üye ülkelere destek sunar. Kıbrıs, Avrupa Birliğine tam üye olduktan sonra Europol’a tam katılma hakkına sahip olacaktır.

AB’de polislerin ortak eğitimi gerçekleştiriliyor mu ?

AB CEPOL adı altında ortak Polis Okulu’nu kurdu. Bu okul şu ana kadar var olan polis akademileri arasında bir ağı teşkil ediyor. Fakat uzun vadede hedef bu okulun polis için kalıcı bir eğitim merkezine dönüştürülmesidir. Okul, AB ülkelerinde polis sistemleri arasında var olan ayrılıkların anlaşılmasına yardımcı olmak için seminerler düzenlenmesine yardımcı olacaktır.
CEPOL dışında polise eğitim,bilgi ve araştırma olanakları veren birçok seminer ve program da vardır. Bunlardan biri suç işleyenlerin islahı için var olan kurumlarda kullanılan teknoloji ile ilgili Avrupa Komisyonu’nun yapmakta olduğu bir araştırmadır.
Kıbrıs farklı programlara (aşağıda belirtiliyor) katılma olanağına sahiptir. AB’ye tam üye olduktan sonra kendi programlarını oluşturma ve şu anda var olan programların 56ümüne tam olarak katılma hakkına sahip olacaktır. Aşağıdaki programlar polise açık olan programlardır:
· STOP:yasadışı insan ticareti ve çocukların cinsel sömürüsü
· DAPHNE: Kadınlara ve çocuklara karşı şiddet kullanımı
· FALCONE: örgütlü suça karşı mücadele
· ODYSSEUS: yasadışı göç ve göçmenler
· OISIN: Yasaların uygulanması
· HİPPOKRATES: kentlerde özellikle genç nüfus içerisinde suçları ve uyuşturucu önleyici önlemler.

Bu programlarla daha detay bilgi için
http://europa.eu/int/comm/justice_home/gunding/intro/funding_intro_en.htm
adresini ziyaret edebilirsiniz.

çengen sözleşemsi ne anlama gelir?

1985 yılı başlarında Almanya, Fransa ve Benelukx ülkeleri arasında Lüksemburg’un sınır bölgesinde bulunan küçük bir kent olan çengen’de imzalanan anlaşmadır. 1999 yılında Avrupa yasalarına dahil edildi ve AB üyesi ülkeler arasında iç sınırlarda insanların kontrolünü kaldırdı. Kontrol AB’nin dış sınırında yapılıyor. AB’nin dış sınırı çok sıkı bir şekilde kontrol ediliyor ve çengen bölgesine giriş yapan bir kişi içte serbest bir şekilde seyahat edebiliyor. Bunun gerçekleşmesi için Sengen Bilgi Merkezi (SIS) oluşturuldu. Bu yasaların uygulanması ve aranan kişilerin tutuklanması, suçluların iadesi, çalınmış arabalar ve sanat eserlerinin geri verilmesine olanak sağlayan yargı mensupları arasında bilgi alış verişini sağlayan bir temel oluşturdu. Bu anlaşma SIRENA olarak bilinen ( Ulusal devlete girişte talep edilen bilgilerin tamamlanması) ve ulusal ve yerel polis , gümrük memuru ve yargı memuru temsilcilerinden oluşan bir ağ tarafından destekleniyor. Kıbrıs da bu ağa katılacak temsilcilerini polisten, gümrük memurları ve yargı mensupları arasından seçecektir.


AB uyuşturucu ve örgütlü suça karşı ne gibi girişimler üstleniyor?

AB 1988 yılında örgütlü suça karşı mücadele etmek amacıyla bir eylem planı oluşturdu. Bu planının temel hedeflerinden biri de suçların ve cezaların ortak tanımlamasıydı. Kıbrıs polisi , diğer üye devletlerin polisleri gibi Europol ile bu konularda işbirliği yapacaktır. Böylece Kıbrıs polisi suçluları izlemede daha büyük bir işbirliğine dayanacaktır. Polisin bu işbirliği çerçevesinde elde edeceği haklardan biri de ciddi suçlara karşı sınır ötesi takibatı sürdürme hakkına sahip olacaktır. Bu da polisin herhangi bir suçluyu nereye kaşarsa kaçsın herhangi bir sınırlama olmaksızın AB üyesi herhangi bir ülkede sürekli olarak takibini getirecektir. Bu anlaşmanın imzalanması öncesi suçlunun sınırı aştığı durumlarda polis ilgili araştırmayı durdurma zorunda kalıyordu.

AB uyuşturucu konusunda da 2000 yılında başlayan ve 2004 yılında tamamlanacak olan benzer bir eylem planını uygulamaya koydu. Bu eylem planının amacı örgütler arasında işbirliği ileri göçtürmek ve sivil toplumun uyuşturucu dolaşımı konusunda bilgi vererek ve değerlendirmelerde bulunarak, sürece katılımını sağlamak, uyuşturucu arz ve talebinin azaltılmasını sağğlamak ve uluslararası işbirliğini güçlendirmek.

Eurojust nedir?

Ülkelerinde, Avrupa boyutunda araştırmaların iyileştirlemsi ve örgütlü suça karşı mücadelenin geliştirlemsi için tüm Avrupa çapında savcıların, hakimlerin ve polis subaylarının bir ağıdır.

AB bilgisayar ortamında işlenen suçlara karşı mücadelede ne yapıyor?

Bu suçlar internet alanında işlenen suçlardır ve sınırları aşması çok kolay olduğundan izinin bulunması çok zordur. Ulusal yasaların çok karmaşık olması nedeniyle de adaletin bu alandaki işi çok zordur. Bu nedenden dolayı Avrupa Komisyonu internette bir forum oluşturdu ve tüketici örgütleri, düzeni koruma kuvvetleri telefon hizmeti veren kuruluşlar ve insan hakları örgütlerinin geçiş yapacakları internetteki bir Forumu , bilgisayar ortamındaki suçlara karşı zamanında müdahalede bulunulabilmesi için bilgi aktarımını, zamanında uyarmayı ve bir ağ oluşturmayı hedefliyor. Bu internet sayfasında kamuya açık bir bölüm ile teknik konuları tartışmaları için sadece uzmanlara açık bir başka sayfa vardır. Bu forumda ilk buluşma 2001 Kasımında gerçekleştirildi. Komisyon bunun yanı sıra, AB yasalarının bu alanla, somut olarak da korsan yayıncılığın, sahte kimliklerin özellikle kamu hizmetlerinin ve bir şirketin ününü önemli ölçüde olumsuz olarak etkileyen konularda uyumlaştırılmasını istedi.

AB terör konusunda girişimler üstleniyor mu?

Evet. 11 Eylül saldırından hemen sonra AB, tutuklama için Avrupa genelgesini uygulanmasını da içeren terör konusunda iki öneride bulundu. Bugün bir AB üyesi ülkede yaşayan ve bir başka ülkede kendisine suçokunması edilen bir kişi otomatik olarak tutuklanamaz ve kendisine suçlamanın okunacağı AB üyesi bir ülkeye verilemez. İade edilmesi için bir yasal sürecin izlenmesi gerekir.

Avrupa tutuklama kararı şimdi bu uzun zamana gerek duyulan ve bazı defalar başarısızlıkla sonuçlana bu iade yöntemin yerini alıyor. 2004 yılından itibaren bir başka ülkeden suçlunun iadesini isteyen bir ülkenin hakimleri tutuklama kararı verebilecek. Tutuklama kararı tüm üye devletler tarafından tanınmalıdır ve cezayı hak etmiş her durumda uygulanmalıdır. Pratikte bu tutuklama emri bir yılın üstünde hapis cezaları veya kişinin dört ayın üzerinde hapis vezasına çarptırılması durumuna çıkarılır. AB üyesi ülkeler üç yıl veya daha uzun süre hapisliği öngören ve tutuklama kararının daha kolay uygulanacağı otuz iki cezayı içeren bir liste üzerinde anlaştılar. Bu ülkeler, kendi ülkeleri yasalarında bu konularda daha az hapis cezasının öngörüldüğü de ileri süremeyecek. Bu liste terör , insan ticareti , çocukların cinsel sömürüsünü , çocuk pornosunu, yasa dışı silah ticaretini ve yolsuzluğu da içeriyor.

Daha fazla bilgi için

EUROPOL: www.europol.eu.int




4. TÜKETİCİLER
GIDA GÜVENCESİ
Gıda güvencesi konusunda Avrupa Birliği’nin politkası nedir?
AB’nin gıda güvenliği konusunda sert kanunları vardır. Bunlar gıdaların gelişmesinden paketlenmesine dek tüm süreci kapsar. Konuyla ilgili AB kanunları gıdaların damgalanması koşullarından tüketimine kadar tüm süreci kapsar. Bu olgu gıdaların güvenliği ve bazı somut konularda bilimsel görü açıklayan ve28 Oak 2002 tarihinde kuruan Gıda Güvenliği Kurumu’nun görevidir.
Bu konuda daha çok bilgi için :
http://europa.eu.int/comm/food/Indek en.tm

Gıdalarımız güvenilir midir?

Yaklaşık kırk yıldan beridir AB gıdaların üretiminin her aşaması için bütünsel bir kanunlar paketi oluşturdu. Bu olgu şimdi çok sıkça ifade edilen” tarladan tabağa” söylemi politikası ile var oldu. Farklı bir ifadeyle güvenlikle ilgili AB’n
İn setr yasaları , gıdaların üretiminden tabağımıza gelme noktasına dek tüm süreci kapsar. Bu olgu da AB tüketicilerine güvenlir gıda sağlar. “Deli Dana” hastalığı (BSE) ve dioksin ile ilişkili olarak, gıdaların güvenirliliği konusunda son dönemlerde var olan korkular bu yasaların ne kadar önemli olduğnunu da ortaya koyuyor.

Herhangi bir gıda ürününün sağlıklı olmadığının tespiti durumunda ne gibi önlemler alınır?

“Deli dana “hastalığnın gibi yayılma durumu tespiti yapıldığında , AB bu ürünlerin (ki deli dana hastalığı durumunda dana eti yasaklanmıştı) dolaşımını ve satımını durdurma , dahası hastalığın yayılmasını engellemek için hayvanların dolaşımını yasaklama gücüne sahiptir. Gıdaların güvenirliliğinin tehdit altında olduğnu durumlarda bir dizi önlem alınma olasılığı vardır. Örneğin, ilk adım olarak diğer ülkelerin gerekli önlemler alması için ilgili ülkenin AB’yi bilgilendirmesi gerekmektedir. Buna ilaveten tehlikenin önlenmesi için bu ürünlerin ticaretinin durdurulması ve raflarda bulunan ürünlerin toplatılması direktifi de verilebilinir. Bu tür kararların alınması öncesi söz konusu gıda ürünlerinin bağımsız görüş alınması amacıyla sağlıklı olup olmadıklarının tespiti için kontrolden geçirilmesi gerekmektedir.

AB gıdaların sağlığı konusunda neden yasalar yapmaktadır?

AB’nin, AB’de üretilen gıda maddeleri ile iilgilenme nedeni bu ürünlerin AB üyesi diğer devletlerde özgürce satılmasıdır. Diğer taraftan AB, ticaretin sınırlanması anlmına gelecek olan her üye devletin gıdayla ilgili kendi ulusal yasalarını ileri sürmemesini de bu şekilde güvence altına almak istemektedir. Diğer taraftan , gıdaların kamu sağlığı açısısında var olan önemi nedeniyle AB bünyesi içerisinde ticaret nesnesi olan bu ürünleri belli bir standartta güvence altına almak ve kimseninin sağlığını tehlike altına sokmak istemektedir. Bunun sonucu olarak gıdalarla ilgili somut kanunların uygulanması gereksinimi doğdu.

Daha fazla bilgi için : http://europa.eu.ınt/food/index_en.htm

Bunu nasıl yapıyor?
AB önce tüm gıda çeşitlerinin işaretlenmesi genel kanunları gibi gıda çeşitleri ile ilgilki çeşitli konuaşrı belirledi. Aynı anda somut ürünlerle ilgili (örneğin çukulata, katkı maddleri, meyvesuları) kanunları belirledi. AB şimdi artık somut ürünlerle ilgili kanun değil, özel gruplara veya tüm gıda gruplarına ilişkin yasalar yapıyor. Böylece gıdalaın sağlıklı olmaını, onaylanmış katkı maddeleri taşımalarını, naylanmış baharatları içermelerini gıda madeelri ile temas ürünleriniş, donmuş, özel besin ve gıdaların kontrolü gibi alşanlara ilişkin yasalar yapar.

AB’de gıdaların güvenliğinden kim sorumludur?

AB’de de belli uzun bir süreden beridir gıdaların sağlıklı ve güvenlir olması için yasaların temelini oluşturmada görüş oluşturmak için bilim adamalrının katıldığı komiteler vardır. AB 2002 yılında bilimsel ve teknolijik olarak var olan bir kurum olan Gıdaların Güvenliği Kurumu’nuoluşturdu. Gıdaların Güvenliği Kurumu temel altı noktayı içermektedir:
--Gıdalarla ilgili ve dahası somut konularda gıda sağlık görüşü vermek.Komisyon, Avrupa Parlamenetosu ve üye devletlerin tümü ondan uzman görüşü isteyebilir.
--Gıdalarla ilgili politkanının iskeletini oluşturan teknik tavsiyelerde bulunur.
-- AB’de beslenme zincirinbi isleyebilmrek i.in zorunlku verielri toplar ve bunların analizini yapar.
--Tehlikleri saptar ve zamanında uyarıda bulunur. Bu sistem içerisinde herhangi bir salgın durumunda üye devlet Komsiyonu ve diğer üye devletleri bilgilendirme mecburiyetindedir.
--Kriz durumunda Komisyona destek olur.
-- Gıdaların güvenliği ile ilgiliçnlemlerle ilgili tüm konularda haşlkla ilişkikurar.

Gıdaların Güvenliği Kurumu : http://www.efsa.eu.ınt/

Gıdalar için kullanılan paketlemelerle ilgili AB’ningörüşü nedir?

Pakatlemenin gıdanın kalitesine ve tüketicinin seçimine etkisi olduğu sürece, AB tüketcilerin büyük oranda güvenliğini ve işaretlere ilişkin doğru bilgilendirme sağlamak için bir standattı vardır. Örneğin şok dondurulmuş gıdalar, dış mikroplardan ve kuru havadan korunmak için fabrikada paketlenmelidir. Bu ürünler restoranlara, hasta hanelere veya direkt tüketicilere gidecek olsun bu kesimler için özel bilgi içermelidir.

Fabrikalarda paketlenmiş gıdaların üzerinde hangi bilgiler bulunmalıdır?

Fabrikalarda paketlenmiş hazır gıda ürünlerinin üzerinde aşağıdaki konularda tüketiciye bilgi veren ibareler olmalıdır:
--Ürünün adı
--İçerdiği unsurların listesi
--Net ağırlığı
--Son kullanım tarihi ( Bozulan ürünlerde “.... tarihinden önce kullanılmalı” ve diğer ürünlerde de “..... tarihinden önce kullanımı daha iyi olur”)
--Gıdaların kullanımında ve hazırlanmasında gerekli özel koşullar.
--paketleyici veya satıcı şirketin AB’ indeki adresi
--yer almamsı durumunda yanıltıcı olacak olan ürünlerin kökeni. Ör: İrlanda ürünüdür.
-- Ürünün ne zaman paketlendiğine ilişkin işaret.
--Ürünün deniz ürünü olması durumunda bunun gösterilmesi.
Özel ürünlerle ilgili bilgiler anlaşılması kolay bir dilde olmalıdır. Bu da ürünün satıldığı ülkedeki resmi dil veya dillerde olması anlamına gelir. Kullanılan yabancı kavramlar, ifadeler kolayca anlaşılır olmalıdır. Yeni ileri sürülen bir koşul da paketleyicinin ürün içerindeki herhangi özel bir maddeyi öne çıkarmak istemesi durumunda bunun ürün içerindeki oranının belirtmesi gerektiğidir. Örneğin ham ve peynirli pizza aldığımız zaman ham ile peynirin pizzadaki oranları ayrı olarak belirtilmelidir. Bu olgu AB’ inde QUID – Oluşturucu oran açıklamsı olarak adlandırılır.

AB içkiler için somut bir şey söylüyor mu?

Evet. Herşeyden önce su özel bir gıda olarak görülür.

5. MESLEKİ EĞİTİM

Mimarlar

Avrupa Birliği’nde Mimarlar için özel yasalar var mı?
Evet. Mimarların Avrupa Birliği içerisinde serbestçe dolaşım hakkını öngören özel bir talimatname vardır. Mimarlık, direkt olarak Avrupa Birliği boyutunda düzenleme gerektiren yedi meslekten biridir. İlgili yasa tüm Avrupa Birliği ülkelerinde tanınmak için nasıl bir eğitim yapılması gerektiğini düzenler.

Bu yasaya göre mimarlar kendi ülkelerinde çalışmak için talep edilen vasıflarla seçecekleri herhangi bir Avrupa birliği ülkesinde de çalışabilir. Bu yasada tek istisna somut bir ülkede mimarlık mesleğinin özel bir nitelik istemesi durumudur. Örneğin yanardağın var olduğu bir adada diğer ülkelerde öğretilmeyen bazı özel dersler öğretilebilir. Böylesi durumlarda, bu ülkeler kendi ülkelerinde çalışmak isteyen mimarlara gerekli izni vermek için özel bir süre özel bir eğitimden geçmesini isteyebilir.

Kıbrıs’ta yaşarken bir başka ülkeye gitmeksizin mimar olarak o ülkede çalışabilir miyim?

Evet. Bu mümkündür çünkü bir başka ülkede çalışma ve büro açma hakkının yanı sıra kendi ülkenizde kalma ve bir başka ülke için çalışma hakkınız da vardır. Bu da serbest hizmet üretmek ve bu hizmeti bir başka ülkeye transfer etme hakkınız vardır anlamına gelir ve buna göre bir mimar bir başka ülkede gerçekleştirilen çalışmalara katılma ve büyük bir olasılıkla emeğini kalıcı değil fakat geçici olarak bu ülkeye sunma olanağına sahiptir. Buna benzer bir şekilde merkezi orada olma durumunda bir başka ülkede kalıcı büro da açabilir. Her iki durumda da mimarın ilgili ülkede hizmet verebilmesi için o ülkenin talep ettiği vasıflara sahip olması gerekir. Sonuç olarak bir mimara bir başka ülkede çalışma ve hizmet sunma olanağının verilmesinin ön koşulu vasıflarının tanınmasıdır.

Ben mimarlık fakültesi öğrencisiyim. AB üyesi olmadan önce mezun olursam diplomam geçerli olacak mı?

Evet. Eğitim programında yapılması olası değişiklikler gelecekteki öğrenciler için geçerli olacaktır. Geri kalanların mesleki kabulü var olan vasıflarına ve eğitimleri sonrası elde edecekleri izne bağlıdır. Bu da bugün Kıbrıs’ta mimar olarak çalışan bir kişinin var olan izni nedeniyle herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinde mesleğini yapma yeteneğine sahip olarak görülmesi demektir.

Avrupa Birliği’ne giriş nedeniyle mimarlık eğitiminin içerğinde değişme olasılığı var mı?

Mimarın mesleğinin tanınması ile ilgili yasaya göre her AB üyesi ülkenin mimarlık normal programlarını içermesi koşuldur. AB’ye üye oluncaya dek tüm gerekli koşulların Kıbrıs diplomalarında yer alması gerekiyor.

Kıbrıslı mimarları ilgilendiren AB ile ilgili özel konular var mı?

Evet. Örneğin çevre. AB’nin çevre politikası çok geniştir ve tüm vatandaşların ilgi alanını kapsamaktadır. Mimarların, büyük yatırımların “Çevre Değerlerine Etkileri” ile ilgili yasalarla sürdürülebilir kalkınma gibi AB’nin politikasına ilişkin bazı özel konulara ilgi göstermesi gerekmektedir. AB, büyük yatırımlar öncesi bu yatırımların çevre değerlerine etkilerinin araştırılmasını talep etmektedir. Hükümetler yatırımların etkilerini değerlendirmeye ve önemli çevre etkilerini öngörmeye davet edilmektedir. Bunun yanı sıra kitlelerin sürece katılmaları, konuya ilişkin görüş veya görüşleri de dikkate alınmalıdır. Bu yasa hükümetlerden planları ile ilgili olarak toplumu bilgilendirmeyi de talep etmektedir.

AB bunların yanı sıra LİFE programı aracılığı ile sürdürülebilir kalkınmanın geliştirilmesine de önem vermektedir. Bu programın bir bölümüne göre AB çevreyi dikkate alan ve bayındır alanlarda sürdürülebilir kalkınmayı geliştiren ve programlayan ve ekonomik faaliyetlerin çevre etkilerini en aza indiren imar alanlarını finanse etmektedir.

AB mimarlık eğitimi için neleri öngörür?

Mimarların Leonardo da Vinci olarak adlandırılan mesleki eğitim programı çerçevesinde pratik yapma olanakları vardır. Örneğin Belçika’nın koordinasyonunu üstlendiği bir program mimarlık fakültelerinden yeni mezun olmuş gençlerin inşaata başlamadan gerekli zamanı kısaltan bilgisayar kullanarak (CAAD) eğitimi ile ilgilenmektedir. Bu pratik aracılığı ile Leonardo programıyla yeni mezunlar CAAD planlamasını kullanan üye devletlerdeki bürolara yerleştirildiler ve bilgi veren bir kılavuz yaratılmış oldu. Bu deneyim daha sonra aynı konuda bir eğitim programı oluşturmak amacıyla temel olarak kullanıldı.

AB inşaat sanayi ile ilgili olarak neler öngörüyor?

Bu alanda mimarları ilgilendiren çok konu var. Bunlar sağlık, güvenlik , kalite standartı ve kamu alanındaki imar çalışmaları için yarışmaları içermektedir.

AB’de mimarlık öğrencileri için zorunlu dersler hangileridir?

Mimarlık mesleğinin tanınması ile ilgili yasa AB üyesi ülkelerde normal mimarlık öğrenimi için bazı ön koşullar ortaya koymaktadır. Mimarlık öğrencileri için şu anda var olan veya daha sonra buna ilave edilecek bu koşullar aşağıdaki olguları içermelidir:
· Hem estetik hem de teknik talepleri karşılayacak mimari incelemeler yapacak durumda olmak.
· Mimarlık ile bağlantılı sanatların tarihξni ve teorisini bilmek.
· Güzel sanatlarla ilgili bilgi sahibi olmak
· çehircilik mimarisi ve şehircilikle ilgili bilgi sahibi olmak.
· İnsanlarla yapılar arasında ilişkiyi ve binalarla çevre arasındaki ilişikiyi anlamak.
· Mimarın toplumdaki rolünü özellikle de sosyal faktörün rolünü anlamak
· Mimari bir incelemeyi oluşturacak anlayışa sahip olmak.

· Doğal çevre ve teknoloji ile ilgili bilgi sahibi olmak.

· Binaların kullanıcılarının taleplerini tatmin etmesi için gerekli planlama yeteneklerine sahip olmak.

· İlgili alandaki sanayi gelişimi, kurumlar, yasalar ve yöntemlerle ilgili bilgi sahibi olmak.

çehircilik ilkesinde bazı değişiklikler olacak mı?

çehircilik ilkeleri ulusal yetkililere bağlıdır ve AB bu konulara karışmamaktadır. çehircilik olgusunun Avrupa Birliği’ne tam üyelikle değişmesi beklenmemektedir. Ulusal yasalar tarafından düzenlenmeye devam edilecektir.

İnşaat iş kolu AB’nin çevre politikasından nasıl etkilenecek?

İnşaat sektörü şu konularda AB’nin yasalarından etkilenecektir: çöplerin değerlendirilmesi, atmosfer kirliliği, gürültü, su, doğal çevrenin korunması, 25 hektarlık alanları geçen yapılaşmalarda bunun çevreye etkilerinin araştırılması.

Çöplerin değerlendirilmesi: Atıkların % 90’ının inşaatlardan ve yıkımlardan arta kalan molozlar olduğu düşünülürse bu konu özel bir öneme sahiptir. AB’nin atıklarla ilgili temel ilkesi üç “R” harfine dayalıdır. Reduce (azaltma), Re-use (tekrar kullanım) ve recycle (yeniden kullanım). Tüm atıklarda bu ilkeler dikkate alınmalıdır ve ulusal alt yapı bunlara dayalı olarak oluşturulmalıdır. Toprağa gömme son alternatif olmalı ve bu yola sadece tek yol olarak kalındığında başvurulmalıdır. Bu yönde adım atmadan önce de gerekli işlemler yapılmalıdır.
Kısaca bu yapımda veya yıkımda ortaya çıkan atıkların toprağın altına gömülmesi için bu atıkların gömmeye müsait olmaları ve bu işlemin insan sağlığına ve çevreye zarar vermemesi gerekir.

Atmosfer:
Avrupa Birliği’nin taş ocağı ve şantiyelerden çıkan kirlilikle ilgili ileri sürdüğü özel koşulları yoktur. Bununla birlikte bu şantiyelerden SO2 ve NOx gazlarının veya toz zerrecikleri ile Kirliliğin Önlenmnesi ve Kontrolü (IPPC) Yönetmeliği’nde yer alan diğer maddelerin çıkması durumunda bunların Avrupa tüzüğünün hava temizliği açısından belirlediği oranlarda olması sağlanmalıdır. Bunun yanı sıra kamyon, traktör gibi araçların yol açtığı kirlilik de dikkate alınmalıdır. Bu konuda araçların teknik kontrolünde (VTR) ile ilgili yasa geçerlidir.

Gürültü: Gürültü ile ilgili Avrupa Birliği politikası imalat sanayi tarafından kullanılan iş makinelerine , örneğin şantiyelerin kompresör, vinç, ,jeneratör, beton üretim makinelerine özel atıfta bulunur. Avrupa Birliğinin tüm bu konulara ilişkin tüzükleri kısa bir süre önce bir yasa altında toplandı. Avrupa yasası gürültü sınmırını belirleyerek imalatçılar için bu ürünleri ve donanımı tarif ediyor. Bu standartlarda imal edilmeyen ürünler Avrupa mühürünü (CE damgasını) alamaz. Diğer taraftan , Avrup yasaları bugün kullanılmakta olan ürünler için geçerli değildir ve salt Avrupa Birliğine giriliyor diye değiştirilmeye zorlanamaz. Bu yasalar şimdi alınacak olan ürünler için geçerlidir.

Su: Avrupa Birliği’nin üye devletlerden suyun korunması için temel önlemleri onaylamasını istediği bir çerçeve yönetmeliği vardır. Bu önlemler şantiyelerin yer altı sularına olumsuz etki yapmasının araştırmalar sonucu ortaya çıkması durumunda yer altı sularının şantiyelerden korunmasını öngörüyor. Daha önce atıfta bulundumuğuz IPPC yönetmeliği de yer altı sularının kirlenmesi konusu ile ilgilenmektedir.

Doğal çevrenin korunması: AB’nin doğal çevrenin korunması ile ilgili politikası dolaylı bir biçimde şantiyeleri içermektedir, çünkü Avrupa Birliği ülkeleri özel korunmuş bölgelerde, doğal ekolojik dengelerin ve bu yasanın kapsadığı türlerin dengesinin bozulmasından kaçınmakla yükümlüdürler.

Çevre üzerindeki etkilerin değerlendirilmesi: Bir şantiyenin çalışabilmesi için bunun çevreye etkilerinin daha önceden değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda da değinildiği gibi şantiyelerdeki çalışmaların çevreye etkileri atmosfer kirliliği (örneğin toz), gürültü, yer kürenin ve yer altı sularının kirlenmesi, doğal ekotop yıkımı veya dengeleri ile oynanması ve çevreye göç konusunda görülür etkilerini içermektedir. Dikkate alınması gereken diğer olgu ise teknoloji ve kullanılan kazım teknikleri ve aynı zamanda atıkların yok ediliş yöntemidir. LİFE programı ile Avrupa Birliği olası olumsuz etkileri ortadan kaldırma veya bu etkileri en aza indirme programlarını finanse etmektedir. Finans terkedilmiş şantiyelerin yeniden kullanımını da içermektir. İmalat sanayinin çevreye etkilerin değerlendirilmesi gerekmektedir ve hükümetin de bütünsel politika için bir çevre Değerlendirme Stratejisine, uygulanacak özel bir programa ihtiyaç duyulmaktadır.

Diğer Girişimler
Yukarıda bahsettiklerimizin dışında çevreyi iyileştirme ve ilgili sonuçları yayınlamak amacıyla sanayi sektörü tarafından gerçekleştirilen gönüllü girişimler vardır. Örneğin Ekolojik Yönetim ve Ekoloji Kontrol Toplum Sistemi, çevre sorunlarını entegre etme çalışmalarında sanayi sektörüne yardımcı olmada bir aracı görevi yapabilir. Böylece sanayi alanı çevre koruma standartını bir çeşit çevre yönetimi ithal ederek üretim süreçlerine entegre etmeye çağrılıyor. Bu standartların yaşama geçirilmesinin ötesinde, ilgili işletmeler ulusal yetkili daireye başvuruda bulunmadan önce çevre için bağımsız bir denetçi tutmalıdır. Bu iki koşulun yerine getirilmesi durumunda ulusal daire şirkete AB işaret damgasını verebilir.

Tüm imar etkilerinin kontrolünün incelenmesinde neler talep ediliyor ?

İnşaat çalışmaları için ulusal yasalar ve imar yöntemleri temelinde izin talebine devam edilecek. Çevreye etkiler konusundaki incelemeler genellikle normal inşatlarda istenmez ve bu yeni dönemde de geçerli olmaya devam edecektir. Fakat çevreye etki yapabilecek belli büyüklükteki - özel sektöre veya kamuya ait olsun- yapılar için çevreye etki incelemelerinin yapılması istenir. Bu talep Avrupa yasalarından da kaynaklanmaktadır ve inşaata başlamadan önce etkilerin sonuçlarının güvence altına alınmasını hedeflemektedir. Müteahhit firma ilgili makama detaylı bilgi verme zorunda bırakılır. Makamlar ve genelde toplum inşaat ile ilgili gerekli kararlar alınmadan önce bunu yorumlama olanağına sahip olmalıdır.

AB taş ocakları ile ilgili ne gibi görüşlere sahiptir?
AB, şantiye alanının güvenliği ve bu alanda sağlık olgusu ile atmosferin niteliği ile ilgili çevre tüzüklerini , gürültü, atıklar ve çevreye etkilerinin değerlendirilmesi olgularını bir koşul olarak ileri sürer. Avrupa çevre standartı nedeniyle taş ocakları faliyete geçmeden önce bunun çevreye etkileri konusunda araştırma yapma zorunluluğuna tabii tutulur. Ocakların çevreye etkileri olgusuna atmosferin kirlenmesi, toz, gürültü, yer üstü ve yer altı sularının kirlenmesi, yer altı su kaynaklarına etkileri, fiziki görüntünün tahrip edilmesi veya bozulması , çevre estetiği sonuçları da dahildir. Diğer taraftan taş ocaklarına iznin hangi yollardan verileceğini, bir ülkenin ne kadar taş çıkaracağını AB belirlemez. Bunu her ülke ayrı olarak kendisi yapar.

AB yapılarda pencere boyutlarını belirler mi ?

Hayır. AB yapılarda pencere boyutlarını belirlemez. Bu planı çizen mimar tarafından, Kıbrıs’ta geçerli olan yasalar temelinde belirlenir.

AB enerji tasarrufu konusunda ne der?

AB yeni olan veya eskiden var olan, sanayi ünitesi olmayan binalarda ısınma ünitelerinin verimliliği, sıcak su konusu ve sıcak suyun yeni sanayi ünitesi olmayan binalarda dağıtımı ile ilgili bir genelge kaleme aldı.

Avrupa Birliğine giriş ile birlikte ülkenin alt yapısının iyileşeceği görüşleri doğru mu?
AB’nin fonlarından biri olan “Uyum Fonu” taşımacılık ve çevre konularında imar çalışmalarında bulunulması için somut bir sermaye bulundurmaktadır. Kıbrıs Avrupa Birliği üyesi ülkelerle kıyaslandığında görece olarak daha az gelişmiş bir ülke olarak bu fondan yararlanma hakkına sahip olacaktır. Kara yoları ağı ve Kıbrıs limanları ve çevre ile ilgili alanlarda ekonomik destek seçeneğine sahip olacaktır. Böylece tam üyeliğin bir sonucu olarak yerel alt yapı iyileşecektir.

AB mimarlık ödülü nedir?
Çağdaş mimarlığın kültürel önemini ve Avrupa şehirlerinin gelişimine gerekli katkıyı cesaretlendirmek için duyarlılık yaratmak amacıya gündeme gelene bir girişimdir. Mimari çalışmaların Avrupa boyutuna vurgu yapar, mimari anlayışın ve teknolojinin gelişiminde Avrupalı meslek sahiplerinin mimari eserlerinin öneminin altını çizer. Bunun yanı sıra Avrupa Birliği’nde çalışmakta olan ve yeni çalışmaya başlayacak genç mimarları hareketlendirir.

Daha fazla bilgi almak için
Avrupa meslek edinme programı (Leonardo)
http://www.eorupa.eu.int/comm/educatıon/leonardo/leonardo2_en.html
Program LİFE:
http://eorupa.eu.int/comm/environment/life/home.htm
AB araştırma programı (FP6)
http:/www.europa.eu.int/comm/research/fp6/index_en.html

Kamu memurları

Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne tam üyeliği nedeniyle kamuda çalışanların sayısında azalma olacağı yönündeki haberler doğru mu?
Hayır. Avrupa Birliği’nin üye ülkelerde kamu alanında çalışanların sayısına ilişkin herhangi bir yasa veya sınırlaması yoktur. Bu tamamı ile Kıbrıs hükümetinin kamu alanında gereksinimleri değerlendirme yeteneğine bağlıdır.

Sonuç olarak bu, kamu alanının herhangi bir biçimde etkilenmeyeceği anlamına mı gelir?
Hayır. Tabii ki AB üyesi ülke olarak belli ölçüde etkilenecektir. Kamu sektörü daha şimdiden AB’nin gerekli kıldığı zorunlu değişiklikler için derinliğine hazırlanmaya başladı. Bu hazırlık özellikle Kıbrıs kanunlarında , şimdiye dek izlenen siyasi taktiklerde ve bu kanunları en iyi şekilde uygulamaya koyabilmesi için kamu hizmetlerinin oluşturulması veya güçlendirilmesinde gerçekleştirilmektedir. Sonuç olarak süreç ilerliyor ve ülkede kamu alanının işleyişinde gözle görülür bir değişim yaşanacak. Bu değişim toplam olarak kamu alanında şimdiye dek gerçekleştirilen en büyük reformu teşkil edecektir.

Kamu çalışanları AB organlarında ve özellikle de Konsey’in ve Avrupa Komisyonu’nun çalışmalarında aktif olarak yer almalıdır. 16 Nisan 2003 tarihinden sonra kamu çalışanları gözlemci sıfatı ile bu çalışmalara katılacaktır. 1 Mayıs 2004 tarihinden sonra ise tam olarak katılacaktır.

Bu değişiklikler niçin gereklidir?
Bu değişiklikler herhangi bir ülkenin AB’ye üye olması öncesi gerçekleştirmesi gereken bir kriterdir. AB muktesabatı (communautaire) olarak tanınan AB yasaları ile politikasının tatmin edici bir şekilde uygulanması zorunludur. Bunun sorumluluğu hem kamuya, hem hükümete hem de kamu temsilcilerine aittir. Kamu çalışanlarının bunun için gerekli hazırlığı yapması gerekir. Geçen yıllar içerisinde kamu hizmetleri gerekli hazırlığı yapmak ve AB üyesi devlet olarak yeni yasaları ve siyasetleri uygulamak amacıyla örgütsel yapılarını yeniden yapılandırdılar. Aynı zamanda zamanında kontrol edip uygulamaya koymak de kamu alanının acil sorumluluğu altındadır.
Bunun için hem yeni yapılanmalara hem de var olanların güçlendirilmesine gerek vardır. Çalışanların önemli oranda yeniden mesleki eğitimi de bir zorunluluktur.

Kamuda boş olan kadroların doldurulması için münhal açıldığında buna yabancılar da başvuruda bulunma olanağına sahip olacak mı?

Evet, fakat bunda da bazı istisnalar olacaktır. Genel ilke eşit yaklaşımdır ve Kıbrıs Cumhuriyeti AB vatandaşı herhangi bir kişiyi etnik kökeni nedeniyle, vatandaşlığı nedeniyle tercih eder durumda olamaz. Vatandaşlık nedeniyle herhangi bir ayrımcılık olamaz. Bununla birlikte, Kıbrıs kamu alanında bazı kadroları sadece Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşları içi ayırabilecektir. Bu kadrolar devletin veya yerel yönetimin genel çıkarlarını korumak için devlet yasalarından kaynaklanan ve erkin uygulanması ile ilişkili kadrolardır. Bu tür kadrolar devlet işleyişindeki çalışmaların ayrılmaz parçası olarak değerlendirilen ve haklı bir şekilde Kıbrıs vatandaşlığı talep edilen kadrolardır.

Buna örnek verebilir misiniz?

Evet. AB vatandaşları örneğin sağlık veya eğitim sektöründe iş isteyebilir. Fakat polis teşkilatında, orduda, yargıda veya kamu hizmetinin üst düzeyinde iş isteyemez.

Avrupa kamu alanı var mıdır?

Evet. Avrupa Birliği’nin çeşitli örgütlerinde , örneğin Avrupa Komisyonu’nda çalışan üst düzey çalışanlarından oluşmaktadır.

Avrupa Birliği’nde hizmet alanında işe alım Personel Tüzüğü’ne göre belirlenen sınav yöntemi ile normal şekilde gerçekleştirilir. Buna genellikle sadece Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşları başvurabilir. İşe alımlarda coğrafi ve etnik gayri resmi bir denge tutulmaktadır ve yeni üyelerin katılımı ile Kıbrıs dahil yeni kadroların alınması bekleniyor. Kıbrıs vatandaşları için ilk sınav da gerçekleştirildi.

Avrupa Birliği organlarının Personel İstihdam Tüzüğü ve İstihdam Koşulları AB memurlarının ve AB’nin Kıbrıs’taki diğer çalışanlarının ellerinde bulunmaktadır. Komisyon bir seçme stratejisi belirledi ve yeni üye devletlerden seçilecek personelin sayısını da belirledi.

Avrupa Birliği’nde çalışma olanakları ile ilgili daha fazla bilgi için
http:/europa.eu.int/epso

Avrupa Birliği’ne üye bir başka ülkede kamu alanında çalışma olanağına sahip olacak mıyım?

Avrupa Birliği’ne tam üye olarak katıldıktan sonra yeni üyeler dahill Avrupa Birliği’ne üye herhangi bir ülkede iş isteme hakkına sahipsiniz. Norveç’te, İzlanda’da, Lichentayn’da iş başvurusu yapabilirsiniz. Bu aşamada sadece çalışma izniniz varsa bu başvuruyu yapabilirsiniz. Tam üyelikle birlikte çalışma izni istemek bir fazlalık olacaktır. İstenen tek şey somut iş için gerekli başvuruyu yapmak olacaktır. Hem özel sektörde hem de kamu alanında iş başvurusunda bulunabileceksiniz.

Ülkemin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği ile birlikte bana daha iyi ücret verilecek mi?

Herhangi bir ülkenin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği otomatik ücret artışı getirmez. Avrupa Birliği’ne üye her ülke farklı bir ücret poltikası uygular. Örneğin Portekiz’de ücretler hala daha Almanya ve Lüksembourg’daki ortalama ücretin çok altındadır. Avrupa Birliği’ne 1986 yılında katılan Portekiz ve İspanya gibi ülkelerde ücretler, Birliğe tam üyelikle iyileşti ve bu durum istatistiki verilerde net olarak görülüyor.

Yaz aylarında öğleye kadar mı çalışılacak?

Hayır. Öğleye kadar çalışıp çalışılmayacağı konusunda karar alınması Kıbrıs hükümetinin yetkisindedir. Avrupa Birliği’nin bu konuda uyguladığı bir yasa yoktur ve bu konuda söz hakkına sahip değildir.

Çalışma koşulları değişecek mi ?

Avrupa Birliği’nde çalışma koşularının çeşitli yanlarını inceleyen çeşitli yasalar vardır. İstihdam ve iş ilişkileri koşuları ile uyumlu olarak bu yasalar Kıbrıs yasalarına entegre edildi. Bu yasalar aracılığı ile Avrupa Birliği iş alanlarında alınan kararlarla ilgili olarak memurların bilgilendirilmesi ve onlara tavsiyede bulunulmasının öneminin altını çizer. Avrupa Birliği yasaları ayı zamanda çalışanların tam gün çalışması ile part time çalışmasında kendilerine olan yaklaşımlarda her tür ayrımcılığı karşı iş akti koşularını belirler. Bununla birlikte Avrupa Birliği’nde izin, sağlık, ücret, ve diğer haklar konusunu belirleyen yasalar yoktur. Bu konularda her ülkede ayrı olarak karar alınır.

Çalışma alanında sağlık ve güvenlik rejimi ne olacaktır?

Çalışma alanında sağlık ve güvenlik konularına ilişkin olarak Avrupa Birliği’nde bir dizi yasa vardır. Eğer büroda çalışıyorsanız bilgisayar ekranları ve dahası oturulacak sandalyenin çeşidini dahi belirleyen yasalar vardır. İş çevresi sağlığımız için yıkıcı sonuçlar yaratmayacak bir şekilde düzenlenmelidir. Daha başka yasalar çalışılan binalarının güvenliğini, sağlık ve güvenlik açısından iş aletlerini ele alır. Personel açısından koruyucu önlemleri inceler. Tüm bu yasalar kamu alanı için de geçerlidir.

Analık ve doğum izni konusunda yasal düzenlemeler var mı?

Avrupa Birliği’ndeki hamile kadın memurlar en azından 14 haftalık analık izni hakkına sahiptir (son hafta ücretsiz izin olarak görülür ). Hamile kadınlar ve bebeklerini emziren anneler hem kendi hem de bebeklerinin sağlıklarına olumsuz etki yapmayacak işler yapmalıdır. Kadının çalışma saatlerinde gerçekleştirlen bebeğin anne karnındaki muayenelerinin yapılması için ücretini kaybetmeksizin izin alma hakkı da vardır. Bir bebek doğduğunda veya evlatlık olarak alındığında, baba dahil aile Avrupa Birliği’nin en az üç ay olmasını desteklediği aile izni alma hakkına sahiptir. Bu iznin derhal kullanılması zorunluluk değildir ve çocuk sekiz aylık oluncaya dek kullanılabilir.

Sadece kadın olduğum için terfi almadığım duygusuna sahibim...

Eğer bu doğruysa yasadışıdır ve Avrupa Birliği yasaları temelinde suç duyurusunda bulunma hakkına sahipsiniz. Avrupa Birliği’nin temel ilkelerinden biri iş yaşamında kadınlar ile erkekler arasında fırsat eşitliğidir. Bu da cinsiyetinden bağımsız olarak istihdamda aynı temele sahip olmanız, eşit işe eşit ücret almanız ve aynı çalışma koşullarına sahip olmanız anlamına gelir. Aynı zamanda mesleki eğitimde, terfilerde, sosyal sigorta ve diğer haklarda, giyimle ilgili tüzüklerde ve iş esnekliğinde erkek meslektaşlarınız ile aynı haklara sahip olmanız anlamına gelir. Eğer sadece kadın olduğunuz için bir ayrımcılığa uğradığınız konusunda herhangi bir hisse kapılmışsanız, Avrupa Birliği yasaları temelinde sizden değil de işverenden kaynaklanan haksızlığın ortadan kaldırılmasını talep etme hakkına sahipsiniz.

Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne girmesi ile birlikte şikayetlerimi Avrupa yetkililerine yapma hakkına sahip olacak mıyım?

Evet. Kıbrıs’taki Ombudsmanlık Dairesi Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne girişi ile de çalışmaya devam edecek. Bu da geniş kesimlere ve kamu çalışanlarına şikayet olması durumunda arabuluculuk için geniş bir temel sağlar. Bunun yanı sıra tüm Kıbrıs vatandaşları Avrupa Birliği Sayıştaylığına baş vuruda bulunma hakkına sahip olacaktır.

Daha fazla bilgi için
Avrupa Komiseri elektronik adresi
http://www.euro-ombudsman.eu.int/home/en/default.htm

GAZETECİLER

Kıbrıslı gazetecilerin Avrupa Birliği ajanslarında çalışma hakkı olacak mı?
Evet. Avrupa Birliği vatandaşı gazetecilerin Kıbrıs Haber Ajansında çalışma olanağı olacağı gibi aynı biçimde Kıbrıslı gazetecilerin de diğer Birlik üyesi ülkelerde bu hakları olacaktır. Çalıştıkları ülke vatandaşlarından daha az veya daha çok sorumluluğa ve hakka sahip olamazlar. Burada konu ile ilgili olan bir nokta da çalışma saatleridir. Gazeteciler Avrupa Birliği yasalarınca belirlenen haftada 38 saatlik çalışma süresine bağlı olmakla birlikte günlük ve haftalık tatil günleri, iş araları ve vardiyalar gibi konularda bu yasanın belirlediği diğer hükümlere bağlı değildir.

Bağımsız gazetecilerin durumu ne olacak?

Bu durumda hizmetlerin serbest dolaşımı kanunu işler. Tam üyelikle birlikte Kıbrıslı bağımsız gazeteciler mesleklerini Avrupa birliğine üye diğer ülkelerde de yapma ve hizmet sunma olanağına sahip olacak. Bu Kıbrıs’ta çalışma arzusunda olan Avrupa Birliği üyesi ülkelerin bağımsız gazetecileri için de geçerli olacaktır.


Avrupa Birliği gazetecilere özel mesleki eğitim olanağı verir mi?

Evet. Avrupa Birliği’nin gazetecilere sağladığı mesleki eğitim özel bir öneme sahiptir. Zamanın geçmesi ile birlikte Avrupa Birliği iç girişime destek vermektedir: Avrupa Gazeteciler Merkezi, Avrupa Birliği Gazeteciler Mesleki Eğitim Birliği ve “Avrupa’da Gazeteciler” örgütü. Merkez , Avrupa’nın zirvedeki medya örgütleri tarafından yönetiliyor ve medya sektörüne ve Avrupa’nın profesyonel meslek örgütlerine bağımsız ortak bir birleşme noktası ve medya alanında uzmanlaşmış konularda bilgi olanağı sunuyor. Birlik mesleki eğitim için bir merkezi ağ oluşturdu. Faaliyetleri arasında öğretim görevlisi, öğrenci ve gazeteci değişimi vardır. Bunun yanı sıra gazetecilik eğitiminde mesleki pratik ve yöntemsel sorunları ele alır, ortak yazılı basın, görsel dergi çıkarır ve medyayı ilgilendiren konularda araştırma yapar. “Avrupa’da Gazeteciler” tüm dünyadan genç ve deneyimsiz gazetecilere sekiz aylık mesleki eğitim programı sunarak Avrupa ile ilgili konularda röportajların niteliğinin geliştirilmesini hedefler.

Tam üyelikle birlikte Kıbrıslı gazeteciler Avrupa Birliği üyesi diğer ülke gazetecileri ile birlikte eşit koşullarda bu programlara katılma hakkına sahip olacaklardır.

Avrupa Birliği programları gazetecilere açık mı?

Evet. Avrupa Birliği’ne katılma hazırlığı içerisinde olan Kıbrıs daha şimdiden Avrupa Birliği Leonardo da Vinci mesleki eğitim programına katılmaktadır. Bu program gazetecilere Avrupa’da bir örgütte veya şirkette bir dönem eğitim yapma olanağı sağlar. Buna ek olarak üniversitelerde iletişim alanında Avrupa Birliği’nin çeşitli ülkelerinde okuyan öğrenciler Erasmus programına katılabilir.

Avrupa Birliği Media programı görsel işitsel sektörde mesleki eğitimi desteklemektedir ve Kıbrıs da bu programlara katılmaktadır.

Avrupa Birliği Eğitim Programı (Erasmus)
http:/europa.eu.int/comm/education/programmes/mundus/index_en.html
Avrupa Birliği Mesleki Eğitim Programı (Leonardo)
http:/europa.eu.int/comm/education/leonardo/leonardo2_en.html

İfade özgürlüğü alanında neler oluyor?

İfade özgürlüğü, sadece Avrupa Birliği üyesi ülkeler tarafından değil aynı zamanda Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği Konseyi (ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) gibi diğer örgütler tarafından da temel insan haklarından biri olarak görülüyor. Kıbrıs bu örgütlerin ikisine de katılırken bu temel ilke konusunda yükümlülük üstlendi. Buna ilaveten Avrupa Birliği Temel Haklar Belgesi ifade özgürlüğünü temel bir hak olarak tarif ediyor ve bu belge Avrupa Anayasası uygulamaya konduğunda hukuki olarak oylanacaktır. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in bir girişimi temelinde 3 Mayıs “Dünya İfade Özgürlüğü Günü” olarak ilan edildi. Bu gün 1994 yılında Birleşmiş Milletler tarafından da resmi olarak kabul edildi.

Doğal olarak Avrupa Birliği’ne katılım koşullarından biri de ifade özgürlüğünü kabul etmektir.

İfade özgürlüğü kişisel hakları ihlal ettiğinde ne olur? Avrupa Birliği konuya ilişkin sınırı nerede koyuyor?

Avrupa Birliği hem üst düzeyde özel yaşamı hem de Avrupa Birliği içerisinde kişisel bilgilerin serbest dolaşımını koruyan kuralları belirleyen bir yasaya sahiptir. Bu hem kişileri hem de işletmeleri kapsamaktadır. Kişiye ait bilgilerin toplanıp üzerinde çalışılması için somut, net ve yasal hedefleri olması, bu bilgilerin doğru ve güncelleşmiş olması gerekir. Kişilerin ve şirketlerin kendilerine özel bilgilerin korunması ile ilgili bir dizi hakları vardır. Bunun yanı sıra bu haklarına saygı gösterilemediğine inandıkları zaman bağımsız ulusal kurumlara başvuruda bulunabilirler.

Gazeteciler hassas verileri ele aldıklarında ne oluyor?

Kişinin ulusal veya ırksal kökenleri, siyasi veya dinsel inancı, sendika üyeliği, sağlığını ilgilendiren veriler veya cinsel tercihleri gibi hassas veriler konusunda Avrupa Birliği’nin özel yasaları vardır. Bu konularda sadece kişinin sözlü onayı ile araştırma yapılabilir. Kişiye ait bilgilerin salt gazetecilik, sanatsal veya edebi amaçlı olarak kullanımı söz konusu olduğunda Avrupa Birliği yasaları özgür ifade ile kişiye özgü bilgi hakları arasında bir denge kuran istisnalar öngörür.

Örneğin ekonomi yazarları saygın borsacıların karalanması ile ilgili mücadelelerin hep ortasında kalırlar. Avrupa Birliği pazarın sömürülmesi ile ilgili olarak bir yasayı düzenleyerek siyasi bir anlaşmaya vardı ve bu anlaşmaya göre ekonomi yazarları, yazılarında yanlış rakamlar vermeleri durumunda bunun sorumluluğunu üstlenir. Bu yasa, hem piyasayı hem de yatırımcıları iç pazarda hisse senedi alım satımında yanlış bilgilendirme temelinde yanıltıcı alım satımlardan korumayı amaçlamaktadır. . Konuyla ilgili haberi yazan, hisse senetlerinin değişimi sonucu bir kar elde etmemişse sorumlu tutulamaz. Bir başka ifade ile iyi niyetle yanlış bilgi edinen ve bu bilgiyi aktaran gazeteci sorumlu tutulamaz.

Avrupa Birliği’nde gazetecilikle ilgili davranış normları var mıdır?

Hayır. Gazeteciler, Monaco Bildirgesi olarak bilinen “Gazeteci Hakları ve Sorumlulukları Bildirgesi’ni izlerler. Bu bildirge 1971 Kasım’ında kaleme alındı ve onaylandı. Daha sonra Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) ve Avrupa’dan birçok gazeteci birliği tarafından kabul edildi.

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu: www.ifj.org

Avrupa Birliği düzeyinde gazetecilere yaklaşım nedir?

Brüksel tüm dünyada en çok yabancı basın organı barındıran kenttir. Binin üzerinde gerek yazılı gerekse giderek daha fazla sayıda elektronik basın yayın kurumunda kayıtlı gazeteci burada görev yapmaktadır. Bu basın yayın organları uluslararası haber ajanslarından, büyük günlük gazetelerden, Avrupa Birliği basınından ve radyo ve televizyon kanallarından oluşmaktadır. Komisyon tarafından örgütlenen günlük bilgilendirme toplantıları aracılığı ile bu alanda çalışan gazeteciler Avrupa Birliği’nin yapısal ve siyasi sistemi hakkında iyi bir bilgi birikimine sahiptir
Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne tam üyeliği ile Kıbrıslı gazeteciler bu tür haber ajanslarında çalışmalar yapan Avrupa şirketlerinden iş isteyebilir.

Avrupa Birliği’nde direkt bilgiye nasıl ulaşabilirim?

Avrupa Birliği Komisyonu günlük basın bültenine doğrudan elektronik ulaşım adresi:
http://www.europa.eu.int/comm/press_room_en.htm

Gazetecilerin korunması için neler yapılıyor?

Kendi ülke büyükelçiliği veya konsolosluğunun bulunmadığı Avrupa Birliği dışındaki ülkeleri ziyaret eden Avrupa Birliği vatandaşları , Avrupa Birliği’ne üye başka herhangi bir devletin bu devletin kendi vatandaşları ile aynı haklara sahip bir şekilde diplomatik veya konsolosluk yetkilerinin koruması altındadır. Bunun çeşitli haberler için sık sık yurt dışına çıkmak zorunda kalan ve işlerinin doğası gereği bazen tehlikeli ve zor durumda kalan gazeteciler için ayrı bir önemi vardır.

Buna ilaveten “Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü” (Reporters Without Borders) Americak Express’in desteği ile “Press SOS” ile 24 saat açık telefon hattı oluşturdu. Bu hat, “Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nü tutuklamalar, sınır dışı etmeler ve herhangi bir gazetecinin kaybolması ile ilgili bilgilendirmek amacıyla gazeteciler, gazeteci aileleri, gazete büroları ve mesleki örgütler için açıktır.

Sınır tanımayan gazeteciler örgütü: www.rsf.org

EBS ( Uydu aracılığı ile Avrupa) nedir?

“Uydu aracılığı ile Avrupa”, Avrupa Birliği ilgili konularda yayınlar yapan bir televizyon ajansıdır. Radyo ve televizyon kanallarına haber bültenleri için diğer olguların yanı sıra bilimsel bir temel ve malzeme sunmayı hedefler.

Avrupa Birliği radyo televizyon hizmetlerine devlet katkısına müsaade eder mi?

Kamu radyo televizyonlarına katkı yapılmasına ancak kamu hizmeti sunmaları koşullarında müsaade edilir. Buna müsaade edilir çünkü kamu yararına radyo televizyon hizmetleri, demokrasi, her toplumun sosyal ve siyasi gereksinimleri ve aynı zamanda basında çok seslilikle direk bağlantılı olduğu zaman geçerli olur. Örneğin Avrupa Komisyonu Mayıs 2002’de, kamu hizmeti sunmak için BBC’nin talep ettiği maliyetle orantılı olduğu için BBC’nin dijital televizyon ve radyo kanallarının devlet tarafından sübvanse edilmesini onayladı.

Gazeteciler Avrupa Birliği’nde temsil ediliyor mu?

Evet. Avrupa Gazeteciler Federasyonu, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun bölgesel bir örgütüdür. Gazeteci birliklerinin ve üyelerinin Avrupa içerisinde ve özellikle de Avrupa Birliği bünyesinde siyasi sistem aracılığı ile haklarını temsil eder.

Avrupa Birliğinde somut yarışma girişimler var mıdır?

Evet. İnsan hakları, demokrasi ve kalkınma alanında Lorenzo Natali ödülü olarak bilinen gazetecilik ödülü vardır. Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı merhum Lorenzo Natali onuruna Avrupa Birliği üyesi ülkeler tarafından kurumsallaştırıldı. Dünyada kalkınma süreci genel çerçevesinde insan hakları konusunda derin bilgiye sahip olmak ve özellikle de gazeteciliğin özümsenmesini ortaya koyan yazılı basın alanında verilmektedir. Bu ödülün parasal değeri 7 bin 6 yüz eurodur.

Avukatlar ve yargı temsilcileri

Avrupa Birliği bana neden ilgi göstermelidir?

Avrupa Birliği yasalarının Kıbrıs yasalarına entegre olmasından itibaren Kıbrıs yasaları Avrupa yasaları olacaktır ve bunun bilinmesinin büyük yararları vardır. Kıbrıs yasalarında değişiklikler olmaktadır ve bu değişiklikler sizin ilgi alanınız ile pratiğiniz ve özel eğitiminize ilişkin sonuçlar yaratabilir.

Yargı alanındaki hizmet yönetiminde değişlikler olacak mı?

Avrupa Birliği hukuk sisteminin nasıl çalışacağını belirlememesine rağmen yasaların ve yargının sonuç alıcılığında ısrarlıdır. Bu amaca yönelik olarak mahkemelere yönetim desteği verir. Avrupa Birliği bunun yanı sıra ekonomik taleplerin çözüme kavuşturulması ve bunun sonucu olarak ticari ödemelerin hızlandırılması için Düşük Telepli Mahkemeler tipi hızlı yargı süreçlerinden yanadır.

Kıbrıs mahkemelerinde Yunanca kullanılmaya devam edilecek mi?

Evet. Avrupa Birliği üyesi olduğumuz için mahkemelerde Yunancanın kullanılmaması söz konusu olamaz.

Avrupa Mahkemesi’nde ve Asliye Mahkemesi’nde Kıbrıslı hakim olacak mı?

Evet. Avrupa Mahkemesi ile Asliye Mahkemesine bugün için her Avrupa Birliği üyesi ülkeden birer hakim katılmaktadır. Bir yenilenme dönemli altı yıllık atama yapılmaktadır. Kıbrıs Avrupa Birliği’ne katıldıktan sonra bu iki mahkemeden her birine birer hakim atayabilir. Kişinin atanabilmesi için ülkesinde üst yargı organlarına atanabilecek vasıflara veya hukuki bir saygınlığa sahip olması gerekir.

Avrupa Birliği’ne üye herhangi bir ülkede iş arayabilir misiniz?

Katılımlarının daha birinci gününden itibaren Birliğe yeni katılan ülkeler de dahil iş arayabilirsiniz. Bunların ötesinde Norveç, İzlanda, Lichentayn ve olasılık olarak İsviçre’de iş arayabilirsiniz. Bu ülkelerde iş aramak için bugün istenmekte olan çalışma izni başvurusunda bulunmanıza gerek yoktur. Fakat iş aramak için önce ilgili hakkınızın tanınması gerekmektedir. Bu birkaç aylık bir süreyi alabilir ve eğer sizin taşıdığınız vasıflar bu ülkelerdekinden çok farklıysa sizden bir uygunluk testi veya ek bir staj yapmanız istenebilir.

Hukukçular ne oranda hareket eder?

Avukatların bir Avrupa Birliği üyesi ülkeden bir diğer Avrupa Birliği üyesi ülkeye hareketleri düşük düzeydedir çünkü hukuk konusundaki bilgiler öğrenim görülen veya izin alınan ülkedeki yapıyla bağlantılıdır. Kaydedilmesi gerekir ki iş istemenin yanı sıra avukatların bir başka ülkede yaşama hakları da vardır. Avukatların mesleklerini bir başka Avrupa Birliği üyesi ülkede yaşama geçirmesine olanak veren yerleşim hakları ile ilgili somut yasa vardır. Tam vasıflı bir avukat, yerleşeceği Avrupa Birliği’ne üye ülkede barolara veya yetkili kurumlara kayıt yaptırmalıdır.

Avukatlar için staj programları var mıdır?

Vardır. Bu meslek Avrupa Birliği yasalarından direkt olarak etkilenir ve adaletle bağlantılı meslek sahipleri için staj ve ağ vardır. Örneğin Grottius Programı Avrupa Birliği’nde yasa ve hukuk sistemleri ve adaletle bağlantılı meslek grupları arasında yasal işbirliğini ve bilginin geliştirilmesini öngörür. Adalet alanı ile bağlantılı meslek grupları bu program aracılığı ile staj programları, ulusal ve uluslararası mahkemelerde değişim programlarından yararlanır.

Adalet dağıtımı ile bağlantılı meslek grupları için yeni başlayan bir program da Agis’tir. Bu program özgürlük, güvenlik, ve adalet konularında Avrupa Birliği vatandaşlarına üst düzeyde savunma sağlamayı öngörür. Daha somut olarak bu alanlarda Avrupa politikalarının değerlendirilmesi ve yaşama geçirilmesi ve geliştirilmesi için mücadele eder ve üye devletleri aday ülkeler, üçüncü ülkelerle ve uluslararası kuruluşlarla işbirliğini ileri götürme ve güçlendirme için cesaretlendirir.

Agis ve Gortius Programı :

htpp://europa.eu.com/comm/justice_home/funding_intro_en.htm

Avrupa yasalarında kadın için özel bir yer var mıdır?

Avrupa Birliği, kadın avukatlar arasında bir bağ oluştırmak, eşitlik için yasaların ileri götürülüp uygulanması, eşitlik ve kadınların karar mekanizmalarındaki sayısını artırmak amacıyla “Avrupalı Kadın Avukatlar Konseyi” ni oluşturmuştur. Bu hedefleri konferanslar, bilgi aktarımı, Avrupa Birliği düzeyinde yasal konularda görüş bildirmek ve kadınlara hukuk yardımı yaparak gerçekleştiriliyor. Konsey Kıbrıs dahil Avrupa Birliği’ne aday ülkelere de açıktır.

Ceza davalarında Avrupa düzeyinde işbirliği var mıdır?

Evet. Ceza davalarında işbirliği büyük oranda iki veya daha fazla Avrupa Birliği üyesi ülke arasında hukuki kararların karşılıklı tanınması sorunu ile bağlantılıdır. Avrupa Birliği yasalarının temel ilkelerinden olan serbest dolaşımın kolaylaştırılması için çeşitli ülke yetkilileri arasında daha iyi işbirliği kurulması arzusu vardır. Örneğin 2000 Mayısında Avrupa Birliği boşanma, ayrı yaşama ve evliliğin geçersiz kılınması konularındaki mahkeme kararlarının Avrupa Birliği’nin diğer ülkelerinde de kabul edilmesine ilişkin bir yasa onayladı.

Ceza yasasında işbirliği konusunda neler yapılıyor?

Avrupa Birliği’nde ortak ceza yasası var olmamasına rağmen bu alanda işbirliği istikrarlı bir şekilde gelişiyor. 11 Eylül trajik olayı sonrası bu alanda daha da ileri adımlar aldı. İşbirliği sınırları aşan suçlarda odaklaşıyor. Bu alandaki yasalar sahtekarlık, kalpazanlık, yolsuzluk, insan ticareti , ırkçılık, yabancı düşmanlığı, bilgisayar ortamında işlenen suçlar, ekoloji gibi konularını ele alıyor. “Terör” konusunda ortak bir kavram benimsendi. Bu alanda işbirliğinin başarısı aynı zamanda göçmenlerin kaydı, ortak araştırma gruplarının oluşturulması, mahkeme belgelerinin bir ülkeden diğerine aktarılması, suçluların nakli, ve suç kurbanlarına standart. Minimum korunma verilmesinin benimsenmesini de getirdi. 2001 yılı sonunda Avrupa Birliği üyesi ülkeler aşamalı bir şekilde Avrupa ülkeleri arasında uzun sayfalı iade anlaşmanının yerini tutacak yeni bir Avrupa Tutuklama Kararı üzerinde de görüş birliği sağladılar.

Avrupa Mahkeme Ağı nedir?

Avrupa Birliği çeşitli ülkelerinde adaletle ilgili konularda görev yapanları direkt temasa geçirir. Faaliyetleri, Avrupa Birliği ülkelerinde kanunların karşılıklı değerlendirme uygulamasını kapsar. Adaletle ilgili konularda görev yapan bu ağı kişisel uygulamada uluslararası yargı pratiği konusunda bütünsel bir görüntü elde etmek için kullanıyorlar. Ağ bunun yanı sıra geniş kitleye de sınırlar ötesi yargı mücadelelerinde adalete ulaşmak için pratik bilgiler sunuyor.

Eurojest nedir?
Avrupa Mahkemeler Ağı çerçevesinde belirlenen karşılıklılık ilkesi hayata geçirilme için yeterli olmadığından dolayı ciddi örgütlü suçlar için Eurojet olarak adlandırılan yeni bir yapı kuruluyor.Avrupa Birliğine üye ülke hakim, savcı ve polis yetkililerinden oluşur. Eurojet Avrupa Birliği ülkelerindeki yargı mensupları ile aynı zamanda suçluların mahkum edilmesi için Avrupa Komisyonu ve Avrupa Polis Hizmeti (Europol) arasında ilişki kurar. Buna ilaveten Europol’un faaliyetlerinde, ortak araştırmalarda ve bu konuların analizinde koordine sağlayacak. Buna ilaveten Europol’ün güçlerinin genişletilmesi için gelecekteki müzakerelerde görüş sunar.

6. TİCARET

AB’ ye üyeliğin ticarete etkileri
AB’ ye üye olacak olan 10 ülke Ortak Ticaret Politikası’nı tüm yanları
İle uygulayacaklardır.
AB’ nin tüm ikili ticaret anlaşmalarını , belirlediği ortak dış gümrükleri ve AB’ nin savunma ile ilgili ticari anlaşmalarını uygulayacaklardır. AB’ nin dış ticaret açılımlarını yaşama geçirecekler , genel hatları ile vergiler %9’dan %4’e düşürülecektir. POE’ de AB 15 ülke adına değil 25 ülke adına konuşuyor. Yeni üye devletler AB’ nin çok yönlü ticari yükümlülüklerini ve sorumluluklarını üstlenirler.


AB’ nin genişlemesinin yararları nelerdir?

25’ler Avrupa’sı dış ticari formlarda tek ses olarak konuşmaya devam edecektir. Birliğe yeni on üyenin katılımı ticari ilişkilerde AB’ nin gücünü ve etkisini artıracaktır. Yeni üye ülkeler yeni bir dinamizm ve hızlı bir ekonomik kalkınma anlamı taşır. Bu dinamizm tüm AB’ nin yararına çalışacaktır.


Geçiş normal koşullarda olabilecek mi?

Ticaret açısından genişleme, Avrupa Anlaşması veya Avrupa Birliği’nin Kıbrıs ve Malta ile serbest ticaret anlaşması ile daha şimdiden yürürlüktedir. Bu anlaşmalar ( tarım ve işlenmiş tarım ürünleri alanında muaf tutulan birkaçı dışında) ikili serbest ticareti öngörmektedir. Ortaklar bu alanda büyük oranda istikrar yakaladı ve üçüncü ülkelerle ticaret büyük bir karmaşa yaratmayacaktır.
Avrupa yasalarını ve standartlarını yaşama geçirme aşamalı bir süreçtir ve iç pazarın tam olarak çalışması için 1 Mayıs’ a kadar tamamlanmalıdır. Yapısal açıdan yeni üye devletler 2003 Nisan’ ından itibaren AB’ nin ticari kararları alma mekanizmalarına katılmaktadırlar. Doğal olarak POE dahil AB’ nin siyasi algılayışlarını paylaşmaktadırlar.

Genişlemenin ticari şirketlere getireceği önemli yararlar neler olacaktır?
Büyük bir pazar : Dünya ticaretinin yaklaşık %18’ini teşkil eden ve Dünya gayri safi hasılasının % 25’inden fazlasını üreten 450 milyonun üzerinde vatandaş. Yeni üye devletlerde dört özgürlüğün yaygınlaşması üçüncü ülkelerin AB pazarına girişini basitleştirecek ve hızlandıracaktır. Örneğin Avrupa standartlarına ve yasalarına tam uyum sağlamış bir şekilde Estonya’ dan ihraç edilen bir ürün İsveç veya Yunanistan’da serbest bir şekilde dolaşıma girebilecektir. Kıbrıs’ta yerleşmiş olan bir Japon yatırımcı üye devletlerin tümünde var olan işleyişle aynı koşularda 25 üye ülkeye hizmet verebilir. Bu, bugüne dek mümkün değildi.

Yeni on üye devletin pazarlarına basit ve derinden geçiş yapılabilir: 15 ülkede değil 35 ülkede uygulanacak olan ticari yasaların oluşturduğu bir set, ortak bir gümrük vergisi yumağı ve yönetim süreci.

Üçüncü ülkelere yaklaşım için açık AB standartlarının kapsanması: Yeni üye devletlerin AB dış gümrük vergisini yaşama geçirmesi gümrük vergilerinin önemli oranda düşüşünü getiriyor.
Özellikle sanat yapıtlarında hakların daha üst düzeyde korunması, hükümet alanlarına giriş, serbest rekabet üye devletlerde yatırımcıların ve ticaret adamlarının haklarını daha iyi korur.

Genişleme öncesi AB serbest ticaret sözleşmesini uyumlaştıracak mı?

AB’ nin ticari anlaşmaları 1 Mayıs 2004 tarihine dek Birlik’e yeni katılan tüm üye ülkelerde uygulamaya konur. Böylesi bir olgu özel olarak geleneksel ticari alanların güvence altına alınmasını gerekli kılar. 1 Mayıs’ a kadar bu tür uyumların sağlanması için çili’den Güney Afrika’ya, İsrail’den Hırvatistan’a tüm ticari partnerlerimiz ile müzakereler devam etmektedir. Bunun yanı sıra AB, yeni üye devletlerce tüm ticari partnerlerin herhangi bir alt üst yaşamadan eski üyelerle aynı şekilde değerlendirilmesini güvence altına alır.

AB, çelik, tekstil ve bazı sanayi ürünlerinde kota uygulayacak mı?

Avrupa Birliği çelik ve tekstilde kotaları artıracaktır. Bunun yanı sıra yeni üye devletlerin geleneksel dış alımları göz önüne alınarak Çin’den gelmeye devam edecek olan bazı sanayi ürünlerinde de (ayakkabı, mutfak eşyaları, ve seramikler) kotalar artırılacaktır.

Komisyon Rusya,Ukrayna ve Kazakistan’a karşı geçerli çelik kotasını artırmayı öngörüyor. Rusya ve Kazakistan ile bu durum müzakere konusudur. Bu ülkelerin bu önlemlere tepki göstermesi bekleniyor. Yani tüm yeni üyelerin , Avrupa Birliği’nin tam üyesi olarak tanımaları ve Avrupa Birliği’ne karşı aldıkalrı yükümlülükleri teker teker bunlara karşı da genişletmesi bekleniyor.

Tekstil konusunda artan kota sadece yıl sonuna dek uygulanacak ve daha sonra da Dünya Ticaret Örgütü üyelerinden dış alım kotası DTÖ’ün 1 Ocak 2005 tarihinde sona erecek olan Tekstil Ürünleri Anlaşması ile sona erecektir.


Genişleme ile ilgili POE kanunları neyi öngörüyor?
POE kanunları EK ile ticari ilişkilerin genişleme öncesi olduğundan daha sınırlı olamayacağını belirtir. EK, üçüncü ülkelerin genişlemeden otomatik olarak sağlayacakları büyük yararları dikkate alarak sınırlı endişelerine yanıt vermek amacıyla anlaşma imzalamak için üçüncü ülkelerle sürekli olarak temas kurar.

Yeni üye devletler genişlemeye kadar ne yapmalıdır?
Yeni üye devletler kendi ulusal ticaret politikalarını yeniden gözden geçirdiklerinde üçüncü ülkelerle gerçekleştirdikleri serbest ticaret antlaşmalarını ortadan kaldırmalıdırlar. Bu işlem hemen hemen tamamlanmıştır. Yeni üye devletler aynı zamanda üçüncü ülkelerle yaptıkları uluslararası antlaşmaları yeniden düzenlemeli ve ticaretle ilgili olan ve Avrupa Birliği politikalarına ters durumdaki ticari veya diğer maddeleri sınırlamalıdırlar. Bu özellikle yatırımları korumak amacıyla bazı ülkelerle var olan antlaşmalar için uygulanır. İlgili anlaşma maddeleri talep ettiği oranda Avrupa Birliği yasaları ile değiştirilir. Bazı koşullarda anlaşma imzalanmış olunan üçüncü ülkeler haklarını korur ve bazı durumlarda iç pazarın işleyişi aracılığı ile bu haklar geliştirilir.

Ticaret ve genişleme konusunda daha fazla bilgi için
http://europa.eu.int/comm/trade/issues/bilateral/regions/candidates/index_en.htm
Tarım ve genişleme konusunda daha fazla bilgi için
http://europa.eu.int/comm/agriculture/external/enlarge/index_en.htm
Ticari istatistikler
http://europa.eu.int/comm/trade/issues/bilateral/data.htm

7.EĞİTİM
Egitim Personeli ve Egitim
AB’ nin ulusal eğitim sistemi üzerindeki rolü nedir? Eğitim tam üyelikten nasıl etkilenecek?

AB’ nin eğitim alanındaki rolü çok sınırlıdır ve eğitim politikaları ulusal düzeyde üye devlet hükümetlerinin yetkisine bırakılmıştır. Eğitim politikaları üye ülkeler arasında kültürel ve geleneksel farklılıkları yansıtır. AB, örneğin ulusal eğitim müfredatının oluşumu,verilen derslerin içeriği veya eğitim dilinin ne olacağı konularına karışmaz. Böylece müfredatı oluşturma görevi ulusal yetkililere verilmiştir. Ortak eğitim müfredatı yoktur. Orta eğitim ve üniversite öğrencileri öğrenci değişim programları çerçevesinde diğer AB üyesi ülkelerde eğitim görebilir.

Okul aidatları konusunda AB yasaları var mıdır?

Hayır.. Eğitimin parasız olup olmayacağına üye ülkeler kendileri karar verir. Özel okulların aidatı konusunda da herhangi bir yasal düzenleme yoktur. AB, sadece farklı AB ülkelerinden vatandaşlar arasında eşit muamele açısından devreye girer. Sadece AB yasalarına göre eğitimde KDV uygulaması yoktur.

AB üyesi olur olmaz çocuğumu yurt dışında eğitimin daha ucuza göndereceğim doğru mudur?

Evet.. Günümüzde , örneğin eğitim için Birleşik Krallık’a Avrupa Birliği’ne üye ülkeler dışından giden öğrenciler daha fazla ücret ödemek zorundadır. Bazı durumlarda bu fark iki üç katına kadar çıkıyor. Tam üyelik sonrası , bizim öğrencilerimiz de o ülke vatandaşları ile aynı ücreti ödeyecek ve farklı bir muamele görmeyecek.

AB’ nin zorunlu eğitim konusunda yaş belirlemede söz hakkı var mıdır?

Hayır.. Bu ulusal hükümetler tarafından kararlaştırılır. AB bünyesinde eğitimde açısından zorunlu yaş 14 ile 18 arasında değişmektedir ve bu yaşı AB belirlememektedir.

AB vatandaşı olarak eğitim için vize almak gerekecek mi?

Hayır gerekmeyecek, çünkü AB vatandaşı olarak eğitim görmeyi arzuladığınız ülkede ikamet hakkına sahip olacaksınız.

AB’ nin hangi eğitim programları vardır?

AB eğitim aracılığı ile bir hareketlenme yaratmayı ve Avrupa dillerinin öğrenilmesini hedeflemektedir. Gençleri daha da yakınlaştırmayı arzulamaktadır. Gençlerin deksıotehnis’lerini cesaretlendirmek istemektedir.

SOCRATES ile LEONARDO DA VINCI eğitim programları öğrenci ve eğitmek değişimini ve aynı zamanda müfredat ile ilgili bilgi değişimini ileri götürmektedir. Şu anda global düzeyde bir değişim programı üzerinde çalışılıyor.

Socrates:
http://europa.eu.int./comm/education/programmes/socrates/socrates_en.html
Leonardo:http://europa.eu.int./comm/education/Leonardo/leonardo2_en.html

COMENIUS nedir?

COMENIUS öğrenciler, okular ve öğretmenler için eğitim programıdır. Öğrenimde kalitenin iyileştirmesini, Avrupa perspektifinin güçlendirilmesini ve dil öğrenimini ileri götürmeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda çok kültürlülüğün öğrenilmesini, dezavantajlı durumdaki insan gruplarının sorunları , olumsuz okul sonuçları ve eğitimin reddi gibi konular üzerinde de yoğunlaşır.

Avukatlar için eğitim programları var mıdır?

Avukatlar GROTIUS programlarına katılabilirler. Bu programlar yargıda işbirliğine ve AB’ ye üye ülkelerdeki yargı sistemlerinin ve hukuk kuralları hakkında var olan bilgilenmenin daha da iyileştirilmesine yardımcı olmak için hazırlanmıştır. Hukukçular bu programla eğitim programlarında ulusal ve uluslararası mahkemelerde değişim yapabilir.

Bir mühendis olarak yeni araştırma programlarında başarılı olmak için yardım alabilir miyim?

AB ‘ nin rekabet ve yaşayabilir bir kalkınma gibi konularda araştırma programlarını destekleyen bir programı vardır. İncelemeler , plaqnlama dahil sonuç alıcı üretim, iyileştirilmiş uyum ürünleri üretimi ve kontrolü ve mühendislik alanlarında hizmetle ilgili araştırmaları inceliyor. Haberleşme ve iletişim alanında da araştırmalar yapılabilir. Amaç, çevre, taşımacılık ve turizm gibi farklı alanlarında kullanıcıya yeni bir hizmet alanı yaratmaktır.

Daha fazla bilgi için

Eğitim ve öğrenim: http://europa.eu.int/comm/education/index_eu.html
2000-2006 Gençlik faaliyet programları: http://eoropa.eu.int/scadplus/leg/en/cha/c11603.htm

Üniversite Öğrencileri

Üniversite öğrencileri hangi eğitim programlarına katılabilir?

AB’ inde, Kıbrıslı öğrencilerinin yaşlarına bağlı olarak katılabileceği bir dizi eğitim program vardır.
Socrates :
http://www.moec.gov.cy/programs/main.htm.
e-maıl : mınedu@hotmail.cytanet.com.cy
Youth e-mail: youth@cytanet.com.cy

Tam üyelik sonrası AB’de üniversite öğrenimi görmek.

AB’ye üye bir ülkede tam öğrenim görmek isteme durumumda haklarım nelerdir?

AB üyesi bir ülke vatandaşı olarak öğrenim için seçtiğini AB üyesi herhangi birr ülkede kalma hakkına sahipsin. Aynı zamanda bu ülkenin kendi vatandaşı bir üniversite öğrencisi ile eşit yaklaşım hakkın vardır.

Kalma için vize almaya gerek var mıdır?

Kıbrıs AB’ye girer girmez 25 üye ülke için vizeye gerek olmayacaktır., çünkü Kıbrıslılar bu ülkelerde ikamet hakkına sahip olacaktır.

Kıbrıs’taki vasıflarım AB’ inde otomatik olarak tanınacak mı?

Otomatik olarak hayır. AB “O” ve “A” Levels gibi akademik belgelerin kabulünü düzenlemiş değildir. Siz, bu belgelerinizin kabulü niçin eğitim görmeyi arzuladığınız eğitim kurumuna başvuruda bulunmanız gerekmektedir ve başvurunuzu kabul veya ret etmek bu kurumun yetkisi dahilindedir. Akademik vasıfların kabulü konusunda AB öğrenim kurumlarına herhangi bir zorunluluk koymamakla birlikte , bu kurumları bu alanda işbirliği için cesaretlendirmektedir. AB vasıfların tanınmasını kolaylaştırmak için açık adı “Akademik tanınma için Ulusal Bilgi Merkezi” NARİC’i kurdu.

Tam üyelik sonrası AB’inde çalışma

AB üyesi bir başka ülkede çalışabilir miyim?

Evet. Tam üyelik sonrası Kıbrıs vatandaşları AB üyesi ülkelerin tümünde çalışma, öğrenim ve eğitim görme veya salt kalma hakkına sahiptir. Eğer bu ülkelerden herhangi birinde çalışma arzusundaysanız bugünkü gibi çalışma izni için başvuruda bulunmanıza gerek olmayacaktır. Örneğin An üyesi bir ülkede öğrenim görüyorsanız bu ülkede part –time çalışabilirsiniz.

Hangi ülkelerde çalışabilirim?

Tam üyeliğin gerçekleşmesi sonrası AB üyesi 15 ülke ile Kıbrıs’la birlikte yeni katılacak ülkelerin tümünde ve Avrupa Ekonomişk Bölgesi’ne katılan İzlanda, Lıchentayn ve Norveç’te çalışma talebinde bulunabilirsiniz. Kıbrıs vatandaşları tam üyeliğin ilk gününden herhangi bir kısıtlama olmaksızın bu hakka sahip olacaktır.

Bu ülkelerde iş imkanı ve iş koşuları için daha fazla bilgi için
EURES: http://europa.eu.ınt/comm/employment_social/elm/eures/en/ındex.htm

AB ve eğitim

AB’ nin ulusal eğitim kurumlarındaki rolü nedir?

AB’ nin ulusal eğitim kurumlarındaki rolü çok sınırlıdır ve bu alanda politikaların belirlenmesini büyük oranda ulusal hükümetlere ve devletlere bırakmaktadır. AB üyesi ülkeler arasındaki kültürel ve geleneklerdeki farklılıklar eğitim politikalarına yansır. AB’ nin ulusal hükümetlerin eğitimde müfredatı, derslerin içeriğini ve sınıflarda derslerin hangi dille yapılacağını belirmelerinde söz hakkı yoktur.

Sonuç olarak AB’ nin bu alandaki rolü nedir?
AB ‘nin eğitim alanındaki rolü tüm Avrupa çapında üst düzey bir eğitimin başarılması amacıyla üye devletleri eğitim alanında destekleme ve faaliyetlerindeki eksiklileri gidermektir. AB yaşam boyu eğitime büyük önem vermektedir. AB, bu amaca yönelik olarak üye devletlerin ulusal politikalarına entegre etme beklentisi ile fırsat eşitliği, okullarda öğrenim düzeyi ve güvenlik gibi çeşitli konularda bir dizi ilke belirledi.

AB eğitim programlarına katılım

SOCRATES nedir?

SOCRATES , tüm Avrupa’dan 30 ülkeyi kapsayan AB’ nin bir eğitim programıdır. SOCRATES’in hedefi dolaşımı ve buluşu cesaretlendirerek, yabancı dilerin öğrenimi ve öğretimini ileri götürerek eğitimin tüm alanlarında Avrupa düzeyinde işbirliğini cesaretlendirmektir. Sekiz farklı bölümden oluşmaktadır. Bölümlerini şöyle sıralayabiliriz:
COMENIUS: okul eğitimi ( kreşten üniversiteye kadar)
ERASMUS: Yüksek öğrenim
GRUNDTVIG: yaşlıların eğitimi
LINGUA: Avrupa dillerinin öğrenimi
MİNERVA: eğitim teknolijisi için bilgi ve iletişim

Eğitim sistemlerinin ve politikalarında yeniliklerin izlenmesi

Diğer Avrupa programları ile ortak faaliyetlerin ortaya konması

Konferanslar, sempozyumlar gibi ek önlemler.

SOCRATES programını teşkil eden sekiz bölümle ilgili daha fazla bilgi için
http://europa.eu.ınt/comm/educatıon/programmes/socrates_en.html
Eğitim ve Kültür Bakanlığı Socrates bölümü
http://www.koec.gov.cy
minedu@cytanetçcom.cy

Araştırma alanında neler yapılıyor.

AB, tüm araştırma alanlarında Avrupa çapında bir işbirliğini geliştirme amacı olan bir araştırma programını finanse etmektedir. 2003 yılı içinde beşinci programın yerini yeni bir sekizinci program aldı. AB araştırma programı Marie Curie bursu aracılığı ile master öncesi ve sonrası Avrupa’da araştırma enstitülerine, üniversitelere, sanayi ve ticari alanlara yerleştirerek araştırma burslar vermektedir

Eğitimde neler yapılmaktadır?

LEONARDO DA VİNCİ programı , üniversite öğrencilerine, staj yapanlara, lisan üssü öğrenim görenlere, işsizlere Avrupa’da pratik yapma olanağı verir. Katılım için kişisel düzeyde müracaat yapılamaz. Tüm müracaatlar bir kamu kuruluş veya özel kuruluş tarafından yapılmalıdır. Stajı tamamlaması sonrası stajı yapan kişiye Europass belgesi verilir ve bu belge ile yapılan staj süresindeki eğitim tescil edilir.

Tam üyelik sonrası AB’ inde eğitim görürken

Üniversite öğrencileri için “eşit yaklaşım” ne anlama gelir?

Eşit yaklaşım, bir üniversite öğrencisinin AB’ye üye bir başka ülkede üniverswite öğrenimi görürken bu ülke kökenli üniversite öğrencileri ile aynı yaklaşımı görmesi anlamına gelir. Eğer tam üyelik sonrası Britanya’da öğrenim görmeyi seçmişseniz Britanyalı bir öğrenci ile aynı haklara ve sorumluluklara sahip olacaksınız. Buna okul ücretleri de dahildir. Bu Kıbrıs’ta öğrenim görmek isteyen AB üyesi ülke vatandaşları için de geçerlidir.

Sağlık servislerinde tedavi görme hakkına sahip miyim?

AB üyesi bir ülkede öğrenşm gören öğrenciler ve onların var olması durumunda eşleri ve çocukları gerekli belgeleri doldurma kaydıyla temel tedavi hakkına sahiptirler. Doldurulacak belge belli bir süre geçerliliği olan E 111 belgesidir.
Sorumluluklarım nelerdir?

Her şeyden önce tanınmışlığı olan bir eğitim kurumuna kayıt olmak gerek. Kalış hakkı, eğitim süresini kapsayan veya yıllık olarak yenilenen bir izinle belirlenir. Bir yılı aşkın eğitim programlarına katılım durumunda kalış izni bir yıllık verilmişse bu her yıl yenilenir. Bu eşiniz ve çocuklarınız için de geçerlidir. Bunun ötesinde öğrenim görülen AB üyesi ülkeye ekonomik yük getirilemez . Özel olarak da bu ülkedeki sosyal sigorta sistemine yük bindirilemez. Bu da öğrenim göreceğin ülkede kalış için gerekli ekonomik olanaklara sahip olman gerektiği anlamına gelir. Bu Kıbrıs’ta öğrenim görecek öğrenciler içinde geçerlidir.

Tam üyelik sonrası da burs olanakları olacak mı?

Tam üyelik bursları etkilememektedir. Burslar genellikle Kıbrıs’ın somut ülke ile imzaladığı ikili anlaşmalar temelinde verilmektedir. Sonuç olarak AB’ ine üye olunca şu anda var olan veya gelecekte imzalanacak burs anlaşmaları bundan etkilenmeyecek.

Tam üyelik sonrası AB üyesi ülkelerde çalışma

Yurtdışında iş aramak için yardım alabilir miyim?

Evet. İşbirliği ağı olan ve Avrupa Komisyonu ile Avrupa ülkeleri istihdam hizmetlerini daha da yakınlaştıran EURES var. İstihdam olanakları veya iş koşulları ile ilgili bilgi vererek yer değiştirmek isteyen çalışanlara yardımcı olur. Bunun yanı sıra diğer ülkelerden memur alması için işverenlere de yardımcı olur.

Mesleğimin tanınması nasıl olur? Çalışma için var olan vasıflarım bir başka AB üyesi ülkede tanınır mı?

AB’ inde vasıfların tanınmasını belirleyen bir yasalar demeti var. “Meslek” olgusu herhangi bir nitelik gerektiren her tür iş için geçerlidir.
Her şeyden önce AB güvence altına alınmış ve alınmamış mesleklerin ayırımını yapar. Üye devletlerde tek tek temasa geçerek kendi coğrafi alanlarında somut bir mesleğin ne kadar güvence altına alınmış bir meslek olduğu olgusunu netleştirmelerini ister. Örneğin tam üyelik sonrası Kıbrıslı bir mimar Kıbrıs’ta çalışmak içi,n talep edilen niteliklere sahipse bir diğer AB üyesi ülkede de mimar olarak çalışabilir. Fakat bu kişi çalışmak istediği ülke yetkililerine baş vurarak bu ülke ulusal yetkililerinden bu niteliklerinin tanınmasını isteme zorundadır. Bu ülke yetkilileri bu niteliklerini tanımak için başvuran kişinin öğrenim süresi ile bu süredeki öğrenim müfredatının kendi ülkesindekinden büyük farklılıklar içermediği tespiti yapar. Fakat genelinde bu vasıfları konusunda şüphe belirtemez. Eğer eğitim süresi ve niteliği konusunda ciddi farklar varsa baş vuru sahibinden bir uyum süresi geçirmesini veya sınava oturmasını isteyebilirler. Bu sistemin dışında AB özel yedi meslekle ilgili özel yasalar belirlemiştir.

Doktorlar, hemşireler, ebeler, veterinerler, diş hekimleri, eczacılar ve mimarlar bu meslek gruplarıdır.

8. İçLETMELER

Küçük-Orta Boy İşletmeler

Küçük-Orta Boy İşletmelerle ilgili AB raporu neleri öngörüyor?
AB’nin Küçük-Orta Boy İşletmeler’le ilgili politikası, Küçük-Orta Boy İşletmeler’in gelişmesini desteklemek direk hedefi ile bu işletmelerin işletme politikalarını hem biçimlendirmek hem de koordinasyonunu iç pazarın ötesinde iyileştirmeyi öngörmektedir. Bunu yaparken AB’nin genel hedefi iş alanını bütününde iyileştirmektir. Küçük-Orta Boy İşletmeler politikası büyük oranda Birlik Programları için müzakerelerden ve iletişim, danışma ve değişim konularında daha iyi pratik sonuçlarından oluşur.
Küçük-Orta Boy İşletmeler’i, Euro Bilgi Merkezi, Kazanımların Yeniden Dağıtımı ve son olarak da yenilenmiş enerji alanında özelleşen işletmeler gibi birbirine yaklaştıran çeşitli alanlar vardır. AB çeşitli ülke hükümetlerinden Küçük-Orta Boy İşletmeler’in yaratılmasının önündeki engellerin kaldırılmasını ve bu işletmelerin oluşumunu engelleyen bürokratik işletmelerin kaldırılmasını resmi olarak istedi.

Küçük-Orta Boy İşletmeler için iç pazarın önemi nedir?
Küçük-Orta Boy İşletmeler birleşik pazar aracılığı ile daha önceleri hem pahalı olması hem de bürokratik engeller nedeniyle imkansız olan yeni dış satım süreçlerinden yararlandı. Küçük-Orta Boy İşletmeler aynı zamanda pazarın serbestleşmesi sonucu daha da ucuzlayan elektrik enerjisi fiyatlarından da yararlandı.

AB parekente satış yapan tüccarları hangi yoldan etkileyecek?
Küçük mağaza sahipleri ile tarım alanındaki küçük işletmeler kotaların kaldırılması ve Kıbrıs’ın AB’ye girişinden direkt olarak etkilenmez. Tersine AB’ ye tam üyeliğin bu kesime olumlu yansımaları olacaktır.

Mağazaların çalışma izinleri tam üyelikten etkilenecek mi ?
Buna verilecek yanıt, AB’nin mağazalara izin konusunda somut yasaları olmadığından hayırdır. Her ülke kendi sistemini uygular. AB’yi özel olarak ilgilendiren olgu başvuruda bulunan AB üyesi ülke vatandaşları arasında ayrımcılık yapılmamasıdır. Sonuç olarak mağaza çalıştırmak için başvuruda bulunan AB vatandaşlarına izin salt etnik kökenleri nedeniyle belirlenemez.

Mağaza sayısında azalma olasılığı var mıdır?
Bu, zorunlu uyum konusunda her üye devlet hükümetine bağlıdır. Bu konuda askıda olan konu yetkililerin yeni izin verip vermeyecekleri konusudur ve bu izinler verilirken izin salt etnik kökenleri nedeniyle belirlenemez.

Avrupa Birliği standartlarına uymayan mağazaların makinelerinde ve özel donanımlarında değişiklik gerekecek mi?
Hayır. Talep edilen, yeni alınacak makinelerin AB standartlarına uyumlu olmasıdır. Kullanılmakta olan makinelerin ve donanımların AB uymaması durumunda bunların kullanımına dikkatli ve çalışanların sağlığına zarar vermeyecek bir şekilde devam edilebilir. AB standartları ile uyumlu olmayan kullanılmış donanım veya makineler sadece daha başka AB üyesi ülkelerde de kullanılırsa alınıp satılabilir
Çalışanların ücretlerinin artırılması acil bir zorunluluk mu ?
Ücretler konusu AB’nin yetkileri içerisinde olan bir konu değildir. Bu her ülkenin ve sonuç olarak ayrı ayrı her işletmenin kendi ekonomik koşullarına bağlı olan bir konudur. Her ülke farklı maaş verir. Bu hizmet sektörü için de geçerlidir.

AB’nin genişlemesi konusunda daha fazla bilgi için:
Yeni üye ülke küçük işletmeleri neler bekleyebilir konusunda bakınız

http://europa.eu.int/comm/enterprise/library/enterprise-europe/news-updates/enterprisepolicy/2003/20030328.htm

Küçük işletmelerle ilgili daha fazla bilgi için
http://europa.eu.inr/pol/enter/index_en.htm


9.KÜLTÜR
Müktesebat kültür ve görsel-işitsel kültürle ilgili neleri öngörüyor
Kültür ve görsel -işitsel alandaki politika başlığı, Sınır Tanımaz Televizyon Talimatnamesine yasal uyumu ve Birlik bünyesinde televizyon programlarının serbest dolaşımını koşul olarak öngören Kültür 2000, Medias Plas ve Media Training ile yasal uyumu zorunlu görür. Reklamlar, küçük çocuklar, kamu düzeni ve Avrupa çalışmalarının korunmasını temel koşul olarak görür.

Kıbrıs müktesebatın öngörülerini yerine getiriyor mu?

Kıbrıs görsel-işitsel alandaki muktesabata uyum için örneğin yorumlar gibi bazı alanlarda küçük yasal düzenlemeler yapmalıdır. Kıbrıs, görsel-işitsel alanda müktesebatı uygulamayla ilgili idari açıdan yeterli düzeydedir. Bununla birlikte Düzenleme Kurumu’nun, tüm radyo ve televizyon istasyonlarını pratik olarak denetleyebilmesi için güçlendirilmesine devam edilmesi gerekiyor.

Kıbrıs yükümlülüklerinin ve tam üyelik müzakerelerinin taleplerinin çoğunu yerine getirmiştir ve geri kalan bazı yasal düzenlemeleri de yaparak tam üyelikle birlikte müktesabata uyumu sağlayacaktır.

AB, üyesi olan ülkelerin kültürlerini ileri götürmek için hangi planlamaları yapmaktadır?

Amacı bir kültür ağı ve kültürel ürünlerin değişimi olan Culture 2000 adı altında somut bir program vardır. Çeşitli görsel-işitsel alanda programları destekleyerek Avrupa’daki kültürel farklılığı ileri götüren Media adı altında bir başka program da söz konusudur.

Avrupa halklarını daha da yakınlaştırma amacıyla planlanan Avrupa Kültür Kenti için çalışmalar, Avrupa Bakanlar Konseyi tarafından 13 Haziran 1985 tarihinde , Meline Merkuri’nin girişimi sonucu ileri götürüldü. Bu şekilde Avrupa vatandaşları tarafından daha bilinir oldu ve önemli sayıda kişi burayı ziyaret ederek kültürel ve siyasi-ekonomik alanda etkisini artırdı.

Avrupa Kültür Kenti 2004 yılına dek hükümetler arası konferans düzeyinde belirleniyordu. Üye devletler bu titri konuk etmeye değer kentleri oy birliği ile seçiyor ve Avrupa Komisyonu da seçilen kentleri finanse ediyordu.

Daha fazla bilgi için :
http://europa.eu.int/comm/culture/eac/index_en.html.

Culture 2000-2003 programı hangi eserleri destekliyor?

Kültür 2000 programı, 2003 yılı içerisinde çoğunluğu sanat eseri olan 201 eseri finanse etti. Bu eserlerin finansmanı için 30 milyonun üzerinde Euro dağıtılacak. Kültür 2000 programına (2000-2004) otuz ülke katılmaktadır ve Avrupa boyutunda çeşitli çalışmalarda işbirliği için 750’nin üzerinde kültür adamına yardım edecektir.

Bu program, kültür mirası, kitaplar, çeviri tüm sanat alanlarından sanatçıları desteklemektedir. Tanıtılmak için seçilen 201 eserden 98’si geçen yıl öncelik verilen sanat eserleridir ve 2004 yılında öncelik kültür mirasına verilecektir.

Kültür 2000 prıogramı 2004 Mayıs’ı için özel kültürel bir program programlıyor mu?

Evet. Avrupa Birliği’nin 2004 Mayıs’ında gerçekleştireceği genişleme ile ilgili olarak özel kültürel bir kutlama programı oluşturuldu. Avrupa Birliği genişlemesinin kültürel boyutunun vurgulanması için 500 bin Euroluk bazı işbirliği programları onaylandı.

Kültür 2000 programına hani ülkeler katılabilir?

Bu programa Birlik üyesi 15 ülkenin yanı sıra Avrupa Ekonomi Bölgesinden üç ülke, tam üyelik için beklemede olan on ülke ve aday ülke olan Bulgaristan ile Romanya katılmaktadır.

Kıbrıs ile Malta programa ilk kez 2003 yılında katıldı. Bu ülkelerden 130’un üzerinde örgüt, işbirliği örgütü olarak programda yer almaktadır ve bu örgütlerin sayıları her geçen yıl daha da artmaktadır.

Kültür 2000 sayfasına ulaşmak için adres
http://www.europa.eu.int /comm/culture/eac/culture2000/projects1_en.html
http://www.europa.eu.int /comm/culture/eac/culture2000/pluriannuel/projects2_en.html


10. VATANDAŞLAR HAREKETİ
Sivil Toplum Örgütleri
Sivil Toplum Örgütleri Avrupa Birliği’nde tanınır mı?

Evet. Tanınmakla kalmayıp Avrupa Birliği’nin yapısında ve özellikle de Avrupa Ekonomi ve Sosyal Komisyonu’nda (AESK) yer alırlar. AESK, Avrupa Birliği Sözleşmesi’ne göre Avrupa Birliği’nin bir organı olarak kuruldu ve işçi ve işveren sendikaları ve diğer ilgili kuruluşların yer aldığı sivil vatandaşlar hareketinden oluşmaktadır. AESKA’nın görevi danışma düzeyindedir. Kararların veya yasaların oluşturulması sürecine baştan katılır ve Avrupa birliği’nde karar alma süreçlerinde önemli lobi çalışmaları yapar. Kıbrıs Avrupa Birliği’ne katılımı ile birlikte bu örgüte altı temsilci gönderecektir.

AESKA ile ilgili daha fazla bilgi için
http://www.esc.eu.int/pages/en/home.asp

VatandaΊlar Hareketi derken neyi kastediyoruz?

Vatandaşlar hareketi derken genellikle bir ülkenin resmi kurum ve yapıları dışında işlev gören grup ve örgütlenmeleri kastediyoruz. Buna sosyal ortaklar yani sendikalar ve işveren örgütleri dahildir. Bunların ötesinde çevre sorunu gibi ortak bir hedef için insanları bir araya getiren örgütler de vardır. İnsan hakları için çalışan gruplar, tüketici örgütleri, sosyal amaçlı örgütler, eğitim örgütleri, toplum örgütleri, gençlik örgütleri, aile örgütleri, dinsel gruplar, yerel ve belediye düzeyinde vatandaşların katıldığı örgütler de bu kategori içerisinde değerlendirilir. Vatandaşlar Hareketi Avrupa Birliği bünyesinde sürekli olarak daha da önem kazanıyor ve bu örgütler Avrupa Birliği’nin vatandaşlarla bağlantısını sağlayacak örgütler olarak değerlendiriliyor.

Sivil Toplum Örgütleri Avrupa Birliği düzeyinde daha başka süreçlere katılıyor mu?

Evet. Avrupa Birliği kurumları ve özellikle de Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu sivil toplum örgütleri ile direkt temaslarla güçlü bir bağlantı içerisindedir. Bu temasların amacı Avrupa Birliği’nde gelecek perspektifinin, gereksinimlerin ve ilgilerin faklılıklarını yansıtacak politikaların biçimlendirilmesi sürecine bu örgütlerin katkı yapmalarını sağlamaktır. Bu gruplarla temaslar Avrupa birliği’nin yasalarının ve geleneğinin bir parçasını oluşturmaktadır.

Komisyon sivil toplum örgütleri ile bağlarını nasıl korur?

Avrupa Komisyonu politikasını geliştirirken sivil toplum örgütleri ile direkt müzakere yapmaktadır. . Bu da sivil toplum örgütleri ile resmi müzakereler şeklinde ve ilgili alanlardan davet edilen çıkar grupları ile ad hoc müzakereler şeklinde yapılır. Komisyonunun 700 grup ile diyalogta bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu müzakereler hem gruplarla hem de tek tek kişilerle, “Yeşil Belgeler” veya “Beyaz Belgeler” olarak bilinen belgeler aracılığı ile yapılmaktadır. Bu belgeler toplumun tepkilerini dile getirmekte ve genellikle toplumun farklı kesimlerini temsil eden sivil toplum örgütlerinden aktif yanıtlar almayı hedeflemektedir.

Sivil toplum örgütlerinin, Avrupa Birliği’nde çalışabilecekleri ve seslerini duyurabilecekleri aracı federasyonlar var mı?

Evet. Avrupa Birliği’ne üye devletlerde benzer hedeflere veya amaçlara sahip vatandaş hareket ağlarını birleştiren çeşitli federasyonlar vardır. Bu da işverenler, işçiler, çevreciler, avcılar, tüketiciler, kadınlar, çiftçiler gibi özel ilgi alanı örgütlerini birleştiren federasyonların var olması gerektiği anlamına gelir. Bunların Avrupa Birliği kurumlarında çok daha sonuç alıcı baskı uygulayabilmeleri için tüm Avrupa alanında örgütlü olmaları gerekir.

Sivil Toplum Örgütleri ve Avrupa VatandaΊlar Eylem Kurumu Platformu nedir?

Sivil Toplum Örgütleri ve Avrupa Vatandaşlar Eylem Kurumu Platformu Avrupa kurumlarında baskı uygulayan sivil toplum örgütlerine iki örnektir. Avrupa Vatandaşlar Eylem Kurumu Platformu 37 Avrupa sivil toplum örgütü, federasyon ve Avrupa Birliği’nin sosyal politikalarını ileri götürmek amacıyla ağ oluşturan örgütten oluşmaktadır. Geniş sosyal hakları savunan çeşitli yerel, bölgesel, ulusal ve Avrupa boyutunda örgüt ve gönüllü grubundan 1.700’ün üzerinde insanı birleştirmektedir. Ortak ilgi alanlarında bu örgütleri birleştiren Avrupa vatandaşlarının endişelerini aktaran bir kanaldır. Aynı zamanda Avrupa Birliği’nin politikaları ile ilgili olarak ulusal düzeyde üyelerine bilgi akışı da sağlamaktadır.
Avrupa Vatandaşlar Eylem Kurumu Platformu 1990 yılında kuruldu ve 1 Ocak 1993’te birleşik pazarın oluşturulması ile bağlantılıydı. Ortak pazarın entegrasyonu iş dünyasının lobi çalışmalarının bir ürünüydü. Avrupa Vatandaşlar Eylem Kurumu Platformu üç anahtar faaliyet göstermektedir: Sivil toplum örgütlerinin Avrupa Birliği tarafından finansmanı için yönetmelik çalışmaları, siyasi çalışmalar ve genişleme.

Sivil toplum örgütleri Avrupa Birliği finansmanından yararlanabilir mi?

Evet. Sivil toplum örgütlerine genellikle mali yardım yapılır çünkü Socrates (eğitim), Leonardo (öğrenim), gençlik, ve diğer programlar gibi temel Avrupa finans programlarına katılabilirler. Avrupa Birliği’ndeki birçok sivil toplum örgütü Avrupa Birliği programlarından nasıl mali yardım sağlayabilecekleri konusunda yoğun bir faaliyet ve uğraş göstermektedir ve bunda çoğu kez başarılı olmaktadırlar. Önemli sayıda Kıbrıslı sivil toplum örgütü daha şimdiden üyelik yolundaki ülkelere de katılma olanağı sağlayan Avrupa’nın bu programlarına katılmaktadır. Avrupa boyutunda bazı Avrupa federasyonları Avrupa Birliği bütçesinden de direkt olarak katkı almaktadır.

Örgütlerimiz çok küçüktür. Biz bu boyutumuzla Avrupa programlarına nasıl katılabiliriz?

Bu programlara katılmanın kolay bir yolu tanıdığınız bir Avrupa örgütünün liderlik yaptığı bir programa katılma yönünde uğraşı vermenizdir.

Avrupa Birliği vatandaşlarının ve sivil toplum hareketlerinin hakları

Avrupa Birliği’nin insan haklarına, demokrasiye adil bir toplumda sosyal adalet olgusuna saygı konusunda tavrı nedir?

Avrupa Birliği, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde, Siyasi Haklar için Uluslararası Ek Sözleşmesinde ve Ekonomik, Soysal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesinde ifade edildiği şekliyle evrensel insan hakları ilkelerine saygı gösterir. Avrupa Birliği’nin faaliyetleri aynı zamanda İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi dahil insan haklarını koruma amaçlı çalışan uluslararası ve yerel örgütlere dayanır.

İfade özgürlüğü alanında neler yapılmaktadır?

Bu temel bir insan hakkıdır ve salt Avrupa Birliği’ne üye devletler tarafından tanınmakla sınırlı kalınmayıp Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi (özellikle İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi) gibi diğer yapılarca da tanınmaktadır. Temel haklarla ilgili Avrupa Birliği çartı ifade özgürlüğünü temel bir insan hakkı olarak tanımaktadır.

Avrupa Birliği dini alanda düzenlemeler yapar mı?

Dine direkt atıfta bulunan herhangi bir Avrupa Birliği yasası yoktur. Avrupa Birliği, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerdeki dinlerle ilgili herhangi dinsel bir değişim dayatmasında da bulunamaz. Avrupa Birliği her üye ülkenin ulusal kimliğine saygı göstermek zorundadır ve kültür, gelenek ve dinsel konulara müdahalede bulunamaz. Avrupa Birliği’nin dinle ilgili olarak tek açıklaması Avrupa Birliği üyesi ülkelerde tüm dinlere saygının sağlanması gerekliliğidir. Avrupa Birliği’nde ayrımcılık yapılmaması ve diğerine tahammül, temel bir ilkedir.

Temel hakların ihlali durumunda neler olmaktır?

1999 Amsterdam Sözleşmesi Avrupa Birliği’nin özgürlük, demokrasi insan haklarına saygı, temel özgürlükler ve soysal adalet devleti temelinde kurulduğunu ve bunların tüm üye devletler için ortak olduğunu bir kez daha teyit etti. İnsan haklarına ilişkin bazı temel ilkelerin bazı üye devletlerce ihlali durumunda Temel Birlik Sözleşmesini uygulamadan kaynaklanan bazı hakları ertelenir.

Temel Haklarla ilgili “Avrupa çartı” nedir?

Avrupa Birliği 2000 Nice Temel Haklar Haritası, Avrupa vatandaşları için temel hakları daha da netleştirdi. İnsan hakları Avrupa sözleşmesi, ortak anayasal gelenekler ile organlar gibi temel insan haklarına ilişkin ilkeleri kotladı.

Daha fazla bilgi için
http://europa.eu.int/comm/justice_home/unit/charte/index_en.htmel

Avrupa Birliği vatandaşlarının siyasi hakları nelerdir?

Siyasi haklarla ilgili olarak Avrupa Birliği vatandaşları kaldıkları Avrupa Birliği üyesi ülkede yerel seçimlerde ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy verme hakkına sahiptirler. Bu durumda kendi ülkelerinde sadece ulusal seçimlerde oy kullanırlar. Eğer bir Avrupa Birliği vatandaşı pasaportunu kaybederse veya kendi ülkesinin elçiliğinin olmadığı dünyanın herhangi bir ülkesinde zorluklarla karşılaşırsa Avrupa birliği üyesi herhangi bir ülke büyükelçiliğe başvurabilir ve bu ülkenin vatandaşıymış gibi yardım alma hakkına sahiptir.

Herhangi bir kiΊinin Avrupa Birliği vatandaşı olmasının sonuçları nelerdir? İlk vatandaşlığını kaybeder mi?

Avrupa Birliğine üye herhangi bir devletin vatandaşı olan kişi Avrupa Birliği vatandaşıdır. Birlik vatandaşlığı tamamlayıcı bir vatandaşlıktır ve ulusal vatandaşlığın yerini almaz. Bunun ötesinde “Avrupa Birliği vatandaşlığı” olarak bilinen vatandaşlığı da almaktadır. Ve bu da kendisine bazı haklar vermektedir. Örneğin bu kimlikle kendisinin belirleyeceği herhangi bir Avrupa Birliği üyesi ülkeye seyahat edebilir, bu ülkede kalabilir, öğrenim görebilir veya çalışabilir. Avrupa vatandaşlığı aynı zamanda herhangi bir kişinin Avrupa Birliğine üye herhangi bir ülke içerisinde o ülkenin vatandaşlarından ayrı bir uygulamaya tabi tutulamayacağı anlamına geliyor. Başka bir ifade ile herhangi bir kişiye kökeni nedeniyle var olan vatandaşlığının verdiği haklar, tüm Avrupa Birliği boyutunda genişliyor.

Avrupa Birliği, Avrupa Birliği vatandaşlarının kişisel haklarını nasıl korur?

Avrupa Birliği kişi haklarının korunmasına yönelik bir yasaya sahiptir ve bu yasa bir yandan kişisel yaşamı üst düzeyde korur diğer yandan da Avrupa birliği bünyesinde kişisel dolaşımını sağlar. Bu hem kişileri hem de şirketleri kapsar. Kişisel bilgiler sadece somut, aleni ve hukuki nedenlerden dolayı toplanıp üzerinde çalışılabilinir. Aynı zamanda bu bilgilerin göreceli, tam ve güncel olması gerekmektedir.

Kişiler haklarına saygı gösterilmediğine inanmaları durumunda bağımsız ulusal makamlara başvuruda bulunabilir.

Sivil toplum (Civil Society) hangi anlamda kullanılır?

Sivil toplum kavramı genellikle resmi yapılar ve bir ülkenin kurumları dışında faaliyet gösteren grup veya örgütlere ilişkin olarak kullanılır. Sosyal grupları, yani çalışanların sendikalarını, işveren örgütlerini kapsar. Buna ilaveten çevre gibi, insan hakları gibi, tüketici hakları gibi, gençlik gibi ortak bir amaç için çeşitli insan gruplarını bir araya getiren hükümet dışı örgütler de bu kategori içerisindedir. Sivil toplum düşüncesi Avrupa Birliği bünyesi içerisinde sürekli olarak daha fazla bir önem kazanmakta ve Avrupa Birliği’nin vatandaşları ile direkt bir iletişim aracı bağlantısı olabileceği değerlendirmesi yapılmaktadır.

Sivil toplum örgütleri (NGO)Avrupa Birliği içerisinde daha başka düzeylerde süreçlere katılıyor mu?

Evet. Avrupa Komisyonu, Bakanlar Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nun sivil toplum örgütleri ile direkt temas konusunda bir geleneği vardır. Bu temaslardaki hedef farklı çıkarları, perspektifleri ve Avrupa Birliği’nin gereksinimlerini yansıtan politikaların planlamasına gerekli katkıları yapmalarını sağlamaktır. Bu gruplarla müzakere Avrupa Birliği’nin yasalarının ve geleneğinin bir parçasıdır.

Sivil toplum örgütleri ‘’Ekonomik ve Sosyal Komisyon’’da yer alıyor mu?

Ekonomik ve Sosyal Komisyon, sivil toplum örgütleri , çeşitli işveren sendikaları ve diğer ilgili örgüt temsilcilerinden oluşur. Ekonomik ve Sosyal Komisyonun görevi danışmanlıktır .

Sivil toplum örgütleri Avrupa mali yardımlarından faydalanabilir mi?

Evet. Sivil toplum örgütleri mali yardımlardan yararlanabilir çünkü Avrupa Birliği’nin temel mali yardım programları olan SOCRATES (eğitim) , LEONARDO ( öğrenim) ve gençlik programlarının bir parçasıdır.


11. Ekonomik ve Parasal Birlik

Tam üyelik sürecindeki ülkelerde Euro’nun benimsenmesi.

Euro ile ilgili durum nedir?

Tam üyelik sürecindeki ülkelerin Avrupa Birliği’ne yönelik üst derecede açık bir entegrasyon politikası uygulaması gerekir. Bunun sonucu olarak doğru koşullar da bir veri olarak ele alındığında euro alanına giriş ve özerk para ve ayrı döviz değeri belirleme politikası belirlenmesinin terki ile bağlantılı olarak büyük yaralar elde edilecektir. .

Euro’ya katılımdan sağlanacak yararlar nelerdir?

Euro’ya katılımdan elde edilecek yaralar bellidir. Döviz değeri ile bağlantılı tehlikeler, ticari faaliyetlerde girdilerin azalması, fiyatların artması ve maliyette şeffaflık dahil çeşitli faktörler devreye girecektir. Ekonominin dış şoklardan etkilenmesi olasılığı daha da azalacak ve komisyonlar da daha da aşağı çekilecektir. .

Parasal birliğin ne önemi vardır?

Parasal birlik daha geniş Avrupa birliği sürecinin önemli bir parçasıdır. Ortak para Avrupa birliğinin diğer alanlarındaki (örneğin ortak Pazar’ın birleşmesi, ekonomi politikaların koordinesi) entegrasyonunda katalizör olarak işlev görür ve Birlik bünyesi çerçevesinde ortak “Avrupa Kimliği”ni daha da güçlendirir.

Tam üyelik sürecindeki ülkeler ne gibi sorunlarla karşı karşıyadır?

Tam üyelik sürecindeki ülkeler Euro’yu benimsemede üç temel sorunla karşı karşıyadır. Tam üyelik çerçevesinde bu ülkeler ekonomilerini Avrupa Birliği’ne entegreye daha ileri boyutta hazırlamalıdır. Bu da Avrupa Birliği kriterlerine gerçekten uyum konusunu daha da ileri götüren bir politika izlemeleri anlamına gelir. Ürün pazarında , sermaye ve çalışma alanlarında yapısal reformlara devam etmelerinin özel bir önemi vardır. Bu politikalar ekonomilerinde esnekliği iyileştirecek ve ekonomik faaliyetlerde ve istihdam alanında şoklara karşı durma yeteneklerini geliştirecektir.

Tam üyelik sürecindeki ülkeler kamu ekonomisinde reformlar yapmalı ve bu alanda istikrar sağlamalıdır. Önümüzdeki yıllarda kamu ekonomisinde özel olguların ele alınması gerekecektir.

Kamu ekonomi politikaları, Avrupa kriterlerine uyuma destek vermelidir. Bu da Avrupa müktesebatına uyumdan kaynaklanacak baskılara ve alt yapının güçlendirilmesi gereksinimlerine karşı durmayı gerektirecektir.

Diğer yandan ise kamu ekonomisi birleştirici bir yol izleyerek dengesizlikten kaçınarak makro ekonomide istikrarı güçlendirmelidir. Sağlıklı kamu ekonomisi yeni üye devletler için yaşlı nüfusun uzun vadede getireceği sorunları ele almada bir koşuldur.

Üçüncü olarak da bu ülkeler ekonominin kontrolünde ve döviz kurlarını belirlemede esnek bir yapıya ve bağımsız bir para politikasına güçlü bir çerçeveye gereksinim duymaktadırlar. Bu da ERM II’ye katılımla ilgili stratejilerini belirlemektedir.

ERM II’ye katılım ne anlama gelir?

ERM II euroya katılım sürecinde bekleme odası olarak algılanmamalıdır. Her şeyden önce ve temel olarak üye devletlere euroyu benimsemede , fiyatlarda ve dövizde istikrar sağlanmasında doğru ekonomi politikaları ile para politikalarını uygulamasında yardım edici bir araçtır. Döviz fiyatlarının belirlenmesi alanı tam üyelik sürecindeki ülkelerde genel ekonominin, gelir ve para politikasının ayrılmaz bir parçası olmalıdır. ERM II’ye katılım Avrupa Birliği kriterlerine gerçek anlamda uyumda ülkelere yardımcı olabilir.

Esneklik ERM II’ye katılımının ayrılmaz bir parçasıdır. ERM II çerçevesinde döviz fiyatları dalgalanabilir ve normal dalgalanma sınırları çerçevesinde buna müdahalede bulunulmamalıdır. Müdahaleye gerek duyulması halinde merkezi değer/fiyat oluşturucu tarafların ortak anlaşması ile değiştirilebilinir.

Bununla birlikte ERM II serbest dalgalanmaya müsaade etmez. ERM II çerçevesinde döviz fiyatlarının uzun dönemli geniş bir aralıkta hareket etmesi beklenmez. Parasal uyum mümkün olduğu oranda ortak pratik olamaz. Büyük, sürekli dalgalanmalar ve sıkça gündeme gelen parasal düzenlemeler, döviz fiyatlarında iskrara yönelik bir süreci hızlandıran politikayı uygulama konusunda yükümlülükleri olan kurumların piyasaları yönlendirme durumunda dahi bunun çok az bir oranda olduğu görülecektir.

Zaman çerçevesinin belirlenmesinde neler oluyor?

ERM II’ye giriş zamanını belirleme ve katılım süresi hakkında kararı kendi gereksinimlerine en iyi yanıtı verecek temelde ilgili ülke vermelidir. Kısa zaman süresi içinde katılım tam üyelik sonrası seçeneklerden biridir. Fakat özellikle enflasyonunun ciddi bir şekilde düşmediği veya kamu ekonomisinde dengelerin makro ekonomik istikrarı engellediği koşullarda bu en iyi strateji olmayabilir. Buna ilaveten ilk durumla orantılı olarak ERM II’ye katılım için koşul olarak ileri sürülen iki yıllık süre gerekli zaman dilimini teşkil edebilir.

Bu konuda daha fazla bilgi için
http://europa.eu.int/comm/econom_finance/euro_currency.en.htm

Avrupa Birliği bütçesi

Para nereden gelir? Avrupa Topluluğu 1970 bütçesini kaleme aldığından beridir yatırımları için kendi finans kaynaklarına sahiptir. Avrupa Topluluğu’nun , ulusal yönetimlerin kararına gerek duyulmaksızın yetkili olduğu farklı kaynakları vardır. 2004 yılında Avrupa Birliği bütçesinin %73.4’ü Gayri Safi Milli Hasıla’dan, %1.3’ü tarım ürünlerine uygulanan gümrüklerden, %10.4’ü gümrük vergilerinden ve % 14.1’i de Katma Değer Vergisi’nden gelecekti.

Bu ekonomik sistem, Konsey’in kararı ile belirlendi ve konuya ilişkin en son karar 29 Eylül 2000 yılında alındı.

http://europa.eu.int/comm/budget/financing/index_en.htm

Paralar nerede birikmektedir?

2004 bütçesinin yaklaşık % 44’ü Avrupa Yönlendirme ve Garanti Tarım Fonu Tasdik Bölümü çerçevesinde finanse edilen tarım katkılarına gitmiştir. Yapısal süreçler ve bütünlük yatırımları bütçenin % 34’nü teşkil emektedir. Diğer yatırım fonları % 7 ile dış faaliyetler, %7 iç politika ve %6 ile yönetim giderleridir.

Yılık bütçe konusunda kimler karar verir?

Konsey ile Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği bütçesi için karar veren kamu ekonomi yetkilileridir. Komisyon bütçeyi sunar ve devamında Konsey ile Avrupa Parlamentosu her biri ayrı ayrı bütçenin bir örneğine sahip olur. Yatırımlar konusunda ve özellikle de tarım alanında son söz hakkı Avrupa Konseyi’ne aittir. Avrupa Parlamentosu ise geri kalan yatırımlarla ilgilenir. Bu süreç yıllık bazda Mayıs’ta başlar ve Aralık ayında sonuçlandırılır.

“Net Ödenti” ne anlama gelir?

“Net Ödenti” kavramı ne teknik ne de hukuksal bir kavramdır. Avrupa Topluluğu’nun kendi kaynaklarından finanse edilmesi bir veri olduğundan üye devletlerin herhangi bir aidat ödemesi söz konusu değildir. Fakat pratikte bazı üye devletlerden gelen ekonomik sermaye oranı bu ülkelerin çeşitli birlik programları çerçevesinde aldıkları oran ile hesaplanıp kıyaslanabilir. Bu bilgiler, Avrupa birliği’ne üye devletlerin tek tek yıllık yatırımları özel yıllık bir raporda yayınlanır

Bu tamamı ile teknik bir uygulamadır ve örneğin ekonomik bütünleşme veya jeopolitik istikrar sağlanması gibi Avrupa Birliği’ne katılımdan sağlanan geri kalan avantajlarla ilgili değildir.

http://europa.eu.int/comm/budget/agenda2000/reports_en.htm

Paraları kim harcar?

Her zaman bütçenin uygulanmasından Ekonomik Tüzük ile bağlantılı olarak Avrupa Parlamentosu ve Kontrol Kongresi’nin denetimi altında bulunan Avrupa Komisyonu sorumludur. Sözleşmenin 274’cü maddesi “ çeffaf ekonomik idarenin ilkelerini göz önüne alarak, saptanan süreler içerisinde kendi sorumluluğunda .... Komisyon bütçeyi uygulayacaktır.”der.

Her ne kadar paranın kullanımı m kurallara bağlı da olsa, pratikte Komisyon bazı siyasi ilkeleri yaşama geçirmede üye devletlere dayanmaktadır. Sonuç olarak tarım yatırımları ve bölgesel politikalar , topluluk düzeyinde belirlenen koşullar altında o hedeflere yönelik olarak onaylanan ulusal veya yerel üyeler tarafından ele alınır. Devamında da Komisyon, üye devletler işbirliği içinde programların uygun olarak yaşama geçirildiğini ve mali paketlerin uygun bir şekilde harcandığını kontrol eder.

Avrupa Birliği bütçesi için üst sınır nedir?

Avrupa Birliğinin ekonomik üst kaynak sınırı, üye devletlerin katkısının üst sınırı Avrupa Birliği Gayri Safi Milli Hasılası’nın %1.24’dür. Bazı öngörülemeyen yatırımlar için belli bir marj olması amacıyla bu üst sınır ekonomik vizyonda fazla belirlenmiştir. Yıllık bütçe düzeyi genellikle bu belirtilen iki sınırın altında kalmaktadır.

Yükümlülük ödeneği nedir?

Yükümlülük ödeneği o yıl yeni program veya eserler için onaylanan miktardır. Yani Avrupa birliği’nin hak sahibine karşı aldığı yükümlülüktür.


Ödeme yükümlülüğü nedir?

Ödeme yükümlülüğü o yıl içinde üye devlet için onaylanan ve devamında da harcayabileceği net, nakit paradır. Yükümlülük ödeneği ile ödeme yükümlüğü farklı şeylerdir çünkü tek yıla dayanmayan programlarla ilgili kararlar yıl içinde alınır ve yıllar içerisinde uygulamaya bağlı olarak ödenir. Genel yasaya göre ödeme yükümlülükleri yükümlülüklerden daha düşüktür, çünkü Avrupa Birliği bütçesi artar ve bazı programlar da yaşama geçirilmez.

Ekonomik vizyon

Ekonomik vizyon nasıl belirlenir?

Ekonomik gelecek , Avrupa Birliği’nin yatırımlarının sınırlarını uzun yıllar çerçevesinde belirleyen bir olgudur. Yıllık yatırımlarda Ekonomik vizyona saygı gösterilmesi bir zorunluluktur. Avrupa Birliği’nde geleceği belirleyen kaynakların üst sınırının bu kurumlarca belirlenmesi anlamında Avrupa parlamentosu, Konsey ve Komisyon tarafından da görüş birliği sağlanması gerekir.Yatırımların önemli kalemleri yıllık bütçe aracılığı ile o dönemde karar altına alınmalıdır.

Avrupa Birliği’nin politikası için bütünsel öncelikleri ekonomik kavramlara tercümesi Avrupa Birliği’nin bütçesinin mali katkılarının belirlediği çağdaş bir kamu ekonomisinde disiplindir.

Ekonomik vizyonun amacı nedir?

Temel amacı kamu ekonomisinde disiplindir. Örneğin kamu ekonomisinde yatırımların kontrolünün sağlanmasıdır. Diğer amaçları arasında üç aylık sürelerle Avrupa yatırımlarının denetlenmesi, yıllık yatırımlarla ilgili kurumsal taraflar arasında daha iyi işbirliğinin sağlanması da yer almaktadır.

Topluluğun genel olarak bütününde politik ve kurumsal dengeler 80’li yıllarda önemli ölçüde kötüleşti. Bu dönem, yıllık mali işlemleri giderek daha da zorlaştıran artan baskıların yaşandığı ve uygun bir biçimde faaliyet gösterebilmek için, kaynakların Topluluk gereksinimlerinin giderek daha az göz önüne alınıp kullanıldığı bir dönem olarak nitelendi. Bu art arda yaşanan mali gelişmeler, Topluluğun kurumsal organlarını mali işleyişi iyileştiren ve aynı zamanda mali disipline uyulmasını garanti altına alan bir yöntem konusunda anlaΊmaya yöneltti.

Onaylama süreci nedir?

Cari ekonomik perspektifler tablosu, Avrupa Parlamentosu’nun belirlediği Topluluğun planlanmış harcamaklarının maksimum düzeyine ilişkin ekonomik perspektifleri kapsayan organlar arası düzenlenmiş bir anlaşmanın ayrılmaz bir parçasını arz eder.

Avrupa Konseyi ile üye devlet ve hükümet başkanları , Komisyon’un önerisi temelinde rakamlar üzerinde görüş birliği sağlar. Avrupa Parlamentosu bunu onaylamalıdır. Avrupa parlamentosu üye çoğunluğunun (en azından 315 üyenin ) olumlu oyu ile metni onaylar. Parlamento bu metni kabul veya ret edebilir fakat bu metin üzerinde düzenlemeler yapamaz.

Yeni ekonomik vizyonlar

Komisyon 10 ªubat 2004 tarihinde yeni bir ekonomik vizyon için siyasi tartışma başlattı. Komisyon yaz tatili öncesi konuya ilişkin resmi bir öneride bulunacaktır. Hedef bunun 2005’in ilk altı ayı içerisinde onaylanmasıdır.

Eğer kaynakların olmadığı ortaya çıkarsa vizyon belirlendikten sonra değişme olası mıdır?

Yıllık teknik düzenlemelerde gayri safi milli hasıla ve enflasyon dikkate alınır. Avrupa Konseyi ve Parlamentonun da onayı koşulu ile Komisyonun yapacağı bir öneriyle yeniden gözden geçirme ve yeni düzenlemeler mümkündür. Fakat bu çok ender olur.

Ekonomik vizyonun hukuki çerçevesi nedir?

Ekonomik vizyon rakamları örneğin Avrupa Komisyonu, Konseyi ve Avrupa parlamentosu ortak temelinde alınan kararla belirlenir. Verili koşullara atıfta bulunulmaz.

Ekonomik gelecek açısından Avrupa sözleşmesi Avrupa’nın geleceği için ne önerir?

Avrupa’nın geleceği için Avrupa Sözleşmesi anayasa taslağında ekonomik geleceği “çok yılları kapsayan ekonomik çerçeve “ adı altında gelecekteki anayasaya entegre eder. Bu da ekonomik geleceğin sonuç verici olacağı ve kalıcı bir temeli olacağı anlamına gelir. Anayasa taslağı ekonomik geleceğin varlığını en azından beş yıllık bir süre devam edecek olan Konsey’in Avrupa yasası biçiminde öngörür. Taslak aynı zamanda ilk ekonomik geleceğin , Sözleşmenin, Konsey’in onaylaması sonrası oy birliği ile işlerlik kazanmasını da öngörüyor.

Önümüzdeki ekonomik vizyonun süresi

Önümüzdeki ekonomik vizyon 2007 Ocak ayında başlayacaktır. Geçmişte süre ya 5 yıl ya da 7 yıldı. Komisyon, önümüzdeki ekonomik perspektifin 7 yıllık bir süreye gereksinim duymasına rağmen, Komisyon ile Avrupa parlamentosu’nun yetki süresi ile daha iyi uyumlaştırılması için 5 yıllık bir süreyi önermektedir.

Yürürlükte olan düzenleyici anlaşmayı nerede bulabilirim?

Yürürlükte olan 2000-2006 EKONOMİK VİZYON 6 mayıs 1999 tarihinde onaylandı ve Avrupa Topluluğu resmi gazetesinde (18.6.1999 tarihinde OJ n C172) yayınlandı. Bunu Bütçe Genel Müdürlü’nde de bulabilirsiniz.

http://europa.eu.int/comm/budget/pdf/financialfrwk/aii1999/aiien.pdf

Sermaye ne anlama gelir?

Sermaye ekonomik vizyonun ve onun yapısının ayrılmaz parçasıdır. Ekonomik vizyonda önemli birlik yatırımları belli başlıklara ayrılır: Bu başlıklardan her biri her yıl için yatırım zorunluluğu bulunan büyük bir meblağı içerir. Amacı Avrupa Birliği’nin ilgili döneme ilişkin çekirdek faaliyet hedefini belirlemektir. Birinci başlık rekabetle ilgilidir.

Birlik yatırımlarının ekonomik vizyon başlığı tarafından sınıflandırılması bir siyasi yaklaşıma dayanmaktadır. Yatırımların tümünün çeşitli başlıklar altında dağıtılması ilgili döneme ilişkin en önemli tercihleri ortaya koyar.

1988’den beridir bütçeler ekonomik vizyon başlığı altında göreceli ve sistemli bir şekilde düzenlendi ve böylece siyasi önceliklerin başarılması için hangi kaynakların var olduğu daha kolay bir şekilde ortaya kondu.

Üst sınır ne anlama gelir?

Üst sınır somut bir başlık altında somut bir yıl için sunulan meblağdır. Ekonomik vizyon, üst sınır İç Kurumsal Sözleşme’deki taraflar için bağlayıcı üst sınır programından farklıdır. Fakat yıllık kamu ekonomisi , bütçenin ön gördüğü çeşitli tahsisler meblağının sınırlarını gerçek yatırımlarında özlü ve belirleyici olarak ele aldığından çok yıllara dayalı bir bütçe olarak görülemez.

Ekonomi

Üye devletlere ne işbirliği öneriliyor?

İç sınırların olmaksızın ortak bir para birimi euro ile ortak bir pazarın oluşturulması Üye devletlerin ekonomilerinin birbirlerine aşılanmasında temel araç oldu. Avrupa ortak pazarı iç ticareti yeni istihdam olanaklarını önemli oranda artırdı. Euro iç pazarın işleyişini daha da derinleştirdi. Genişleme sonrası iç pazar 450 milyon tüketiciye ulaştı.
Ortak bir pazarın oluşumu , yani kişilerin ve metaların sınırlar olmaksızın dolaşımı, rekabeti daha sonuç alıcı bir hale getirme anlamında rekabet ile yararları daha da geliştirerek üye devletlerin ekonomik gelişmelerine katkı sağladı. Ortak pazar ekonominin yaşamsal öneme sahip alanlarında örneğin hava taşımacılığı, mali hizmetler gibi yeni alanlara genişledi.

Ortak Pazar ekonomik durumu nasıl iyileştirecek?

Yerel şirketler Avrupa Birliği ile ticari ilişkiler kurabilir ve sonuç olarak üretimlerini artırıp yeni iş alanları yaratabilir. Ortak pazarın hedefi sınırları geçişte işletme faaliyetlerini kolaylaştırıp girdileri aşağı çekmek ve buna paralel olarak bürokratik işlemleri azaltmaktır. Bunun için ortak bir yönetim belgesi kabul edildi. İç pazar tüm fiziki ve yapay engelleri kaldırmak tır. Avrupa Birliği’ne katılım rekabetin var olduğu bir para katılım demektir. Avrupa Birliği’ne katışan ülkelerin tümünde direkt yabancı yatırımlar ve dış satımlar arttı ve yeni istihdam alanlarının yaratılması olasılığı da yükseldi.

Avrupa Birliği’ne herhangi bir ürünü istediğim zaman istediğim yere ihraç edebileceğim doğru mu?

Evet, tüm ticari engeller kalkmıştır. Bununla birlikte ihraç edilecek ürünler güvenlik ve sağlık işaretleme ve ortak pazarın diğer bazı yasaları açısından bazı koşulları yerine getirmelidir. Ürünlerin örnekleri tüketicilerin ve çevrenin korunması açısından çok iyi durumda olmalıdır. Tüketiciler bu ürünlerin kalitesinden emin olmalıdır.

Hizmet alanında ticaret iç pazarda serbest mi?

Evet, hizmet sektöründe ticaret serbestiyesi iç pazardaki özgürlüklerden biridir. Bu da Avrupa Birliği’nde yerleşmiş kişilerin veya şirketlerin Avrupa Birliği içerisinde herhangi bir hizmeti serbestçe sınabilmeleri anlamına gelir. Buna, çok özel bazı durumlar haricinde herhangi bir kişinin herhangi bir sınır koymasına müsaade edilmez. Etnik temelde ayrımcılık yapılması yasaktır. Kıbrıs tam üyeliğe dek sermayenin serbest dolaşımını serbest bırakacaktır.

Sermaye iç pazarda serbest dolaşım hakkına sahip mi?

Evet, sermayenin serbest dolaşımı için sermayenin üye devletler arasında dolaşımını sınırlayan ulusal yasaların tümü kaldırıldı. Aynı zamanda paranın sınırlardan doğru şekilde geçişi güvence altına alındı. Kara paraya karşı mücadele bu politikanın önemli bir parçasıdır.

Avrupa Birliği’nde iç Pazar neden rekabet politikası ile bağlandı?

İç pazarın amacı şirketlere kendi aralarında rekabet etme olanağı yaratmaktır. Fakat bu rekabet adil olmalıdır. Adil rekabet tüketicilerin yararınadır çünkü mümkün olan en düşük fiyatlarla kaliteli ürünlerin tüketiciye ulaşmasına yol açar. Avrupa Birliği yasaları şirketler arasında rekabeti ortadan kaldıracak anlaşmalar yapılmasını, birleşmelere gidilmesini, tekellerin aşırı rekabetini ve kamu tarafından desteği yasaklar. Kamu desteğine ancak çok öel koşullarda müsaade edilir.

Euro’dan sonra ne oluyor?

Euro ortak pazarın doğal sonucunun para birimidir. Euro ortak pazarda fiyatların açık olmasına yol açar. 1 Ocak 20012de euro Avrupa Birliği’ne üye 12 devletin ulusal para biriminin yerini aldı. Danimarka,İngiltere ve İsveç euroyu kullanmayan Avrupa Birliği üyesi ülkelerdir. Avrupa Birliği’ne yeni katılacak ülkeler Euro’ya otomatik olarak geçemeyecektir. Bu ülkeler için Avrupa Birliği’ne katıldıktan sonra gerekli uyum çalışmalarını gerçekleştirmeleri için en azından iki yıllık bir geçiş süresine ihtiyaç vardır. Euro’ya giriş Kıbrıs’ın Mastrich kriterlerine uyması durumunda incelenmeye alınabilir. Mastrich kriterlerine göre kamu açıkları gayri safi milli hasılanın %3’ünü aşmamalıdır. Euro ekonomiye istikrar kazandırmakla kalmaz anı zamanda tek para birimi kullanıldığından üye devletler arasındaki seyahatleri kolaylaştırır.

Avrupa Merkez Bankası’nın rolü nedir?

Avrupa Merkez Bankası , Eorya geçen tüm Avrupa Birliği üyesi ülkelerin mali politikalarını belirler. Merkez bankaları sistemleri çerçevesinde merkez bankaları ile çalışır. Avrupa Birliği’nde , ulusal merkez bankaları ile paylaştığı para basma yetkisi verme konusunda yürütme yetkisi vardır. Avrupa Birliği Yönetim Konseyine Avrupa Merkez Bankası başkanı, Euro alanına katılan 12 ulusal merkez bankası başkanı ve yürütme konseyinin diğer beş tam üyesi katılır.

Daha fazla bilgi için:
http://www.ecb.int/

Avrupa Birliği ortak pazarda vergi verenlerin paralarını nasıl garanti altına alır?

Avrupa Birliği bir dizi yasa onayladı ve ulusal hükümetler gibi devlet yetkililerinin bu yasalarla mal ve hizmet alımında (kamu münhalleri ile ilgili kanun) uymaları gerekir. Bu yasalar hükümetin betonarme, elektrik sayacı veya bilgisayar veya elektrik üretim merkezi alırken en iyi ürünü en iyi fiyatlardan almasını güvence altına alır.

Avrupa Birliği’nin bankacılık sistemindeki rolü nedir?

Avrupa Birliği üye devletleri için ortak bir pazar yarattı ve bu bankacılık sisteminde de geçerlidir. Bankalar ve diğer kredi kurumları Avrupa Birliği’nin herhangi bir ülkesinde şube açıp hizmet sunabilir. Avrupa Birliği’nin banklarla ilgili yasaları bankaların üst düzeyde hizmet vermesini ve sıkı denetimi öngörüyor. Bankalarla ilgili Avrupa birliği yasaları bankaların çalışmalarında alt yapıların, bir bankanın kurulması için gerekli olan sermaye ve bankaların hesaplarının yayınlanmasına ilişkin tüzüklerin ve pratiği uyumlaştırır. Aynı zamanda her ülkede kontrolü uygulamaya koyar, yani teoride bankalar, kendilerine kurulma izni verilen ülke yetkilileri tarafından yetkili kılınan ve bu ülkede kayıtlı bürosu bulunan bir kurum tarafından denetlenir.

Ekonomik kalkınma farklı bir biçimde nasıl ileri götürülür?

Ekonomik kalkınma aynı zamanda Avrupa Birliği’nin bölgesel politikası tarafından da ileri götürülür. Avrupa Birliği’nin bütçesinin üçte biri kaklım, imar taşıma ve çevre’nin iyileştirilmesi için yatırırımı ileri götüren Yapısal Fon’a (Structual Funds) ayrılmıştır. Bu mali katkılar ekonomik ve bölgesel kalkınmayı kamçılar ve yatırımları ve farklı Avrupa politikaları ile programlarının uygulanması için yönetsel yeteneği geliştirir. Bunun ötesinde Avrupa kalkınma Bankası (European İnvestment Bank) alt yapı çalışmalarında ekonomik kalkınma için özel fiyatla özel kredi verir.

Yapısal fon nedir?

Onların genel amacı, üye devletlerde mali yardımlarla çeşitli bölgelerin ekonomik durumunun iyileştirilmesidir. Bölgesel fonlar, sosyal fonlar ve bütünlük fonları gibi çeşitli yapısal fonlar vardır. Bölgesel fon kentlerin yenilenmesi, küçük ve orta boy işletmelerin ve alt yapıların geliştirilmesi için mali katkılar sağlayan bölge fonu bunlara bir örnektir. Sosyal fon çalışanların becerilerini geliştirmeleri , yaşam boyu öğrenimi, uzun süre işsiz kalmış kişilerin iş yaşamına yeniden katılımını ve bilgisayar aracılığı ile öğrenimi iyileştirmek için kredi verir. Bütünlük fonları ise taşımacılık ve çevre alanında alt yapı yatırımları için kredi
olanağı verir. Ekonomik kalkınmaya uygun imar çalışmaları yol yapım çalışmaları, çöplerin kullanımı ve çevre için alt yapı çalışmalarıdır. Kıbrıs 2004-2006 dönemi için yapısal fonlardan 100 milyon euro civarında bir para alacaktır. Bu meblağ Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra önemli oranda artacaktır.

Avrupa yatırım bankası nedir?
Avrupa Yatırım Bankası Avrupa Birliği’nin ekonomik bir kurumudur. Ekonomik kalkınmayı ekonomik alanda yeni bilgilere ulaşmayı ileri götürecek çalışmaları finanse eder. Hastahane, üniversite , kanalizasyon gibi çalışmaları finanse eder. Avrupa yatırım bankası’nın hissedarları Avrupa Birliği üyesi devletlerdir ve ticari kaynakları, tasarrufları yoktur.

daha fazla bilgi için
http://www.eib.org

Herhangi bir kişinin Avrupa Yatırım Bankasından kredi alması için prosedür nedir?

Standart bir yöntem, resmi baΊvuru formu, soru formu veya bir çalışma için bankaya ilk sunuş için talep edilen bir belge yoktur. Önerilen bir çalışmanın tartışılması için telefon, faks bilgisayar aracılığı ile iletişim veya mektupla ilk temaslar yapılabilir. Bu ilk temaslarda çalışmayı öneren kişi yatırımın amacının Avrupa Birliği’nin hedefleri ile uyuştuğu ve gelişmiş bir iş planına sahip olduğu konusunda yeterince bilgi verme zorundadır.
Avrupa Yatırım Bankası kişinin önerdiği çalışmanın yaşayabilirliliğine yönelik incelemeler yapar ve teknik , çevre, mali yardım ve hukuki açıdan bir ön rapor hazırlar. Devamla bir ekonomist,bir mühendis ve bir kredi uzmanı veya Avrupa Yatırım Bankası iletişimcisinden oluşan ve Avrupa Yatırım Bankası uzmanları grubunca bankanın son bir görüş oluşturması için detaylı bir değerlendirme yapılır. Eğer Avrupa Yatırım Bankası’nın görüşü olumluysa Bankanın Yürütme Kurulu’nun onayı için Avrupa Yatırım Bankası Yönetim Kuruluna kredi önerisi sunulur. Konseyin onayı alınır alınmaz kredi, kullanıcının gereksinimine bağlı olarak bir defada veya taksitlerle çekilir. Bu genellikle onaydan sonra 12 gün içerisinde yapılır. Avrupa Yatırım Bankası Kıbrıs’ta çok aktiftir. Kuri barajı, Kıbrıs üniversitesi ve daha bir çok başka eser Avrupa Yatırım Bankası’nın mali yardımlarından yararlanmıştır.


Avrupa Birliği üyesi bir ülke Birlik üyesi olmayan bir ülke ile ticari anlaşma durumu nedir?

Avrupa Birliği, Dünya ticaret örgütü çerçevesinde dünya çapında yaşayabilir ve serbest ticareti desteklemektedir. Tüm dünyada 100’ün üzerinde ülke ile ticari anlaşması vardır. Örneğin Lübnan, Mısır ve İsrail dahil Ota Doğu’nun diğer ülkeleri ile ticari antlaşması vardır.
Türkiye ile sanayi ürünlerinin serbest dolaşımına olanak sağlayan Gümrük Birliği Antlaşması vardır. Avrupa birliği aynı zamanda “Silahlar dışında her şey” adı altında bir ticari girişim üstlenmiştir. Bu girişim Avrupa Birliğine Afrika, Karaib ve Pasifikler dahil 77 ülke ile silah dışında her şeyin gümrüksüz ticaret zeminini sağlar. Bu ülkeler ham madde kaynakları ve üretilen ürünler için yeni pazarları teşkil eder.

Ekonomi ve mali politikalara iliΊkin daha fazla bilgi için

http://europa.eu.int/pol/emu/ındex_en.htm


12. ÇEVRE
Toplanan Coplerin Islenmesi
Yaşam Kalitesi nasıl gelişecek. Çevre gibi konular geliştirilecek mi?

Avrupa Birliği ‘nin çevre ve özellikle de sınırları aşan konulara ilişkin çok yüksek bir standartı vardır. Sağlığımız için büyük öneme sahip çevre sorununa ilişkin önlemler içme suyunun, yüzülen suların iyileştirilmesini, çöp , iklim ve asit yağmurları sorunlarının ele alınışını içerir. Çevrenin korunması sağlık sorunlarını azaltır.

Avrupa Birliği’nin çevre politikası sürdürebilir kalkınma ile şimdiki ve gelecek kuşaklar için çevrenin korunmasını öngörür ve çevrenin korunmasını Birlik’in diğer politikalarına entegresine, önleyici faaliyetlere , “kirleten öder” ilkesine, çevre yıkımına, kökünde mücadeleye ve ortak sorumluluğa dayanır. Avrupa Birliği Müktesebatı 200’den fazla ana yasayı, havanın ve suların kirlenmesi, kimyasal maddeleri, biyoteknoloji , doğanın korunması, sanayi kirliliği konularının ele alınmasını, gürültü ve x ray ışınlarından korunmayı içerir. Müktesebata uyum kamu sağlığı açısından büyük yarar sağlar, ormanlarda, binalarda, doğal alanda ve balıkçılık alanında pahalıya mal olan yıkımları azaltır. Ulusal, bölgesel ve ülke düzeyinde güçlü ve iyi hesaplanmış yönetim, müktesebatın çevre ile ilgili politikasını denetleyip uygulamaya koyandır.

Bütün üye ülkeler için geçerli olan yatay hukuki çerçeve Kıbrıs’ta uygulanmıştır ve müktesebata uygundur. Bu yatay yasal çerçeve Çevre Koşullarına Etkinin Değerlendirilmesi Stratejisi (ÇED) ile ilgilenmektedir ve bu strateji 2004 Temmuz’una kadar aktarılıp uygulanmaya konmalıdır.

Çevreye Etkilerin Değerlendirilmesi ve Çevre Değerlendirme Stratejisi ile ne kastediliyor?

Çevre değerlendirmesi, kararların alınması öncesinde sonuçlarının çevrenin güvence altına alınmasını dikkate alması anlamına gelir. Süreç, olası sonuçların çevreye etkilerini ve bu sonuçların kaydını içeren ve bu sonuçların kamuoyunda tartışılmasını , kararın alınmasında değerlendirmelerin göz önünde bulundurulmasını ve bu kararla ilgili halkın bilgilendirmesini içerir.

Genel olarak, çevre değerlendirmesi bir baraj, bir oto yol, bir uçak alanı veya fabrika için tek bir olay bazında gerçekleştirilebilir. (“çevreye etkilerinin değerlendirilmesi” ) veya planlar, programlar ve politikalar için olabilir (“Çevre Değerlendirme Stratejisi”)

http://www.europa.eu.int/comm/environment/eia/home.htm

Kıbrıs’ta bu iki kurumun sorumlusu :
Tarım, Doğal Kaynaklar ve Çevre Bakanlığı
Luki Akritas Caddesi
CY-1422 Lefkoşa
Rocperiv@cytanet.com.cy

Ekolojik Yönetim ve Denetim Programı (EMAS) nedir?

Avrupa Birliği’nin Ekolojik Yönetim ve Denetim Programı (EMAS) şirketler ve diğer kurumlar için çevre konusunda durumu iyileştirmek ve daha sonuç alıcı olmak için bir araçtır. Bu program 1995 yılından beridir sanayi sektöründeki şirketlerin katılımına açıktır.

EMAS 2001 yılından beridir Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin kamu ve özel hizmet alanları dahil ekonomideki tüm sektörlere açıldı. Buna ek olarak EMAS, dış dünyanın EMAS’a katılımını resmileştiren, çekici bir amblemin kabulünü talep eden bir çevre idari sisteminin katılımı ile güçlendirildi. Ve şimdi mali ekonomik hizmetlerin veya idari ve planlayıcı kararlarla ilgili dolaylı etkileri daha fazla dikkate almaktadır.

Buna katılım gönüllük esasındadır ve Avrupa Birliği ile Avrupa Ekonomik Alanı (İslanda, Lichentayn ve Norveç) bünyesinde var olan kamu veya özel sektör örgütlerinin katılımı ile genişlemiştir. Sistem, Avrupa Birliği’ne girme hazırlığı yapan aday ülkelerin önemli bir kesimi tarafından da uygulanmaktadır

Daha fazla bilgi için:
http://www.eu.int/comm/envirement/emas/about/summary/en.htm

Life-Third Countries (Yaşam - Üçüncü Ülkeler ) programı şu anda Kıbrıs’ta bazı projeleri finanse ediyor mu?

Avrupa Birliği Ocak 2004 tarihinde Yaşam - Üçüncü Ülkeler çerçevesinde 2003 programları tarafından finanse edilecek 17 çevre programı onayladı. Kıbrıs bazı seçilmiş planlar için 726 768 euro alacak.

Kıbrıs Avrupa Birliği’ne katılır katılmaz LİFE Nature and Environment (YAçAM Doğa ve Çevre) programlarından mali yardım için çeşitli programlar seçebilir.

Daha fazla bilgi için

http://www.delcyp.cec.eu.int/en/news/040113a.htm

Kıbrıs koruma altındaki bölgeleri için mali yardım alabilir mi?

Evet. Maden artıklarının yarattığı kirlenme için değerlendirmeleri, sanayi kirlenmesinin bütünsel kontrolü, bütünsel bir çevre politikasının geliştirilmesi, yer üstü sularının izlenmesi ve zamanında uyarı sisteminin kurulması ve özel koruma bölgelerinin ilanı için Life tarafından kısa bir süre önce finanse edilen programlar belirlenmiştir. 1999 yılında konutlardan çıkan çöplerin yeniden işlenerek değerlendirilmesi ve EMAS giriş ve kentsel bir bölgenin birleşik yönetimi konusunda finanse edilmek üzere programlar belirlenmiştir.

Kıbrıs geçen yıla kadar Life –Third Countries programına katılıyordu, şimdi Kıbrıs örgütlerinin önerileri Life ve Nature Programlarından finanse edilmek üzere Brüksel’e gitmektedir.

Daha fazla bilgi için
http://europa.eu.int/pol/env/index_en.htm

Atıkların Yönetimi

Çöplerin idaresinde Avrupa Birliği’nin dört ilkesi nelerdir?
1. Önleyicilik: Yani atıkların en aza indirilmesini sağlamak ve mümkün olduğunca atık üretmekten kaçınmak.
2. Kirleten Öder İlkesi : Yani faaliyetleri ile çevreyi kirletenlere ceza konması.
3. Korumacılık İlkesi : Yani atıklarla ilgili olası sorunların önüne geçilmesi
4. Komşuluk ilkesi: Yani artıklara müdahalenin atıklara olabildiğince yakın bir alanda yapılması.

Artıkların sınıflandırılmasında Avrupa Birliği’nin önerdiği dört yöntem hangileridir?

1. Sıkıştırılan atıkların toprağa gömülmesi son çare olarak görülmelidir.
2. Sıkıştırılmış atık gömülmesi bazı standartlar temelinde yapılmalıdır. Yani birbirlerinden ve çevreden tecrit edilmiş, sızıntıya olanak vermeyen birimler seçilmelidir.
3. Tehlikeli ve tehlikesiz atıklar farklı alanlara gömülmelidir.
4. Ev atıkları tehlikeli olmayan gömme alanlarına gönderilmelidir. Bu alanda hedef bu atıkların önce %75’e, sonra %50’ye ve an sonunda da % 35’e indirilmesidir.

Ambalaj Atıkları ne yapılıyor?

Atıklarla ilgili temel konu atık ambalajlar ve ambalaj atıkları olmuştur. Bu konularda Avrupa Birliği yasaları ambalaj atıklarının toplanmasını ve yeniden işlenmesini öngörüyor. Toplam ambalaj artıklarının %50-60’ının toplanması gerekiyor. Bunların %25-45’i yeniden işleniyor. Bunun dışında her ambalaj maddesinin en azından %15’inin yeniden işlenmesi gerekir.

Avrupa Birliği tehlikeli atıklar ve bunların yakılması hakkında ne diyor?

Avrupa Birliği’nin tehlikeli atıklarla ilgili yasası tehlikeli atıklara ilişkin ortak bir tanımlama yapar ve bu tür atıkların yönetimi konusunda uyum kurallarını belirler. Bu yasada toksit ve tehlikeli madde ihtiva eden atıklara ilişkin bir liste vardır. Bunu takiben Avrupa Birliği’nin her ülkesi bu maddelerin sadece onaylanmış tesislerde depolanıp işlenmesini sağlamalıdır. Bir başka yasa üye devletleri bu atıkların yakılması için şartların belirlenip dayatılmasını ve ancak yasalarda belirtilen tüm koşulların yerine getirilmesi durumunda yakılmasına izin verilmesini öngörüyor. 2000 yılında Avrupa Birliği çevre ve kamu sağlığı için tehlikeli olacak tehlikeli atıkların yakılmasından ortaya çıkacak sonuçları azaltıp engellemesini bir önlem olarak gündeme getirdi. Yakım tesislerinin işler hale gelmesi için bir dizi sert koşul onaylandı. Aynı zamanda bunlardan çıkacak gazların sınırları belirlendi. Avrupa Birliği’nin yakım politikası aynı zamanda çimento harcı ile elektrik enerji üretim tesislerini de kapsamaktadır.

Atıkların yönetimi konusunda Kıbrıs’ta Avrupa muktesebatı uygulanıyor mu?

Evet bu konuda hukuki çerçeve vardır. Henüz atıkların yönetimi konusunda ulusal bir program benimsenmemiştir. Atıkların taşınması ile ilgili denetim sistemi şimdiden uygulanmaya konmuştur. Kullanım sürelerinin hemen hemen sonuna gelmiş arabaları trafikten men etmek ve ruhsat vermek bir için sistem onaylanmalıdır. Pilleri ve aküleri de içerecek toplama sistemlerinin ve toplananların işlem göreceği tesislerin oluşturulmasına devam edilmelidir. Tehlikeli atıkların yönetimi konusunda henüz program tamamlanmamıştır. Ara hedef olarak ambalaj atıkları ile ilgili yasaların uygulanmasını öngören 31 Aralık 2005 tarihine dek geçici bir çözüm konusunda anlaşmaya varılmıştır.

Kıbrıs’ta Avrupa birliği tarafından finanse edilen programlar var mıdır?

Evet. Avrupa Birliği kuru atıkların idaresi (toprağa gömme) konusunda sistemin geliştirilmesi için bir programı finanse etmektedir ve bu işbirliğinin amacı eskilerin yeniden yapılandırılması ve yeni atık gömme alanlarının belirlenmesi yönündeki araştırmaların yaşama geçirilmesidir.

Aynı zamanda LİFE programı aracılığı ile üç eser finanse edilmektedir. Bunlardan ilki “Domuz çiftlikleri atıklarının süreklilik arz edebilecek bir şekilde işleme tabii tutulması konusunda Avrupa Birliği pratiğine uygun bir politika oluşturmada Kıbrıs yetkili makamlarına yönlendirici hattın ve önceliklerin” sunulması ile ilgilidir. İkincisi ise Kıbrıs’ta öncelikli atık katagorisi sisteminin geliştirilmesini öngörür. Üçüncüsü ise konutlardan gelen atıkların yeniden işlenmesi için işbirliğidir.

http://europa.eu.int/comm/environment/life/project/

Ev aletleri nasıl yok edilmelidir?

Bilgisayarlar, kurşun, katmiyo, plastik ve PVC gibi çoğu toksit içeren binden fazla parçayı içermektedirler. Bilgisayarların yakımı çok tehlikelidir. 13 şubat 2003 tarihinde Avrupa Birliği elektrikli ve elektronik teçhizat atıkları (WEEE) ve elektrikli ve elektronik teçhizat türlerindeki bazı tehlikeli maddelerin sınırlandırılması hakkında (RoHS) direktiflerini onayladı. Bu yeni yasalar 13 Ağustos 2005 tarihinden sonra piyasaya sürdükleri ürünlerin tüm yaşamı süreci boyunca bu ürünleri üretenleri ekonomik olarak sorumlu kıldılar. Bunun yanı sıra bu tarihten önce piyasaya sürülmüş olan ürünlerin elektronik atıklarının tümünün yeniden kullanıma sokulması konusunda da toplu olarak sorumlu kılındılar. Bu direktif büyük ve küçük ev aletleri (çamaşır makineleri, tost makineleri) bilgisayar ve telekomünikasyon teçhizatı (bilgisayarlar telefonlar) yaygın olarak tüketilen elektronik eşya (radyo), aydınlatıcı aletler, elektrikli ve elektronik iş aletleri (dikiş makineleri), oyuncaklar ( Video oyunları ), (bazı istisnalarla) teknik tıbbi aletleri, izleme ve denetim araçları (termostatlar) ve otomatik satış makineleri için geçerlidir.


Pillerin ve akülerin yok edilmeleri ile ilgili süreç nasıldır?

Piller ve aküler katmiyo, civa ve kurşun gibi sağlığa zararlı ağır metaller içermektedirler. Avrupa Birliği’nin yasaları pillerin ağır metal yoğunluğunu sınırlıyorlar ve şimdi de toplanarak yeniden kullanıma sunulabilen pillerin ve akülerin sayısının artırılması ile bu tür ürünlerin yeniden kullanımı olanaklarının iyileştirilmesi hedefleniyor.

Ya buzdolapları...

Avrupa Birliği yasaları buzdolaplarının basit bir şekilde atılmasını yasaklar, çünkü buzdolaplarının atmosfere zarara veren kloroflorokarbon (CFC) ve hidrokloroflorokarbon (HCFC) gibi tehlikeli maddeleri içermesi mümkündür. Buzdolapları, “buzdolaplarını yok edici cihazlarda” kapalı bir biçimde ezilmelidir. Bu yöntemle CFC’ler de yok edilmiş olacaktır.

... yağlar

iki tür atık yağ vardır: Kullanılmış yemek yağları ve makine yağlamada kullanan yağlar. Avrupa Birliği yasaları, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tüm atık yağların özellikle işlemden geçirme, yok ediş, depolama veya toprak üstünde veya toprak altına yerleştirilmesi için uygun bir şekilde toplamasını ve ortadan kaldırılmalarını öngörür.

...motorlu araçlar

Avrupa Birliği’nin motorlu araç sahibinin elden çıkarma kararı vermesi durumunda “yaşam sürelerini dolduran motorlu araçlar” ile ilgili yasası vardır. Araba ortadan kaldırılmadan önce yağları, fren yağları, aküleri, lastikleri, katalitik konvertörleri ve civa gibi tehlikeli maddeleri uzaklaştırılmalıdır.

Atıkların taşınması mümkün mü?

Evet, üretildiği yere mümkün olan en yakın noktaya olması ilkesiyle atıklar, somut koşullar altında taşınabilir. Atıklar en az biçimde taşınmalıdır ve böylece kaza olması olasılıkları en aza indirilmelidir. Avrupa Birliği yasaları, artıkların yok edilmesi için belirlenen Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) dışındaki ülkelere veya tehlikeli atıkların OECD dışındaki ülkelere taşınmasını yasaklar. Tehlikeli atıklar kayda geçirilmeli ve tarif edilmelidir. Ne farklı tehlikeli atıklar ne de bazı istisnalar dışında tehlikeli olanlarla tehlikesiz olanlar karıştırılmalıdır. Atıkları işleyen her tesis veya şirket gerekli izne sahip olmalıdır ve belli aralıklarla kontrol edilmelidir.

Avrupa Birliği yasasını uygulamadığı için ceza kesilen AB üyesi ülke var mıdır?

Evet 2000 yılında bir cezalandırma işlemi gerçekleştirildi. Adalardan birinde Girit adasında Kuripito bölgesini yasadışı bir şekilde çöplük olarak kullandığı için Yunanistan cezalandırıldı. Konutlardan çıkan atıkları, aküleri, yağları ve diğer sanayi artıklarını çöp adalarına atıyorlardı. Komisyon konuyu 1998 Ocak ayından itibaren incelemeye aldı . Birçok kez gerçekleştirilen uyarılar ve Avrupa mahkemesine iki başvurunun ardından Yunanistan’a bu çöplüğü kapatana dek her gün için 20 bin evro ceza kesildi. Bu olgu Avrupa Birliği’nde bu konuda kesilen ilk cezaydı. Ceza 2001 yılında durdu çünkü Yunanistan bazı düzenlemeler yaptı. Kuripito’daki çöplüğü kapattı ve Hanya bölgesinde bir çöp değerlendirme merkezi açtı.

Çevreyle ilgili daha fazla bilgi için
http://europa.eu.int/pol/env/index_en.htm
Artıkların işlenmesiyle ilgili daha fazla bilgi için
http://europa.eu.int/scadplus/leg/en/s15002.htm

Atmosferin kalitesi

Avrupa Birliği hava kirliliği konusunda ne diyor?

Otomobillerin eksozlarından atmosfere yayılan, en sık karşılaşılanları karbon monoksit ve kurşun olan pek çok unsur atmosfer kirliliğine yol açabilir. Kirliliğin sağlığımız üzerine olumsuz etkisi vardır ve zamanla solunum konusunda sorunlar yaşanmaktadır. Bunun hem insani boyutta hem de ekonomik boyutta, kamu sağlığı açısından da bir faturası var. AB yasaları hava ve hava kirliliğinin kaynağına sınırlar koyarak ve bu sınırları hukuki olarak bağlayıcı kılarak kirliliğe karşı tepki gösterir.

1998 yılından beridir 22 Eylül’ü “Arabasız Avrupa günü” olarak kutlamaktadır. Bu gün sadece müsaade edilen taşıtlar ve bisikletler kullanılmaktadır. Bu gün Kıbrıs’ta da kutlanmaktadır.

Hava kirliliği sorununa karşı Kıbrıs’ta ne yapılıyor?

Atmosferin niteliği konusunda hukuki çerçeve geçerlidir. Tam üyeliğe dek atmosferin niteliğine ilişkin planlar ve programlar tamamlanmalı ve bunların izlenmesi hızlandırılmalıdır. Sıvı yakıtlarda sülfür yoğunluğu konusunda 1 Mayıs 2005 tarihine dek bir geçiş dönemi anlaşması yapıldı.

Avrupa Birliği bu alanda bazı programları finanse ediyor mu?

Evet. Atmosfer kalitesinin iyileştirilmesine yardımcı olmak için atmosfer kirliliğinin izlenmesine yönelik programı ve çıkan gaz kirliliklerin izlenmesine yönelik bir sistemi finanse eder.

LİFE programı ayrıca atmosfer kirliliği ile ilgili dört programı finanse eder. Bu programlar şunlardır: kent planlamasının geliştirilmesi politikasına ve uygulamalarına kentsel yaşanabilirlik parametrelerinin entegrasyonunu mümkün kılan yapılanma kapasitesi , Kıbrıs’taki göstergeler aracılığıyla trafikten kaynaklanan gazların azalması için alternatif seçenekler ve hukuki çerçeve, Kıbrıs’ta sanayi ve kimyasal maddelerden kaynaklanan kirliliğin birleşik kontrolü ve son olarak da Kıbrıs kentlerinde bisiklet yolları ağının oluşturulması.


Kıbrıs hava kirliliği ile ilgili yasalara uyuyor mu?

Tam üyeliğin gerçekleşeceği güne kadar muketesebata dönüştürülecek olan büyük yakıt merkezleri ve ulusal yüksek yayın antenleri dışında kalan sanayi kirlenmesi ve tehlikelerin ele alınması ile ilgili yasal düzenlemeler muktesebatta yer almakta ve uygulanmaktadır. Kirliliği Birleşik Önleme ve Kontrol etme (İPPC) ile ilgili yasalara bağlı tesislerle uyum sağlanması için muktesabatın öngördüğü zaman diliminde (2007 Ekimine dek) izinlerin alınmasına devam edilmelidir. Büyük kazalardan kaynaklanan tehlikelerle ilgili olarak iç acil önlem planları yenilenmeli ve tam üyelik gününe dek acil dış planlar belirlenmelidir. Birlik dinamizmi geçerliliğini korumakta ve aktif halde bulunmaktadır. Büyük yakıt merkezleri ile ilgili olarak Kıbrıs’la özel anlaşmalar yapılmıştır.

Avrupa Birliği kurşunsuz benzin konusunda ne diyor?

Kurşunsuz benzinin aşamalı olarak kullanılması ve kurşunlu benzinin yerini alması öngörülüyor. Avrupa Komisyonu Avrupa Birliği ülkelerinde 2005 yılından itibaren karbon monoksit gazlarının azalması için sülfürsüz benzin kullanılmasını önerdi. 2011 yılından itibaren sülfürsüz benzin kullanımı zorunlu olacaktır.


Eğer arabamda sülfürlü benzin kullanıyorsam bu benim arabamı değiştirmem anlamına mı geliyor?

Hayır. Önce kurşunsuz benzin kullanırlılığını görmek için arabanızın kullanım kılavuzunu kontrol etmeniz gerekir. Bazı arabalar ve özellikle de 1987 yılından sonra imal edilenler arabalar kurşunsuz benzin kullanmak amacıyla imal edilmişlerdir fakat kurşunlu benzin kullanmaktadırlar. Eğer sizin kullandığınız araba için de bu durum geçerliyse arabanızın makinesini her tür kurşunlu benzin kalıntısından temizlemeli ve kurşunsuz benzin kullanmaya başlamalısınız.


Avrupa birliğinde kurşunsuz benzin için belirli standartlar var mıdır?

Evet. Oktan düzeyini, gaz basıncını, gazlaşma aracılığı ile rafine edilmeyi, aromatikler, benzol, olefin, oksijen, oksijen bileşikleri, kükürt ve kurşunda yoğunluğu düzenleyen yasal çerçeve mevcuttur.

Avrupa Birliği’nde petrol için standartlar var mıdır?

Evet petrolün niteliğinin iyileştirilmesi için hukuki çerçeve var. Standartlar, cetan, yoğunluk, petrolün inceliğini, polisiklik aromatik hidrokarbonlar ve kükürtte yoğunluğu düzenler

Yakıtlardan çıkan UOB (VOCs) hakkında bazı şeyler duydum . Bunlar nedir?

İster ana istasyon ister benzin istasyonu olsun benzinin depolandığı yerlerden Uçucu Organik Bileşikler olarak adlandırılan gaz çıkışları olur. Uçucu Organik Bileşikler miktarı ve bunlara maruz kalma süresine bağlı olarak insanda bir dizi zararlı etkinin görülmesi mümkündür. Bilinen semptomlar arasında baş ağrısı, astım krizleri, baş dönmesi, göz ve deri tahrişleri, uyuklama ve yorgunluk hali, solunum ve görme sorunları, hafıza kaybı, melankoli, burunda sorunlar, jinekolojik sorunlar, karaciğerde , böbreklerde mukoza zarında, üreme ve direnç sisteminde sorunlar, (beyin, omurga çevresel sinirler) sinir sisteminde sorunlar ve kanser sayılabilir. Elbette ki Uçucu Organik Bileşikler’e en fazla maruz kalan kişiler benzin istasyonlarında çalışanlardır.

http://europa.eu.int/scadplus/leg/en/al5004.htm

Avrupa Birliği’nde iklim değişiklikleri ile ilgili yasa var mıdır?

Evet. Örneğin ozon tabakası ile bağlantılı Ozon atmosferde doğal bir biçimde var, bir katman oluşturuyor ve (cilt kanserineve florada zarara yol açabilecek) zararlı güneş ışınlarından (UV) bir kısmını emiyor. Bazı sanayi ürünlerinin üretimi sırasında kloroflorokarbonlar (CFCs) ve hidrokloroflorokarbonlar (HCFCs) gibi gazların kullanılması nedeniyle, bu tabaka sürekli olarak incelmektedir. Kloroflorokarbonlar (CFCs) ve hidrokloroflorokarbonlar (HCFCs) sık olarak soğutma, klima sistemlerinde bazı araçların üretiminde ve çözücü olarak kullanılmaktadırlar. Ozon tabakasının incelmesi ile zararlı güneş ışınlarına daha fazla maruz kalıyoruz ve dolayısıyla sağlımız tehlikelerle karşılaşıyor. Avrupa Birliği yasal çerçevesi Birlik üyesi ülkelerden ozona zarar veren maddelerine kullanımdan çekmelerini talep etmektedir.


Eğer hükümet Avrupa Birliği standartını uyulamazsa ne olur?

Bu durumda bı zayıflıkla ilgili Avrupa Birliği’ne yazabilecek herhangi bir Kıbrıs vatandaşından gelecek protestoyu rapor yapacaktır. Vatandaştan Yunanca veya Avrupa Birliği’nin diğer resmi dillerinden biri ile yazılacak basit bir şikayet mektubu Avrupa Birliği yasalarının Kıbrıslı yetkler tarafından uygulanıp uygulanmadığı konusunda bir araştırma başlatabilir. Bu araştırma sonucu herhangi bir eksiklik tespit edilirse bunun giderilmesi için zaman verilir. Uygulama olgusuna bundan sonra da devam edilirse hükümet Avrupa Mahkemsi’ne gönderilebilir. Mahkemenin konuyla ilgili karar alması sonrası da uygulamama durumu sürüyorsa cezaya çarptırılması için bu ülke tekrardan mahkemeye sevk edilebilir. Şimdiye kadar bu süreçte Avrupa Birliği üyesi bir tek ülkeye ceza verildi. Genellikle Avrupa standartının Avrupa Birliği’nin bir üyesi tarafından uygulanması için bu kadar uzun bir süreye ihtiyaç duyulmuyor.



Avrupa Birliği neden atmosferin kalitesi ile ilgili politika izler?

Atmosfer kirlilğinin yarattığı çevre sorunları ve bu sorunların sağlık için yarattığı tehlikeler Avrupa Birliği ülkelerinin hepsini de ilgilendirmektedir ve bu sorunları ortak ele alış arzusu vardır.

Örneğin Avrupa Birliğinde taşımacılık son 20 yılda ikiye katlanmıştır. Kentleşme konusunda genel bir eksiklik var olamaya devam ediyor. Bizi Evden, işten ve eğlenme alanlarından doğal olarak harekete zorlayan bir durum var. Yol ağları önemli oranda geliştirildi ve bir “araba kültürü” oluşturuldu.

Avrupa Birliğinin bu sorunlara tepkisi nedir?

Avrupa Birliğinin üstlendiği girişimlerden biri araba sanayi ile üzerinde anlaşamaya varılan Auto-oil programı oldu. Bu program 1992-1996 döneminde yerleşti ve karbon dioksit (C2O) gibi kirlilik faktörlerini sınırlamada 2000 yılı için standart oluşturdu. Biri SO2, CO2,NO’, havada,ozon tabakasında ve petrolde kurşun sınırları ile diğeri ise benzin ve petrol kalitesi ile ilgili ilk iki yasa bu gönüllü anlaşmadan çıktı. Auto-Oil programının başarısı 1997 yılında 2005 yılına kadar kirlenme faktörleri ile ilgili olarak daha yüksek sınırlar koyan ikinci bir anlaşma Auto-Oil2 anlaşmasına yol açtı ve bu anlaşma geniş katılımı öngörüyordu. Bu programın sonucu atmosfer kalitesine ilişkin bütünsel bir yasa (Çerçeve - Direktifi )getirdi. Bunun yanı sıra Avrupa için Temiz Hava (CAFt) programını belirledi. Çerçeve – Direktifi’nin üç hedefi var: a) Tüm üye devletlerin atmosferin kalitesini aynı yollarla izlenmesi b) tehlikeli on üç madde ile ilgili sınır ve eşik belirlenmesi c) kamu oyuna yüksek kirliğe sahip atmosfer bölgeleri ile ilgili bilgilerin verilmesi ve güvenlik sınırının ihlal edildiği durmlarda uyarılarda bulunulması.

Avrupa Birliği elektrik üretim merkezleri dahil yakıt merkezleri gibi statik kirlenme faktörleri ile ilgili yasaları da vardır. Avrupa Birliği yanma merkezlerinden çıkan azot oksidi ve koinorto gibi gazların düzeyini de belirler.

Kioto anlaşması ne ile ilgilidir?

Sera eylemi ile ortaya çıkan kirliliğin azaltılmasaını öngören Uluslararası bir çevre anlaşmasıdır. Avrupa Birliği 1990 yılında var düzeyin 2008-2012 dönemine kadar % 8 oranında azaltılması için hemfikir oldu. Kıbrıs, 1990 Kioto Protokolünü kabul etti. ABD bu protokolü henüz imzalamadı.

Çevre için daha fazla bilgi için

http://europa.eu.int/pol/env/index_en.htm



Av severler ve tuzakla avcılık

Avrupa Birliği’ne tam üyelik sonrası av serbest olmaya devam edecek mi?

Evet. Avcıların avlayabilecekleri av hayvanları av dönemine göre sınırlandırılmaya devam edecektir.

Kıbrıs’ta av dönemi ne zaman başlar?

Kıbrıs’ta av sezonu 15 Ağustos sonrası ilk Pazar günü başlar ve Şubat ayı sonuna dek devam eder.

Av sezonu boyunca tüm türler avlanabilir mi?

Hayır, her av sezonu başlangıcında avcıların aşmaması gereken bazı sınırlar getirilir. Avlanabilecek cinslerle ilgili yazılı listeyi hazırlayacak kişi aşağıda belirtilen noktaları dikkate almak zorundadır:
a) Yabani hayvanların avlanmasında sınırlı kullanım ve ekolojik denge ilkelerini düzenleme
b) yabani hayvanlarla ve özellikle de göçmen kuşların nüfus düzeyi ile orantılı avlanma
c) yabani hayvanların coğrafi dağılımı
d) yabani hayvanların tüm Avrupa Birliği düzeyinde çoğalma ritmi
e) yabani hayvanların olası sayımının dağılım alanları içerisinde korunmaları uğraşlarına etkileri

Avrupa birliği özel olarak bazı şeyleri yasaklar mı?

Evet Avrupa Birliği aşağıda belirtilen olguları yasaklar
a) yabani hayvanların herhangi bir biçimde kasıtlı olarak öldürülmesi veya tutsak edilmesi.
b) yabani hayvanların yuvalarının ve yumurtalarının kasıtlı olarak yıkımı veya hayvanların yuvalarından uzaklaştırılması
c) Yabani hayvanların üreme dönemlerinde ve yetişime dönemlerinde kasıtlı olarak rahatsız edilmesi
d) Yabani hayvanların yumurtalarının alınması ve boş olmaları durumunda dahi saklanması
e) Avlanmaları ve tutulmaları yasak olan yabani hayvanların tutulup beslenmesi

Avrupa Birliği hayvanların tutulması ve öldürülmesi yöntemlerine somut bir sınırlama getiriyor mu?

Evet. Yabani hayvanların tutulmasında veya öldürülmesinde aşağıda belirtilen yöntemler yasaktır.

a) kapan, ökse, parmaklık, demir kapan, çene tuzak, olta, kör veya sakat yabani kuşların tuzak olarak kullanılması, kaset, elektrik akımı ile ölüm, ölüme veya bayılmaya yol açan elektrikli aletler ve benzer tuzaklar veya cezbedici yollarla tutma.
b) Projektörler, yapay ışıklar ve görme duygusunun yitirilmesini getiren diğer araçlar, aynalar, hedefi aydınlatıcı araçlar, elektronik büyüklük veya görüntüyü büyüten gece dürbünü, gece avında nişan alma araçları, susturucu, patlayıcı mekanizmalı yemler
c) patlayıcılar
d) ağ, kapan, zehirli veya uyuşturucu yem
e) iki atıştan fazla mermi alan yarı otomatik veya otomatik tüfek
f) plastik veya benzer av hayvanı veya yabani hayvan, av hayvanlarının veya yabani hayvanların seslerini taklit eden ses aletleri, kaset ve CD gibi herhangi bir aracın kullanılması
g) “pantima“ olarak bilinen yöntemler veya bu yönteme karışım veya katılım veya pantima ile benzer sonuçlar getirecek diğer pratik yöntemler
h) Av hayvanlarının veya yabani hayvanların kandırma için kimyasal madde kullanımı
i) Zehirli tohum veya madde kullanımı
j) Olduğu şekliyle veya bir ilave ile avı tespit etme olanağı veren araç
k) Yemleme
l) çahin avı

Yasaklanan yabani kuşların izlenmesinde yasaklanan somut araçlar var mıdır?

Yabani kuşların izlenmesinde uçak, araba veya karada kullanılan herhangi motorlu araç ile saatte beş kilometre hızı aşan tekne kullanılması yasaktır.

Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne tam üyeliği ile birlikte tuzakla kuş avlanmasına gerçekte derhal son verilmelidir.

Kıbrıs’ın Avrupa Birliği üyeliği daha gerçekleşmeden tuzakla kuş avlanması yasaklanmıştır.

Avrupa Birliği’nin avla ilgili kurallarına uyulmaması durumunda ne yapılır?

Avrupa Birliği’nin avla ilgili yasalarına uyulmaması durumunda ceza kesilir.

Yabani kuşlarla ilgili direktifler var mıdır?

Yabani kuşlarla ilgili 79/409/CEE yönetmenliği – ki çoğu kez Kuşlar Yönetmenliği olarak bilinir- 1979 yılında benimsendi ve bu yönetmenlik Avrupa’da kuşların sayısına ilişkin var olan endişelere yanıt vermek ve bu kuşların durumlarının Avrupa Birliği düzeyinde iyileştirilmesi amacıyla onaylandı. Gerçekten bu dönemde
· Avrupa Birliği’ndeki bir çok kuş çeşidinin toplam sayısında önemli sayıda azalma oldu.
· Kuş çeşitlerinin sayısı Avrupa Birliği’nin bir çok bölgesinde azalıyordu
· Göçmen kuşlar yıllık göç hareketleri çerçevesinde bölgeden bölgeye göç ediyordu.

Avrupa Komisyonu Kıbrıslı avcıları kontrol için kendi kontrolörlerini gönderecek mi?

Hayır. Uygulama yerel yöneticilerin ellerindedir. Meslektaşlarının hobilerini kötüye kullanmaları tüm avcıların sorunudur.


Eğer Komisyon hukuki çerçevenin uygulanmadığını tespit ederse ne olur?

Eğer Kıbrıslı yetkililer bu yükümlülüklerini yerine getirmezlerse Komisyon üyelerini buna zorlamak için müdahalede bulunacaktır. Komisyon üye devletlerin yükümlülüklerini yerine getirmelerini güvence altına almalıdır ve bunu yapmaları için haklarında dava açabilir. Bu yasa ile ilgili olarak bazı Birlik üyesi hakkında bu davalar açılmıştır. Fakat bu durum büyük oranda avcıların kendilerine bağlıdır. Hukuki çerçevenin sıkı uygulaması daha çok yasadışı pratiklere yönelik olacaktır. Bu sadece koruma altına alınan yabani hayvanların yararına olmayacak aynı zamanda yasalara bağlı avcıların da yararına olacaktır.

Avrupa Birliği yasa dışı avı cezalandırır mı?

Avrupa Birliği yasaları çiğneyen avcılara verilecek ceza ile herhangi bir ilgisi yoktur. Herhangi bir yasadışlığa karşı verilecek cezayı Kıbrıs hükümeti belirler.

Tam üyelik sonrası pulyaların tuzakla yakalanması konusunda durum ne olacak?

Tam üyelik öncesi ile sonrası arasında bir durum yoktur. Pulyaların tuzakla avlanmasına müsaade edilmez. Fakat bu yasanın uygulanmasına ilişkin sorunlar var. Bu konular hala gündemdedir.

Suların kalitesi

Avrupa Birliğinin sular konusunda neden bir politika belirlemiştir?

Avrupa Birliği’nin sular konusunda politikası vardır çünkü su kaynakları çok
sınırlıdır ve bazı kereler de mikropludur. Son istatistik verilere göre dünyamızdaki su kaynaklarının % 53’ünü sadece sanayi sektörü kullanmaktadır. Tarım sektörü % 26’sını ve konutlar da %19’nun kullanmaktır. Avrupa Birliği’nin sular konusundaki politikası iki temel ilkeye dayanmaktadır: Suyun kullanılmasının düzenlenmesi ve içme sularının, yüzülen sularının, yer altı sularının ve tarımda ve balıkçılık ve midye çiftliklerindeki suların kalitesinin iyileştirilmesi.

Avrupa Birliği yasaları su konusunda sübvansiyonu olasılık dışı mı tutar?

Avrupa Birliği yasaları suyun kullanımını cesaretlendirir. Suyun kullanımı gerçek üretim değerini yansıtmalıdır.

Sularlarla ilgili çerçeve yönetmeliği nedir?

Kısaca Sularlarla ilgili Çerçeve Yönetmeliği (Water Framework Directive) denilen Avrupa Parlamentosu’nun ve Konseyi’nin sularla ilgili politikasını belirleyen “Yönetmenlik 2000/60/EC” 23 Ekim 2000 tarihinde onaylandı. Bu yönetmenliğe göre tüm iç sular ile kıyı suları 2015 yılına dek “iyi bir duruma” gelmelidir. Bu, yer üstü suları için ekolojik hedef dahil istenen tüm çevre koruma hedeflerini de içerecek çerçevede, nehir sularının toplandığı bölgeler için bir yapının oluşturulmasıyla başarılacaktır. Tüm Kıbrıs adası nehir suyu toplanma alanı.


Sularlarla ilgili çerçeve yönetmeliği hakkında daha fazla bilgi için
http://www.europa.eu.int/comm/environment/water/water-framwork/index_en.html

Avrupa Birliği’nin su artıkları ile ilgili politikası nedir?

Mikroplu yüzme sularından bulaşan hastalıkların çoğunun kökeninde atık suların denize dökülmesi vardır. Avrupa Birliği yasaları atık suların toplanması ve işlenmesine ilişkindir. Avrupa Birliği ülkeleri kentlerdeki atık suları toplamalı işlemeli ve katı maddeler sıvı organik bileşenlerden, besin atıklarından ve arınma işleminin her aşamasında mikroplardan arındırılmalıdır. Su atıkları herhangi bir işlemden geçirilmeden denize dökülemez.


Kıbrıs Avrupa muktesebatını nasıl uyguluyor?

Tehlikeli maddelerin ilk kayıtları şimdiden tamamlanmıştır ve sonuçlar sadece 7 tesiste tehlikeli maddelerin bulunmasının muhtemel olduğunu göstermişlerdir. Ayrıca araştırma sadece Polemitya barajında ve Garilli ırmağında sorun olması olasılığını gösterdi. Örneklerin analizi 2004 yılı Ocak ayı ortalarında başladı.

Bunun yanı sıra nitrik tuzlardan kirlenmeye açık bölgelerin ve nitrik tuzlardan etkilenebilecek suların belirlenmesi tamamlanmıştır ve bu konuya ilişkin kararname bakan tarafından imzalanmıştır. Ayrıca nitrik tuzlardan kirlenmesi olası bölgelerle ilgili eylem programlarına ilişkin bir kararname de bakan tarafından onaylanmıştır.

Kent kirliliklerine ilişkin olarak da Avrupa Birliği’ne tam üyelik müzakereleri sırasında 31 Aralık 2012 tarihine kadar ara hedefler koyan bir geçiş tüzüğü üzerinde hemfikir olundu.


Avrupa Birliği’nin bu alanda Kıbrıs’ta uygulanan programları var mıdır?

Evet. Kıbrıs kentsel alanlarda atıkların işlenmesi için teknik dökümasyonun geliştirilmesi için mali yardım alır. Program 28 yerleşim biriminde kanalizasyon ağı tesislerinin kurulması ile ilgili incelemeyi içerir. Bu anlaşma şu anda uygulanma aşamasındadır. Kıbrıs LİFE aynı zamanda “Kalkınma ve Kıbrıs’ta kentsel atıkların işlenmesi tesislerinin kontrolü ve izlenmesi bütünsel sistemi”ni finanse eder.



Tarımda kullanılan suların niteliği ile ilgili yasalar var mıdır?

Evet. Avrupa Birliği yasaları toprakta kullanılmasına müsaade edilen başta suni gübreler ve atıklar olmak üzere kimyasalların oranını düzenler. Bu kimyasallardan bazıları, özellikle de nitrik tuzları çözülmediğinden suda kalabilir ve bu sular içtiğimiz sulara kadar ulaşabilir veya tükettiğimiz bitkilerle bize kadar gelebilir. Bundan dolayı Avrupa Birliği ülkeleri bu nitrik tuzların oranını kontrol etmeli ve Avrupa Birliği yasalarınca belirlenen kabul edilebilir sınırlar içerisinde olmasına dikkat edilmelidir.

Denize dökülen diğer tehlikeli maddeler konusunda neler yapılıyor?

Avrupa yasaları bu konuyu da düzenliyor. Kıbrıs izlenmesi gereken tehlikeli maddelerle ilgili iki katalog yapmalıdır. Birinci katalogdaki maddeler tamamı ile yok edilmeli ikinci katalogdakiler ise azaltılmadır.

Yüzme sularının niteliği nasıl kontrol ediliyor?

Avrupa Birliği ülkeleri, Avrupa Birliği yasalarının suların estetik görünüşü dahil ortaya koyduğu göstergeler temelinde yüzülen suları sürekli olarak kontrol etmelidir. Her on beş günde bir örnek alınmalıdır. Aynı zamanda tatil dönemine giriş öncesi de ek bir örnek alıp analiz edilmelidir. Avrupa Birliği her yıl Avrupa Birliği’nde denize girilen alanlara ilişkin bir rapor yayınlamaktadır. Son olarak 2002 yılında yayınlanan raporda birlik üyesi ülkelerde on bölgeden sadece yedisinde bir önceki yüzme sezonu ile aynı verilerin sağlandığı belirtildi.

24 Ekim 2004 tarihinde Komisyon, Avrupa Konseyi’nin yüzülebilecek sulara ilişkin yenilenmiş bir genelgesini (COM 2002 581) benimsedi. Bu genelgenin tartışılmasına devam ediliyor.

Yüzme sularının niteliğine ve 2003 yılı raporuna ilişkin daha fazla bilgi için
http://www.europa.eu.int/water/water-bathing/report.html

Avrupa Birliği’nde hangi sahillerin temiz olduğuna ilişkin bilgi var mıdır?

Evet. Avrupa Birliği’nde yüzme daha sağlıklıdır ve sadece var olan yasaların tümünün uygulanmasından değil sonuçların “Turizm Atlası” olarak bilinen bir internet adresinde yayımlanmasındandır. Sonuçlar bir harita üzerinde gösterilmektedir ve herhangi biri herhangi bir ülkede somut bir sahil üzerine klik yaparak bu sahille ilgili somut analiz sonuçlarını görebilir. Bu da tatilleri için alan seçmede turistlere yardımcı olur. Aynı zamanda bu ülkelere sahilleri hakkında olumsuz yayın arzulamadıkları için Avrupa Birliği’nin sahiller için koyduğu standartlara uyum sağlama konusunda bir baskı unsuru oluşturuyor.

Turizm Atlası: http://europa.eu.int/watwer/cgi-bin/bw.pl

Sahiller için özel yasalar var mıdır?

Tam olarak yoktur. Fakat kıyı şeridi için Avrupa Birliği’nin geliştirmekte olduğu bir politikası vardır. Avrupa Birliği kıyı şeritleri belli bir baskı altında bulunmaktadır. İstatistik verilere göre Avrupa Birliği’nde nüfusun yarısı kıyılara 50 kilometrelik bir mesafe içerisinde yaşamaktadır. Böylece sahil şeritleri kötü turizm planlaması, ucuz balıkçılık sanayi, kirlenme, ucuz iletişim ağı, doğal çevrenin değiştirilip yıkımı gibi somut sorunlarla karşı karşıyadır. Bu nedenden dolayı Avrupa Birliği bu alanlardaki kararların alınma sürecine büyük sayıda şirketin katılımının daha iyi koordine edilmesi amacıyla bir program oluşturdu. Kıyı çeritlerinin Bütünsel Yönetimi stratejisinin temel ilkeleri, hareketlere karar alma olanağı veriyor. Bu çerçevede:
· Var olan sorunlarla ilgili daha geniş bilgi sahibi olmaları
· Doğu veriler ve bilgiler temelinde karar almaları
· Doğal güçlerle mücadelede işbirliği yaparken daha esnek olmaları
· Tüm ortakların katılmaları
· Var olan tüm yasaları kullanmaları sağlanır.

Çevre konusunda daha fazla bilgi için
http://europa.eu.int/pol/env/index_en.htm


Doğanın, GMOs ve Turizmin korunması

Avrupa Birliği genel olarak vahşi yaşamı korur mu?

Evet. Avrupa Birliği vahşi yaşamı ve onun doğal biyotoplarını korumayı arzular. Üye devletlerden özel koruma bölgelerini günlük ekonomik ve sosyal yaşamla paralel düzenlemelerini ve bu bölgeleri nasıl ele alıp koruyacakları hakkında planlar yapmasını talep eder. Bugüne dek bu yasaya korunması gereken yaklaşık 200 biyotop , 200 hayvan ve 500 bitki dahil edilmiştir. Bu yasa aynı zamanda belli sayıda çeşidin ticaretini yasaklamıştır.

Bu yasa Kıbrıs’ta uygulanıyor mu?

Kıbrıs yaşayabilir bir kalkınmayı içselleştirmiştir ve katıldığı andan itibaren Avrupa Birliği’nin talepleri ile tam uyumlu olacak bir yasal çerçeveye sahiptir. Muktesabata uyum için talep edilen yasaların büyük bir bölümünü daha şimdiden benimsemiştir.

“Natura 2000” (Doğal biyotop 2000) nedir ?

“Özel Koruma Alanları” için genelge (göçmen kuşların korunmasını öngören ) ve Özel Koruma Alanı için genelge “Natura 2000” ağını oluşturuyor. Bu ağ Avrupa Birliği’nin topraklarının %13’ünün üzerinde bir alanı kapsayan toplam olarak 12 binin üzerinde yerden oluşturmaktadır.
“Natura 2000” için hükümetin otuz dört bölge önermesi beklenmektedir. Hükümetin kısa bir süre içerisinde ilgili yerleşim birimleri bir araya gelerek bu bölgeleri kesinleştirip 1 Mayıs 2004 tarihine dek Ulusal Listeye koyması bekleniyor. Belirlenecek bölgenin büyük bir kısmını Akama, Maheria Ormanı, Kavo- Greko bölgesi, Diarizo deresi, Stavros Psikas ve Larnaka Tuz Gölü bölgeleri oluşturacaktır.

Kıbrıs bu bölgelerini koruyabilmek için mal yardım alabilecek mi?

Evet. Avrupa Birliği’nin Life Nature (Yaşam-Doğa) programı, doğanın korunmasını içeren planlar öngörmektedir. Kıbrıs daha şimdiden Life Third Countries (Yaşam-Üçüncü Ülkeler) programına katılmaktadır. Life tarafından finanse edilen ilk programlar metal sanayi atıklarının sonuçlarının, sanayi kirliliğinin kontrolü , çevre politikası biçimlendirilmesi, yer üstü sularının izlenmesi ve zamanında uyarı için bir kontrol sistemin oluşturulması ile özel koruma bölgeleri olmuştur. 1999 yılında onaylanmış programlar ev atık sularının yeniden kullanılır hale getirilmesini Toplum İdare ve Kontrol Sistemine (EMAS) girişi ve tarım bölgelerinin bütün olarak idaresi ile ilgiliydi.
Daha fazla bilgi için
http://europa.eu.int/comm/enviroment/life/project/

Uygulama alanında neler yapılıyor?

Doğanın korunması, 60’lı yıllarda kentler ve kırsal alanlar için bayındırlık planlamaları, orman, balıkçılık alanları, av ve yabani hayvanların korunmasıyla ilgili yasaya dayanır. Birlik muktesabatını tam aktarmayı hedefleyen daha ileri yasal düzenlemeler çevre ile ilgili yeni yasalara ilave edilecektir.

Doğa ile bağlantılı muktesebatın hemen hemen tümünden Doğal Kaynaklar, Çevre ve Tarım Bakanlığı sorumludur. Bazı alanlarda da İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğu vardır. Muktesabatın yaşama geçirilmesi için alt yapı ve teknik bilgi vardır, fakat gereksinimlere bağlı olarak ek teknik iyileştirmeler de yapılıp yönetsel önlemler alınacaktır.

Daha fazla bilgi için:
http://europa.eu.int/pol/env/index_en.htm

Genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ne oluyor?

Genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve genetik yapısı değiştirilmiş mikro organizmalarla ilgili Avrupa Birliği hukuki kurallarını Kıbrıs da benimsemiştir.

Turizm ile yaşayabilir bir kalkınma nasıl bağlanıyor?

Avrupa Birliği’nin karşı karşıya olduğu ciddi konulardan biri de turizmde talepleri tatmin etme ile çevrenin korunması arasında dengenin korunmasıdır. Bunun için Avrupa Birliği doğal değerlere ve güzelliklere sahip bölgeleri korumayı hedeflemektedir. Koruma, Avrupa Birliği’nin doğal güzelliğini gelecek kuşaklar için korumayı sağlayacak nitelikli turizm için çekim merkezi oluşturacaktır.

Avrupa Birliği, Avrupa turizmi yararına ileri götürmek için yaşayabilir bir turizm amacıyla daha iyi bir pratik düzenleme yapmıştır. Avrupa Birliği aynı zamanda EcoNet, Çevre Seyahatleri ve Turizm için Avrupa Birliği Ağı ile de işbirliği yapmaktadır. Çevre, turizmin temel çıkarlarına odaklanmakta ve turizm sanayi ve kamu alanı ile ilgili bilgi verip yönlendirici olmaktadır.

Mavi bayrak için teşvik edici unsurlar nelerdir?

Sahiller için Mavi bayrak üst düzey Avrupa standartını yerine getiren sahiller ve marinalar için bir tasdik belgesidir. Kriterler suyun niteliğini, sahillerin güvenliğini ve buralarda verilen hizmeti, çevre bakımını, bilgilendirmeyi ve çevre sorunlarının ele alınışını kapsamaktadır. Bu turiste gidebileceği sahilin temizlik ve güvenliği açısından en iyi bilgiyi verir. Koşullarından biri orada bulunan bitki örtüsü ve hayvan türleri ve bunlara karşı davranış biçimleri hakkında denize gelenlere bilgi vermek olduğu için doğal çevrenin korunmasına yardım eder.

Daha fazla bilgi için: http://www.blueflag.org/


13.VERGİ

Müktesebat vergi konusunda neleri kapsamaktadır?

Büyük ölçüde müktesebat vergilendirmede dolaylı vergilerin, Katma Değer Vergisi ile tüketici vergisinin büyük bir kısmını kapsamaktadır. KDV için ilkeleri belirler ve ortaya koyar. Makine yağları, tütün ürünleri ve alkollü içkiler için tüketici vergisi yapısı ve en düşük vergi oranı ile tüketici vergisine dahil ticari metaların dolaşımında Avrupa Birliği düzeyinde belirlenir.

Direkt vergilerle ilgili olarak ise müktesebat şirketlerin gelir vergisinin bir kısmını kapsar ve şirketler arsında sınır ötesi faaliyetlerin kolaylaştırılmasını öngörür. Son olarak Birlik yasarlı yönetim düzeyinde işbirliğinde ve karşılıklı aidat alanında dolaylı ve direkt vergilendirmede vergilendirmeden kaçınmaya ve vergi ödememeye karşı bir araçtır.


Kıbrıs müktesebat ile uyum sağladı mı?

Dolaylı vergilerde Kıbrıs, Katma değer Vergisi konusunda Avrupa Birliği müktesebatını uygulayacaktır. Tam üyelik müzakereleri sürecinde bu konuda bir geçiş dönemi sağlanmıştır.

Kıbrıs Katma değer Vergisi konusunda bazı alanlarda neler yapmalıdır?

Evet Katma değer Vergisinin taşınmaz mallara ve toplum içindeki değişime uygulanması gerekmektedir. Dahası sermayeye uygunla KDV ile ilgili düzenlemeler de öngörülerini yeniden gözden geçirmelidir. Genel olarak müktesebatın sonuç alıcı yönetimi, uygulaması ve dayatılması için uygun insan gücü dahi bir yönetim varlığına gerek vardır.

Bu alanlarda Kıbrıs geçiş dönemi elde etti mi?

Evet. tam üyelik müzakereleri süresinde Kıbrıs restoran hizmetlerinde 31 Aralık 2007 tarihine dek düşük KDV uygulaması ve insan tarafından tüketilen,( dondurma , donmuş yoğurt, meyveli dondurma, meyveli turta ve insani tüketim için herhangi bir hazırlık gereksinimi olmayan paketlenmiş ve hazır durumda bulunan benzer yiyecekler hariç) ve ilaç ürünlerinde aynı tarihe dek sıfır KDV uygulaması hakkı elde etti. İlgili kişiler arsında (tam üyelikten bir yıllık bir süre sonrasına kadar) tedarik edilen ürünlerin değeri için özel ir aksa hesaplaması ve basit yöntem programı uygulanma olanağı verildi. Son olarak Kıbrıs’a küçük ve ortak işletmelerin KDV uygulamasından 15 600 euroluk bir sınır ve uluslar arası insan taşımacılığında sıfır KDV uygulaması hakkı tanındı.


Tüketici vergileri konusunda neler oluyor?

Kıbrıs Avrupa Birliği müktesebatını uygulayacaktır. Bu da bazı ürün çeşitlerinde tüketici vergilerin artırılması ve birlik içerisindeki dolaşım dahil vergi uygulamasının askıya alınması için tüzüklerin belirlenmesi anlamına gelir. Kıbrıs alkollü içkiler, sigara ve tüketici vergileri ile yer değiştirecek olan dış alım vergilerinin ortadan kaldırılması gibi vergi yapılanmasında farklılıklar nedeniyle karşı karşıya kalacaktır. Tüketici vergisi ile ilgili yönetim yapısı vardır.

Kıbrıs bir geçiş dönemine sahiptir ve çimento üretimi için kullanılan makine yağında tüketici vergisi hariç (tam üyelik sonrası bir yıla kadar) yerel taşımacılıkta kullanılan tüm yakıt ürünlerinde düşük tüketici vergisi uygulamasına devam edecektir.


Dolaysız vergilerle ilgili neler yapılmaktadır?
Dolaysız vergiler konusunda Kıbrıs, biriken sermaye, faizler ve kullanım hakkı ile tasarruflardan sağlanan kazançta dolaylı vergilerde olduğu gibi Avrupa müktesebatını uygulama zorundadır. Genel olarak vergi yönetiminde tatmin edici bir yönetim vardır . Fakat tehlikelerin değerlendirilmesi ile ilgili yerel bir sistem uygulanmaya konmalıdır.

Kıbrıs yönetsel ve karşılıklı kaktılar konusunda müktesebatı uyguluyor mu?

Evet. Kıbrıs hem hukuksal açıdan hem de bilgisayar teknoloji dahil örgütsel açıdan Avrupa Birliği müktesebatını en geç 1 Mayıs’tan itibaren uygulama konusunda gerekli adımları atmıştır. Merkez İrtibat Bürosu (Central Liaison Office) işler haldedir ve Tüketici Vergisi irtibat Bürosu da kuruldu (Excise Liaison Office).

Bazı ürünlerin fiyatlarındaki artışın sorumlusu Avrupa Birliği midir?

Fiyatların artması konusu tam üyelik müzakerelerinde de dikkate alındı ve Kıbrıs olası kayıpları karşılayacak bazı yararlar hedefledi. Avrupa Birliği ve hükümet tarafından ortaklaşa finanse edilecek programlarla kırsal alanda ve şehirlerde böylesi bir gelişmeden olumsuz olarak etkilenecek olanların gelirleri artırılacaktır. Vergilerin yeniden düzenlenmesinde Kıbrıs toplumunun zorda olan kesimleri de dikkate alındı. Gelir vergisinde vergi dışı tutulacak alt basamak yukarı çekildi.

Daha pahalı su konusunda sorumluluk Avrupa Birliği’ne yüklenemez, çünkü ısraftan kaçınılması için su fiyatlarının üretim fiyatlarını karşılaması gerektiği konusunda ısrarlı davranan Dünya Bankası oldu.

Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası’nın uygulanması şeker, un ve süt ürünleri gibi bazı ithal ürünlerinin fiyatlarında artışı getirdi. Fakat diğer ürünleri ucuzlattı. 1 Mayıs’tan itibaren Avrupa Birliği’nin tüm ürünleri dış alım vergisinden muaf olacak ve bu da bir çok gıda ürününün fiyatının düşmesi anlamına gelecek. Zeytin yağı fiyatları litrede 1.5 liradan 1 liraya düşecek. Bu ithal alkolü içkiler için de geçerli olacak. Peynir, yoğurt, süt ve meyve fiyatları %15 ile % 30 arasında düşecek. Çimento fiyatları da önemli oranda düşecek. Bisküvi, hamurlu gıda v.s gibi işlenmiş endüstriyel ürünlerin de fiyatları da önemli oranda düşecek. Ortak tarım Politikası çerçevesinde oluşturulan Yeni Ödemeler Örgütü çiftçilerin güçlendirilmesi, çiftçi gelirlerinin artması ve kendilerine yeni koşulara uyumda yardım edecektir.

Enerji ürünlerinde tüketici vergisi için tam üye olacak ülkelere Katılım Sözleşmesi Sözleşmesi istisnalar tanıyor mu?

Katılım Sözleşmesi enerji alanındaki ürünlerde tüketici vergisi konusunda tam üyelik yolundaki ülkelere çok az istisnalar tanıyor. Kıbrıs’a 1 Mayıs’a 2005 tarihine kadar, çimento üretiminde kullanılan makine yağında tüketici vergisinde ve yerel yolcu taşımacılığında kullanılan her tür yakıt fiyatlarında ek tüketici vergisinde muafiyet uygulama yetkisi verdi.

Katma Değer Vergısı
Faturalara ilişkin vergi kuralları (KDV)

Kurallar neyi belirliyor?

Avrupa Birliği’ne üye devletlerde 1 Ocak 2004 ve Kıbrıs ve diğer yen i üye devletlerde 1 Mayıs 2004 tarihinde uygulamaya giren Avrupa Konseyi 2001/115/EK sayılı yasasına göre uygulanmakta olan fatura kuralları basitleştiriliyor ve çağdaşlaştırılıyor. Her tüccar ürünlerini satmada veya Katma Değer Vergisine (KDV) tabii hizmet verdiğinde yeni kurallara uymalıdır. Aynı zamanda yeni tüzük Avrupa Birliği yasaları çerçevesinde faturaların elektronik olarak sunulup saklanması sistemi yaratır.

Bu da Avrupa Birliği’ne ait bir tüccarın ürünün veya sunduğu hizmetin verghiye bağlşı olup olmamasından bağımsız olarak sunduğu fatura konusunda bütünsel bir yasalara uyması anlamına gelir. Bu tüzükleri izleyen herhangi bir fatura KDV nedeniyle tüm vergi hizmeti sunan komisyon tarafından tüm Avrupa Birliğinde kabul edilir.

Yeni tüzük şunları öngörür:

· Örneğin veriliş tarihi, fatura numarası, tüccarın ve müşterisinin adı ve adresi, ürünün veya hizmetin tarifi, uygulanan KDV oranı ve ödenen KDV gibi her faturada yer alması gerekli zorunlu bilgiler. Yeni araba satımı gibi bazı özel durumlarda ek bilgiler gerekir.
· Bazı ticari (küçük tüccarlar) türlerde ve bazı fatura türlerinde (düşük meblağlı) basitleştirme planı.
· KDV kesintisinin geçerli olduğu durumlarda lelge yerine elektronik fatura basımının seçilmesi
· Faturaların depolanması yeri ve yönteminin seçiminde özgür olunması. Örneğin yeni tüzük bir tüccara faturaların kesildği Avrupa Birliği üyesi bir devletten bir baΊka üye devlette saklama özgürlüğü verir.
· Tüccara iΊlemlerin faturasını müΊterisine veya baΊkasına (örneğin kiΊisel borçlandırma) olanağı veriyor

Yeni tüzük hangi durumlarda geçerlidir?

Sadece KDV nedeniyle fatura kesmede zorunlu olunan durumlarda örneğin yeni araba satımı ve bir üye devletten bir diğer üye tüketicisine uzaktan satım istisnaları hariç ürünlerin veya bir tüccarın bir baΊka tüccara verdiği hizmetin vergilendirilmiΊ olduğu yerlerde. Sonuç olarak aynı üye devlet içerisindeki komisyonları, üye devletler arasındaki komisyonları ve Avrupa Birliği dışındaki ülkelere ( bu son durumda KDV’den muaf tutunulsa da) dış satımı kapsar. Tüm bu durumlarda zorunlu bilgiler ve teknik taleplerle ilgili tüzükler geçerlidir.

Pratik olarak büyük bir olasılıkla tüccarlar Ίirket dışı (B2C) ve Ίirket içi (B2B) satışlarda farklı sistemler kullanırlardı. Bir olasılıkla her iki satış durumunda da (belki de faturada daha az bilgi sıralayan örneğin özel tüketicilerin KDV sayısı olmayan B2C’yi ) sistemleri faturalandırırken aynı şeyi kullanacaktı. Yeni tüzükler gümrük yasalarındaki farklılıklar nedeniyle Avrupa Birliği üyesi devletlerden birlik üyesi olmayan ülkelere dış satımda geçerli değildir.

Yeni tüzüklerden kimlerin yararlanması beklenmektedir?

Hem tüccarların hem de vergi dairelerinin yararlanması beklenmektedir.

Her şeyden önce tüccarlar somut tüzüklerle karşı karşıya olduklarında bazı yönetim giderlerinden kurtulacaklardır. Yeni uyum tüzükleri tüccarlardan somutörneklere veya tekniklere uyması istenmeksizin sadece bazı güvenlik koşularına uymaları istendiği koşullarda elektronik olarak fatura kullanımında bir elastikiyete sahiptirler. Başka bir ifadeyle Avrupa Birliği tüzükleri bazı güvenlik koşullarını belirler ve bu da ilgili taleplere yanıt verecek istediği teknolojiyi kullanmada karar tüccarlar aittir.

Sonuç olarak yeni Avrupa Birliği tüzükleri elektronik faturalandırmayı ve bunun bir sonucu olarak da elektronik ticareti cesaretlendirir.

İkincisi de , vergi yönetimi ile ilgili olarak da harcamalar ve verimlilik açısından yararlar sağlanır. Avrupa Birliği’nin yeni tüzük uygulaması elektronik faturalandırmanın kullanımını tüccarın seçimine bıraksa da vergi dairesini elektronik kontrol konusunda ( bilgisayar sisteminin programı, araç ve eğitim) daha büyük yatırımlara zorlayacaktır ve sonuç alıcı kontrol konumunda bulunacaktır. Avrupa komisyonu, FİSCALİS programı çerrçevesinde vergi kontrolünün düzenlenmesini çağdaşlaştırmak için üye devletlerle işbirliği yapmaktadır. Yani vergi kaçırılmasına karşı üye devletler arasında işbirliği yapılmaktadır.



Tüccarlar hangi koşullarda elektronik faturalandırmayı kullanabilirler?

Yeni tüzüklere göre faturanın menşeinin hakikiliği ile içeriğinin gerçekliği koşuluyla her tüccar şimdi elektronik fatura kullanma yeteneğine sahiptir.

Bahsedilen güvence ile ilgili olarak kurallar iki alternatif yol öngörüyor.
--İleri elektronik imza
--Elektronik veri değişimi (EDI)
İleri elektronik imza, bilgileri bilgisayar ağından alan herhangi bir kişiye bu bilgilerin kaynağını belirleme be bu bilgilerin değişmediğini kontrol etme olanağı verir. İmzalayan kişi ile müstesna olarak bağlantılı olan imzadır. Bu imza imzalayanı tanımak durumundadır ve sadece imzalayanın onu saklayabileceği biçimde imal edilmiştir. Bunun yanı sıra garanti altına aldığı bilgilerde herhangi bir değişikliğin bulunabilmesini sağlar.

EDI işletmeler tarafından kullanılan elektronik bilgilerin güvenli bir biçimde ulaştırılması sistemidir. Üzerinde anlaşmaya varılmış olan standartları temel alan bir sistemdir ve insan müdahalesi olmaksızın otomatik olarak anlaşılır ve karşılık verebilinir. Böylesi bir standart,uluslarası düzeyde ticaretle ilgilenmeyi arzu eden organizasyonalr tarafındfan benimsenen artuık EDİ uluslarası standartı olarak kabul eilmiş olan EDIFACT’dir (idari, ticaret ve ulaştırma alanında elektronik veri değişimi).

Kayıtlı tüccar genel güvenlik koşularına uyma koşuluyla herhangi teknolojik biçimi veya örneği kullanmakta özgürdür.

Üye devletler özgünlük ve geçerlilikte diğer daha az güvenilir yöntemleri seçmeye hazır olmaları durumunda bunu yapmaya özgürdürler.

Yeni kurallara göre tüccarların elektronik fatura kullanımında önceden onay almaya veya bunu kullanmadan önce herhangi ekonomik bir kurumun onayını almalarına gerek yoktur.

Bununla birlikte üye devletler bir süre için (2005 yılı sonuna dek ) geçiş dönemi olarak hazırlık sistem koyma seçeneğine sahiptirler.


Bu yeni yaklaşım neden bir zorunluluktu?

KDV için temel tüzüklerin (6. madde 77/388/F.P.A AET ) onaylandığı zaman faturalarla ilgili birleşik bütünsel uyum tüzüklerinin olması zorunlu görülmedi. Böylece üye devletler faturaları oluşturma, iletme ve saklamada kuralların büyük bölümünü yalnız başlarına belirlemede özgür kaldılar. İlgili madde sadece tüzükte yer alamsı gerekli sınırlı sayıda bilgi ile fatura vermeyi zorunlu kılıyordu.

Bununla birlikte ortak Pazar ve elektronik ticarette gerçekleΊen devrimle durum önemli oranda değişmiştir.

Diğer üye devletlerden müşterilerine vergiye tabii ürün ve hizmet sunmaları gerektiği şimdi tüccarlara ve geniş çevrelerce biliniyor ve bu kabul görüyor. Bunun yanı sıra uluslararası düzeyde faaliyet gösteren birçok şirket faturalanmdırma işlemlerine başlamışdırlar. Hedef, birleşik bir sektörde güven, farklı üye devletlerde belirlenmiş olan başka sektörlerin tümü adına faturalandırmadır. Bu durumlarda, üye devletler arasında faturalandırma kurallarının farklılık arz etmesi tüccarlar için gerçek bir yüktür.

Buna ek olarak, faturalandırmada yatırımları azaltabilen elektronik fatura şimdi eletronik ticaretin gelişmesiyle birlikte daha da popüler olmaktadır. Fakat bazı ülkelerde elektronik fatura, faturanın paralel belge olarak verilmesine kadar yasaklandı

Bununla birlikte ortak Pazar ve elektronik ticarette yaşanan devrimle durum önemli oranda değişti.

Sonuç olarak şimdi faturalandırma konusunda Avrupa Birliği’nin tüm uyum yasaları ( elektronik faura kullanımında ve saklanmasında faturada yer alacak zorunlu bilgiler dahil) zorunludur ve böylece tüccarlar için yaşam daha kolay hale gelmiştir.

Fatura hangi nedenden dolayı kullanılıyor?

KDV (77/388/EEC) ile ilgili yasanın 6. madde tarafından belirlenen Avrupa Topluluğu KDV sisteminin temel ilkelerinden biri her işletmenin her yaptığı satış için vergi almasını ve yaptığı her alış için de vergiden düşmesini öngörür. Bir tüccarın mal veya hizmet alımı yaptığı durumda KDV’den düşmesi ve yaptığı yatırımlarda bu vergiyi geri ödemesi yüklediği KDV’yi gösteren bir fatura kesme yeteneğine sahip olup olmamasına bağlıdır. Ürün veya hizmet sunan bir tüccarın fatura kesmesi için zorunlu olması durumunda vergi dairesinin kontrollerinde göstermesi için bunun bir kopyasını saklama zorundadır.

Yeni tüzüklerin üye devletlerde kullanımı ile ilgili bilgi nereden bulunabilir?

Daha fazla bilgiyi aşağıdaki elektronik adresten bulabilirsiniz.
http://europa.eu.int/comm/taxation_customs/taxation/e_invoicing/e_incoicing_rules_en.htm


No documents found

Αρχή Σελίδας
  

© 2003 - 2009 Kibris Cumhuriyeti, Uyum Koordinasyon Bürosu

Ana Sayfa | Kibris Cumhuriyeti | Sorumluluk Tekzip Etmeme | Sayfa Sorumlusu